KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/81 E., 2025/4522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1425 Esas, 2024/1571 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/312 E., 2021/191 K.
Karar Metni
696 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markların sahibi olduğunu, davalı Üniversitenin 2018/74547 sayılı ve "...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, başvurunun tescil edilmek istendiği 29, 30,
32 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin itirazına mesnet markaları kapsamında da bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, 2019-M-5174 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde 29, 30, 32 sınıf mallar ile 35. sınıfta anılan malların satışı hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafl markaları arasında işitsel, anlamsal ve görsel benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin yaygın kullanılan bir ibare olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığı,"..." kelimesi ile kavramsal kurgulanış bakımından dahi, herhangi bir ilgisi ve benzerliği bulunmayan "..." ibareli dava konusu başvurunun davacının markalarıyla iltibas yaratmayacağı, markaların hitap ettiği tüketici kesimi markaların farklı işletmelere ait, ilişkisiz markalar olduğunu kolaylıkla anlayacakları ve markalar arasında bağlantı kurmayacakları, "..." ibaresinin davalının markası içerisinde tek başına özgün olarak kullanılmadığı, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olmadığı, başvuruda bu ibarenin öne çıkarılmadığı, ayrıca başvuruda "..." kelimesinin değil, bitki ön eki anlamına gelen "..." ibaresinin kullanıldığı, bu hali ile dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarından hem işitsel hem de anlamsal olarak yeterince farklılaştığı, diğer taraftan tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından,
davacı vekilinin emtia benzerliği yönünden ileri sürdüğü istinaf itirazlarının sonuca etkili olmadığı, ayrıca davacının ne davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazlarında ne de dava ve iddianın genişletilmesinin mümkün bulunduğu cevaba cevap dilekçesinde dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-c hükmü uyarınca tescil edilemeyeceğini ileri sürmediği,
ilk kez bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde ileri sürülen bu iddianın, davalı tarafın açık muvafakatinin bulunmaması karşısında, İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmemesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/81, K. 2025/4522, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama