KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/818 E., 2025/5905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/268 Esas, 2024/282 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/50 Esas, 2024/1330 Karar
Karar Metni
1.207 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların yonca alım satımı konusunda anlaştığını, müvekkili şirketçe davalıya malların teslim edildiğini, buna rağmen davalı şirketin teslim edilen mallara dair tanzim edilen faturalara dayalı borcunu ödemediğini, müvekkilin bu durumu bildiren ihtarnameyi davalıya gönderdiğini fakat netice alamadığını, bunun üzerine davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığını, Denizli İcra Dairesinin 2023/240995 E. sayılı dosyası ile alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, ihtiyati hacizler konulduğunu, davalı tarafın borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu,
davalı tarafın söz konusu faturaları teslim aldığını, ticari defterlerine işlediğini ve faturalar için itiraz etmediğini, itiraz edilmemek suretiyle davalı borçlu aleyhine yazılı delil niteliği kazanan faturanın aksini davalı borçlunun ancak yazılı delille ispat edebileceğini ileri sürerek takibe yapılan haksız itirazın iptalini, davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı-karşı davacı şirketin, davacı- karşı davalı şirketten yaklaşık 30 milyon TL civarında ödeme yaparak yonca satın aldığını, ancak çıkan yangın sonucunda yoncaların yok olduğunu, yangın raporunda yapılan tespit ile yoncaların kendi içerisinde ısı üreterek tutuşması sonucu yangının meydana geldiğinin tespit edildiğini, davacı- karşı davalı şirketin bu gizli ayıp nedeniyle sadece ödediği para kadar zarar görmediğini, yanan yoncaların değerinin yangın tarihinde alınan bedelden daha fazla olduğunu,
bu yoncalara ihtiyacı olan davalı- karşı davacı şirketin yanan yoncaların yerine yenisini almak zorunda olduğunu, bunun için yonca alımında davacı- karşı davalı şirkete ödediği bedelden daha fazlasını ödemek zorunda kaldığını, bu fark bedelinin de şirketin uğradığı zarar olarak hesaplanması gerekeceğini ileri sürerek yargılama aşamasında belirli hale gelecek olan maddi zararın, olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte karşı davalıdan alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin büyükbaş hayvanların ihtiyacı için davacı şirketten yaklaşık 30 milyon TL civarında ödeme yaparak yonca satın aldığını, ancak yoncaların kendi içerisinde ısı üreterek tutuşması sonucu yanmaya başladığını, büyük maddi zarar meydana geldiğini, davacı şirketin yanan yonca piyasa rayiç değeri kadar parayı davalıya iade etmesi gerektiğini, ayıplı yonca bedelini talep edemeyeceğini, ayıplı yonca satan davacının dava konusu takibi de kötüniyetli olarak yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı-karşı davalı şirket tarafından davalı şirkete yapılan anlaşma gereği 25.10.2023 tarihli ile 31.10.2023 tarihleri arasında birbirinden farklı günlerde bir çok defa yonca teslimi yapıldığını, teslimatın eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, davalı- karşı davacı şirket "12.12.2023 tarihinde gerçekleşen yangın neticesinde davacı-karşı davalı şirket tarafından teslimi yapılan yoncanın yanmış olduğunu, gerçekleşen yangının malın ayıplı olması sebebi ile ortaya çıktığını" iddia etse de bu iddiaların gerçeklik payı bulunmadığını,
söz konusu iddia ile açılan itirazın iptali davasında işbu karşı dava ikame edilerek ayıplı ürün teslimi ve zarar ile davacı-karşı davalı şirket arasında illiyet bağı kurulmaya çalışıldığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu uyarınca davacı tarafın defter kayıtlarına göre, cari hesap olarak satılan ürün bedelleri faturalar üzerinden davalı ... San. Tic.
A.Ş. cari hesabına borç kaydedildiği, bu şirketin yaptığı ödeme ve düzenlemiş olduğu iade faturaların alacak kaydının yapıldığı, yıl sonu cari hesabının kalanın 1.419.914,00 TL olduğunun tespit edildiği, incelenen davalıya ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğruladığını, delil vasfı taşıdığı, davalıya ait defter kayıtları ve belgelerine göre; icra takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu tutarın 1.418.708,00 TL olduğu,
davacının davasını usulüne uygun düzenlenmiş defter kayıtları ile ispat ettiği ve davalının borca itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davanın 1.418.708,00 TL asıl alacak ve asıl alacağın konu olduğu ihtiyati haciz kararı nedeniyle hükmolunan 4.700,00 TL vekalet ücreti yönünden kabulüne, takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine, karşı dava yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yoncaların en son teslim tarihi ile yangın tarihi arasında geçen süre gözönüne alındığında yangına sebep olabilecek aspergillus türü mantarlarının faaliyetlerinin minimum düzeye inerek yangın çıkaracak kadar yüksek ısı üretecek faaliyetlerinin olamayacağının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, takip konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gözönüne alınarak hükmedilen alacak miktarının yerinde görüldüğü,
icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yasal koşullarının oluştuğu, takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine dair mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu, asıl davada faiz talebi yönünden dava reddedilmekle aslında kısmen kabul edilmiş ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretine de bu şekilde hükmedilmiş ise de "davanın kabulüne" denmek suretiyle kısmen kabule ilişkin durumun belirtilmemesinin yerinde düzeltilebilir maddi hata olarak görüldüğü, bu hususun eleştiri konusu yapıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava ayıplı mal teslimi iddiasına dayalı zararın tahsili istemli belirsiz alacak davasına ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b (1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı/karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik ise sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl dava yönünden her ne kadar takip talebinde ihtiyati haciz vekâlet ücreti olarak 4.700,00 TL de takip konusu yapılmış ve itiraz üzerine asıl alacak ile vekâlet ücreti yönünden de itirazın iptali davası açılmış ise de itirazın iptali davası açıldıktan sonra borçlunun ihtiyati haciz kararına yaptığı itiraz üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2024/499 E., 2024/530 K. sayılı kararı ile 13.03.2024 tarihinde ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiği, ihtiyati haciz vekâlet ücretine dair talebin konusuz kaldığı anlaşıldığından ihtiyati haciz vekâlet ücreti yönünden talebin konusuz kaldığı gözetilip bu kısım yönünden talebin reddi gerekmekteyken kabul hükmü kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/818, K. 2025/5905, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama