KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/764 E., 2025/5839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/497 Esas, 2024/1531 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2021/37 E., 2021/997 K.
Karar Metni
755 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; restaurant-cafe işletmeciliği alanında da faaliyet gösteren müvekkilinin "..." markasının 43. sınıfta yer alan hizmetler bölümünde tescil sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." markası ile ticaret hayatına Hint mutfağı ve yemekleri üzerine kurulu yeni bir ticari işletme kurulması süreci için gerekli hazırlıklarını yürütmekte iken davalı şirket adına kayıtlı "..." markası ile karşılaştığını, tüketicilerin her iki marka arasında mutlak surette bir benzerlik kuracağını, markaların aynı işletmesel kökenden geldiği yanılgısına düşeceğini, ortalama tüketici algısında markalar arasında iltibasın doğacağını ileri sürerek davalı adına kayıtlı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Karşı davacı vekili dava dilekçesinde; 5 yıl süre ile markanın kullanılmaması veya kullanımına ara verilmesinin markanın iptaline yol açacağını, karşı davalının markayı geçmişte kullandığını ve hala kullanmakta olduğunu iddia etmediğini, kullanmak üzere hazırlık halinde olduğunu ileri sürdüğünü savunarak davacı adına kayıtlı "..." markasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." markası dışında birçok tescilli markaya sahip olduğunu, bunlardan birisinin de "..." markası olduğunu, bu markaların, marka devir sözleşmesi ile müvekkil şirket tarafından devralınıp fiilen ve yoğun olarak kullanıldığını, markalar arasında iltibas doğmadığını, markaya ismini veren "..." köyünün şirketin kurucusunun doğduğu,
bir zamanlar Osmanlı idaresinde, daha sonra ise Yunanistan idaresinde kaldığını, davacı markasının ise Srilanka'nın batısında yağmur ormanlarıyla çevrili alan anlamına geldiğini, gerek anlamlarının farklı olması gerekse kelimelerin fonetik olarak birbirlerinden ayrı olması, görsel olarak benzerlik taşımaması nedeniyle iki markanın iltibasa sebebiyet verecek şekilde benzerlik taşımadığını savunarak asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Karşı davalı cevap dilekçesinde; karşı davacının iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin "..." markasının işbu davadan daha önce de markasal etki doğuracak mahiyette kullandığını, "..." adresi üzerinden müvekkil kullanımlarının görülebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davacı markası ile davalı markası arasında görsel ve işitsel olarak benzerlikler olduğu, telaffuzları dikkate alındığında davacı markasındaki "T" harfi yerine davalı markasında "K" harfinin kullanıldığı, aynı şekilde başlayan markaların vurgu ve tonlamasının "..." ibaresi olduğu, ortalama bir tüketicinin markaların başlangıç vurgularına daha çok dikkat edeceği, davalının kullanımının 30. sınıfta, davacının kullanımının ise 43. sınıfta kaldığı, 30. sınıftaki mallar ile 43. sınıftaki hizmetlerin birbirleri ile bağlantılı olmadığı,
ancak tüketiciye yansıyacak mallar yönünden markaların birbiri ile iltibas oluşturabileceği, dolayısı ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/1-b bendi gereğince davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ilişkin yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıya ait 2011/24194 sayılı markanın 556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendi gereğince 43. sınıftaki hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, karşı dava yönünden; davalının "..." markasının tescil tarihi olan 06.07.2007 tarihinden itibaren dava tarihinden geriye dönük 5 yıl içinde kullanıldığının ispatlanamadığı,
bilirkişi heyeti tarafından "..." alan adına ulaşılamadığı, dolayısı ile karşı davalının markasının 5 yıl içinde kullanılmadığının sabit olduğu, ancak 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 14.12.2016 tarihli ilamı ile iptal edildiği gerekçesiyle karşı dava yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar, davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve karşı dava yönünden Mahkemece verilen kararların usul ve yasaya uygun oldukları gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davaya konu taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derece benzerlik olduğu iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü, karşı dava ise kullanmama nedenine dayalı marka iptali istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/764, K. 2025/5839, 1 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama