KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/6890 E., 2023/5745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/2365 E., 2019/1752 K.
- Hüküm
- Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Ret, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Karar Metni
1.326 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 04.07.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin aynı tarihte verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu,
294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 29.11.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı örgüt suçundan 01.09.2016 - 06.07.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığını belirtmiş, bu kapsamda yapılan harcamalar ve manevi zarar için 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 08.12.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, davacı vekilinin vekaletnamesinde tazminat davası açma yetkisi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2018 tarihli ve 2017/721 Esas, 2018/48 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/2365 Esas, 2019/1752 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 06.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin reddini, davacı vekilinin temyiz istemi bakımından ise temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi, ceza davasında avukata ödenen vekalet ücretinin maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi, davacının tutuklanmasına kendisinin sebep olması nedeniyle tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğundan bahisle davanın reddi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... Davacının polis memuru olduğu 18/07/2016 tarihinde açığa alındığı,01/09/2016 tarihinde ihraç edildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma açıldığı, soruşturma kapsamında 01/09/2016-06/09/2016 tarihleri arasında gözaltına alındığı ve 06/09/2016 tarihinde tutuklama kararı verildiği, 07/09/2016-06/07/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı anlaşılmıştır. Davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde ise Kayseri 2.Ağır ceza mahkemesi tarafından 03/10/2017 tarihinde beraat kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 11/10/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
...
Davacının polis memuru iken 18/07/2016 tarihinde açığa alındığı, 01/09/2016 tarihi itibari ile ihraç olduğu, 01/09/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 07/09/2016-06/07/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, gözaltı ve tutukluluk süresi boyunca ihraç olması sebebiyle ödenmeyen maaşına yönelik talebin yerinde olmadığı, zira ihraç işleminin kurumun idari bir tasarrufu olduğu, davacının gözaltı ve tutukluluk süresi boyunca polis memuru olmadığı anlaşıldığından davacının bu talebi ile ilgili olarak ancak idare hukukunun genel esasları çerçevesinde idari yargıda devlet aleyhine tazminat davası açabileceği anlaşılmakla bu yöndeki talep reddedilmiştir.
İhraç olduğu 01/09/2016 tarihinden tahliye olduğu 06/07/2017 tarihine kadar çalışamaması sebebiyle maddi gelir kaybına uğradığı bu sebeple maddi tazminata konu edilebileceği, günlük net asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği, 01/09/2016-31/12/2016 tarihleri arasında 122 gün, 01/01/2017-06/07/2017 tarihleri arasında 187 gün olmak üzere toplamda 309 günü gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği, 2016 yılı için günlük 43,36 TL üzerinden 122 gün için 5289,92 TL, 2017 yılı için günlük 46,80 TL üzerinden 187 gün için 8751,60 TL olmak üzere toplamda 14.038,52 TL'nin maddi tazminatın gözaltı tarihi olan 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 20/07/2017 tarihli serbest meslek makbuzuna göre davacı tarafından avukatına ödeme yapıldığı, karar tarihinin 03/10/2017 olduğu, makbuz tarihinin 20/07/2017 olduğu, makbuz tarihinin karar tarihinden önce olması sebebiyle davacının bu yöndeki talebinin yerinde olduğu, avukatına ödenmiş olan 10.000,00 TL'lik vekalet ücretinin karşılanması gerektiği, netice itibariyle 01/09/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle toplamda 24.038,52 TL maddi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Davacının 01/09/2016-06/09/2016 tarihleri arasında kalmış olduğu gözaltı ile 07/09/2016-06/07/2017 tarihleri arasındaki tutukluluk süreleri boyunca haksız gözaltı ve tutuklanmadan doğan eleminin kısmen telafisine yönelik, sosyal ekonomik durumuna uygun hak ve nesafet kuralları ile bağdaşır oranda, zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde ve tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak 11.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 13.865,76 TL'ye indirilmesi, manevi tazminat miktarının 21.000,00 TL'ye yükseltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/202 Esas – 2017/412 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 01.09.2016 - 06.07.2017 tarihleri arasında 308 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 11.10.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Tebliğnameye yönelik olarak
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 04.07.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin aynı tarihte temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmış olup, davalı vekilinin hükmü katılma yolu ile temyiz ettiği kabul edilmekle, tebliğnamedeki temyiz kesinlik sınırı ve hükmedilen tazminat miktarı nedeniyle hükmün davalı bakımından kesin olduğundan bahisle ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğu tespit edilmiş ise de, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde açıkça manevi tazminat miktarını temyiz etmediklerini belirtmiş olması nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
C. Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 Sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.06.2019 tarihli ve 2019/2365 Esas, 2019/1752 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/6890, K. 2023/5745, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama