KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/7097 E., 2023/5765 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/3022 E., 2019/1363 K.
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
932 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 09.01.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 11.08.2016-17.11.2016 tarihleri arasında gözaltına alınan davacı hakkında yürütülen soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 23.879,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 04.02.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde yetkili mahkemede açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, istenilen tazminatın yüksek olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2019/92 Esas, 2019/124 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/3022 Esas, 2019/1363 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2021 tarihli 2019/104473 sayılı tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının maaşından yapılan kesintinin maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğuna ve faiz başlangıç tarihinin gözaltı tarihi olması gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde ".. davacının 10.08.2016 tarihinde 3 aylık süre ile görevinden uzaklaştırıldığı, davacının meslekten çekilme talebinde bulunduğu ve HSYK’nın 27.12.2016 tarihli kararı ile talebinin kabul edildiği, davacının bu süreçte maaşını kesintili olarak almaya devam ettiği,
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza dairesinin 2018/3932 E.- 2019/99 K. sayılı ilamında da belirtilen hususlar da göz önüne alındığında kamu görevlisi olarak çalışan davacının 10.08.2016 tarihinde meslekten uzaklaştırıldığı ve meslekten çekilme talebinin kabulüne kadar kamu görevlisi olduğu ve hakkında ihraç kararı verilmemesi sebebiyle kamu görevlisi olan ve ücretini kamudan alan davacının gözaltına alındığı tarihten meslekten çekildiği tarihe kadar maddi bir kaybının olmadığı,
devlet memurluğundan istifa ettiği ve görevine geri dönmediği bu sebeple kesintileri almaya hak kazanmadığı anlaşılmış bu nedenle gelir kaybı açısından maddi tazminata hükmolunmamıştır.Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süre, davacının mesleği, sosyal ve ekonomik durumu, üzerine yüklenen ve ceza kovuşturmasına konu olan suçun niteliği ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekmektedir.
Mahkememizce bu kriterler nazara alınarak davacının koruma tedbirleri nedeniyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacının gözaltında kaldığı 11.08.2016- 16.11.2016 tarihleri arasındaki karşılığı 10.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 11.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine ve bu gerekçeyle fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine oy birliği ile karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi yoluna gidilmiştir." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince davacı hakkında hükmedilen manevi tazminata uygulanacak faiz tarihinin 09.01.2019 tarihi olarak düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/25051 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 11.08.2016-16.11.2016 tarihleri arasında 97 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacı hakkında 10.10.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı ve yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Gözaltı ve tutukluk süresi boyunca kamu görevlisi olan ve kesintilide olsa maaşını almaya devam eden davacının açığa alındığı süre boyunca maaşından yapılan kesintinin idari işlemden kaynaklanması nedeniyle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceği anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
Dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarına yasal faiz işletilmesine yönelik talepte bulunulduğu; ancak faiz başlangıç tarihinin belirtilmediği anlaşıldığından hükmedilen manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/3022 Esas, 2019/1363 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yazı.İşl.Md.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/7097, K. 2023/5765, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama