İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2021/9632 Karar: 2025/2560 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2021/9632 K.2025/2560

12. Ceza Dairesi 2021/9632 E. , 2025/2560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2257 E., 2019/3496 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2021/9632 E. , 2025/2560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2257 E., 2019/3496 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2021/9632 E. , 2025/2560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2257 E., 2019/3496 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince; davacının haksız yargılama gözaltı, tutuklama, arama, el koyma nedeniyle 1.000.000,00 TL maddi, 5.000.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz istemi; hakkında uygulanan tüm koruma tedbirlerinin 2802 sayılı kanunda belirlenen tüm usul kurallarına aykırı olduğunu, arama, el koyma, gözaltına alınma, kendisinin ve ailesinin pasaportların iptali yurt dışı çıkış yasağı, malvarlığına tedbir konulması ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutukluluğunun fiilen infaz ettirilen tutukluluğunun açıkça aykırı olduğunu, haksız ve keyfi tedbir uygulandığından tazminata hükmedilmesi gerektiğini, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, haksız ihraç olduğunu, uzun süre hakim karşısına çıkmadığını, davanın kabulü gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/28193 sayılı soruşturma dosyasında davacının anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 16.07.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 18.07.2016 tarihinde tutuklandığı, 17.08.2016 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçundan davacı hakkında tahliyesine ve ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, davanın 5271 sayılı kanuna tabi olduğu, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılamanın İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası üzerinden devam ettiği, davacının talep ettiği tazminata konu koruma tedbirlerinin, hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak ve Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme" suçlarından yürütülen soruşturma ile "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan yürütülen kovuşturma kapsamında uygulandığı, buna karşın davacı hakkında sadece "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme" suçundan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, davacının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açma hakkının doğabilmesi için, hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan açılan ve İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/83 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden davanın neticesinde bu suçtan beraatine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinin gerektiği ve bu dosyanın henüz derdest olduğu anlaşılmakla, hüküm verilip kesinleşmeden tazminat istemli iş bu dava açılmış olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR 5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince, ilk derece mahkemesince davanın tümüyle reddedilmesi ve karar tarihi dikkate alınarak, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacının sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı Kanunun tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir. Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyasında davacının kanunda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan ve tutukluluğunun devamına karar verilen, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, (CMK 141/1-a, d,i,j,k) nedenlerine dayanarak tazminat talebinde bulunduğu, anlaşılmıştır. Davacının tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından davacının talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141/1-a,d,i,j,k bentleri kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Davacı; anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından gözaltına alınıp tutuklanmış, ilk suçtan tahliye ve ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, üyelik suçundan yargılama derdestken tazminat istemiştir. Yerel mahkeme üyelik davası kesinleşmediğinden talebi reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi onamıştır.

Hukuki İlke: CMK 141/1-a, d, i, j, k bentlerindeki koşullar dışında tutuklama, makul sürede hakim önüne çıkarılmama, ölçüsüz arama ve el koyma gibi talepler asıl davanın sonucunu etkilemediğinden, bu taleplerin incelenmesi için üyelik davasının kesinleşmesi zorunlu değildir.

Uygulama Sonucu: Bozma: davacının talebinin 141/1-a, d, i, j, k bentleri kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan yazılı gerekçeyle reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Ayrıca vekalet ücretinin sulh ceza yerine ağır ceza maktu tarifesinden belirlenmesi gerektiği, ancak temyiz edenin sıfatı nedeniyle bozma yapılmadığı belirtilmiştir.

Dava Strateji Notu: Bu tür tazminat davalarında dava dilekçesinde dayanılan 141/1 bentlerinin her biri ayrı ayrı sıralanmalı; asıl dava kesinleşmese de bu bentlerin araştırılmaması bozma sebebi, ayrıca dava reddinde ağır ceza maktu vekalet ücreti uygulanmalı.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla