KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/652 E., 2025/5679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1598 Esas, 2024/1751 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü (Yeniden hüküm kurulmak suretiyle)
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2024/72 E., 2024/201 K.
Karar Metni
1.108 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli adi ortaklık ile yaklaşık 15 yılı aşkın süredir gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, "..." markasının isminin müvekkili tarafından bulunduğunu, bu marka ile belirli bir müşteri potansiyeline ve tanınmışlık seviyesine ulaştığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "..." ibareli 2006/362 90... /94032 sayılı markaların da müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilin eski ortağı ve lokum ustası olan davalının ortaklıktan ayrılmak istediğini ve bijuteri dükkanı açmayı planladığını söylemesi üzerine müvekkilinin ...
Lokumlarının şubesi olarak kullanılan dükkanı davalıya devrettiğini, ancak davalı yanın bijuteri dükkanı açmak yerine aynı dükkanda lokum üretimine ve satışına devam ettiğini, tabelasına "... ..." ibaresini yazdırarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu ibareyi adına marka olarak tescil de ettirdiğini, ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/1 D.İş sayılı dosyasında alınan raporda davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespit edildiğini, davalının ... markasını müvekkil tarafından davalıya kullanım izni verildiği iddiasında bulunduğunu, müvekkil ile davalı arasında bu yönde bir konuşmanın geçmediğini, müvekkilinin markayı münhasıran kullanma yetkisinin bulunduğunu marka hakkının davalı tarafından kullanılması sonucu kazançtan mahrum kaldığını,
bu kapsamda davalı tarafından müvekkilinin marka hakkına tecavüz edilmeyip hukuka uygun lisans sözleşmesi yapılsaydı alınması gereken sözleşme bedelinin mahkemece tespitiyle tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK)151/2-c hükmü uyarınca müvekkilinin mahrum kaldığı kazanç olan lisans sözleşmesi bedelinin, mahkemece tespit edilerek, davalıdan tahsiline, davalı adına tescilli 2016/58296 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, "..." markasını davacı ile davalı müvekkilin birlikte oluşturduklarını, müvekkili ile davacının 05.08.2006 tarihinde %50-%50 olarak lokum üretim ve satış üzerine adi ortaklık kurduklarını, tarafların imalathane ve satış yerini birlikte kiraladıklarını, akabinde de şube olarak kullanılan dükkanı %50-%50 olarak devir aldıklarını, bu şubenin şu anda müvekkili tarafından işletildiğini, taraflar 2016 yılı Ocak ayında ortaklıktan ayrılmaya karar verince imalathane ve davalı yanca satın alınan dükkanın davacı yana, şubenin ise müvekkiline bırakılarak ortaklığın sona erdirildiğini,
mezkur markanın taraflarca müşterek oluşturulduğunun ...'da herkesin bildiğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin bujiteri açması durumunun hiçbir zaman yaşanmadığını, davacı ile davalı müvekkilin ortaklığın sona ermesinden sonra aralarında ticari ilişki de bulunduğunu, tarafların ticari ilişkilerinin de 2017 yılı Ocak ayında son bulduğunu, müvekkilinin 2018 yılı Ocak ayında kendi imalathanesini açtığını, müvekkiline ait "... ...
Lokum ve Şekerleme" markasını tescil ettirdiğini, geçen bu süreçte müvekkilinin markası ile satış yapmasına birşey demeyen davacı yanın daha sonra müvekkilinin satışlarının fazlalığından rahatsız olduğunu ve işbu davayı açtığını, müvekkilinin tamamen iyiniyetli olduğunu, davacının markayı kötüniyetli olarak kendisi adına tescil ettirdiğini, marka birlikte yaratılmış olduğundan gerek asli gerek tali unsurlar ile birlikte markanın her iki ortak tarafından kullanılabileceğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... Mah. ... Sk. No:13 ... Karabük adresinde ... isimli adi ortaklık ile, davalının "... ..." yazdırarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, benzer ibareli marka başvurusu yapılmasının tek başına kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla her somut marka tescil başvurusu bakımından, başvuranın kötüniyetli olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mesnet markasının "..." ibareli olduğu, davalının "... ...
Lokum ve Şekerleme" ibareli kullanımı da "..." esas unsurlu olduğundan davacı markası ile davalı kullanımının benzer bulunduğu, bu durumda davalı kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklara tecavüz edeceği, ortaklıktan ayrılmadan önce tarafların "..." markasını birlikte kullandıkları, ayrıldıktan sonra da davalının 18.01.2016 tarihinden itibaren tarafların eski şubesi olan dükkanda lokum satış faaliyetlerine devam ettiği, Karabük Defterdarlığı tarafından yapılan yoklamaya göre, davalının bu adreste "lokum, helva, şekerleme ürünleri ve hediyelik eşya perakende satışına başladığı,
yine yoklama sırasında çekilen 21.01.2016 tarihli fotoğraflara göre, davalının iş yerinde "..." tabelasının asılı olduğu, davacının da ayrı tarihte davalıya kendi iş yerinde satışa sunması için lokum sattığı, bu satışın 2016 yılı ortalarına kadar devam ettiği, yine davalının "..." ibareli kullanımının dava tarihine kadar sürdüğü, dosya arasında davacının bu kullanıma karşı çıktığına ilişkin somut bir delil bulunmadığı, bu durumda davacı, davalının bu kullanımına sessiz kaldığından markaya tecavüz koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük talebi yönünden ise; davacının 2006/362 90... /94032 sayılı "..." ibareli markaları olduğu,
davalının ise 2016/58296 sayılı ve asıl unsuru ... olan "... ...
Lokum ve Şekerleme" ibareli markasının bulunduğu, davacının 2016/94032 sayılı markasının hükümsüzlüğü talep edilen markadan sonraki tarihli olduğu, 2006/36290 sayılı markanın ise 30. sınıf mallarda tescilli olup hükümsüzlüğü talep edilen marka kasapmındaki 30. sınıf mallar, 35. sınıfın 01-04. alt sınıfındaki hizmetler, 35. sınıfın 05. alt sınıfındaki 30. sınıfın perakendeciliği hizmetleri ve yiyecek ve içecek emtiaları ile bunların satımına ilişkin 43. sınıf hizmetler ile benzer bulunduğu, benzerliği tespit edilen mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğduğu,
dolayısıyla benzer mal ve hizmetler bakımından davalı markasının kısmen hükümsüzlüğü şartının bulunduğu, ne var ki davalı tarafça, sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının ileri sürüldüğü, ancak dava konusu markanın 17.11.2016 tarihinde tescil edildiği, 21.09.2020 dava tarihi itibariyle SMK'nın 25/5 hükmünde öngörülen 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolmadığı, bu durumda davalı markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları yönünden ise;
bu iddialarını ispatlayacak nitelikte somut delil sunulmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/652, K. 2025/5679, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama