KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2022/206 E., 2023/5519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/444 E., 2020/888 K.
- Hüküm
- Davanın reddi
- Tebliğname görüşü
- Esastan ret
Karar Metni
1.242 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 29.09.2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/458 Esas 2009/108 Karar sayılı kararı ile Uyuşturucu Madde Ticareti Yapmak, Temin Etmek suçundan 31/07/2008 tarihinde 1 günlük gözaltına alındığı, 01/08/2008 tarihinde tutuklandığını, 24/03/2009 tarihinde tahliye edildiğini, temyiz sonucu dosyanın Yargıtaya gönderildiğini, Yargıtayca kararın bozularak mahkemesine iade edildiğini, Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/331 Esas 2016/6 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin beraat kararı aldığını, bu nedenle 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 24.10.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının maddi zararını belgelendiremediğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, faiz talebinin dava tarihinden başlaması gerektiğini, davanın reddi gerektiğini, öne sürmüştür.
3.Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2018 tarihli ve 2016/299 Esas, 2018/63 Karar sayılı kararı ile ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.06.2018 tarihli ve 2018/1606 Esas, 2018/1227 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvuruları yerinde görülerek davacının hem uyuşturucu madde ticareti hem de kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanma suçundan ayrı ayrı tutuklandığı,
davacı hakkında uyuşturucu madde ticareti suçunun beraat ile sonuçlanmış ve tutuklanmanın haksız hale geldiğinin anlaşılması karşısında, davacı lehine tazminata hükmedilmesine engel bulunmadığı ve koruma tedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı CMK'nun 141/1 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleştiği gözetilmeden, dosyada yer alan delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunarak hükmün bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiştir.
5.Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2018/405 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü ile 3.669,42 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2020/444 Esas, 2020/888 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; İstinaf merciince usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davacının tutuklandığı suç nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini, yerel mahkemece verilen kararın usuli müktesep hak olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/331 Esas – 2016/6 Karar sayılı dava dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 31.07.2008-24.03.2009 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraat ettiğini ve hükmün 27.01.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı belirlenerek, davanın kısmen kabulü ile 3.669,42 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacının, Çan Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/29 sorgu sayılı kararı ile "Kullanmak İçin Uyuşturucu Ve Uyarıca Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak" ve "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti yapma veya Sağlama" suçlarından ayrı ayrı tutuklandığı, yapılan yargılama sonucunda Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/331 esas 2016/6 karar sayılı kararı ile "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti yapma veya Sağlama" suçundan beraatine karar verildiği,
"Kullanmak İçin Uyuşturucu Ve Uyarıca Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak" suçundan ise TCK'nın 191/1, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilerek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, verilen kararının 27/01/2016 tarihinde kesinleştiği, davacının bu kapsamda 31/07/2008 ila 24/03/2009 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu olarak kaldığı anlaşılmaktadır. Dava yasal süresindedir.
Davacı yararına maddi ve manevi tazminat hüküm altına alınmıştır. Ne var ki.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/12071 Esas ve 2018/6254 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere;(Her iki suçtan ayrı ayrı tutuklama kararı verildiğinde ve bu suçlardan biri yönünden beraat kararı verilip diğeri yönünden ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiğinde de geçerli olmak üzere) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda 5 yıllık denetim süresi sonunda davanın düşmesine, hükmün açıklanmasına yada beraate karar verilmesi halinde tazminat şartlarının değerlendirilmesinin mümkün olduğu, bu aşamada hükmün davacı bakımından her hangi bir sonuç doğurmadığı,
ancak davanın düşürülmesi veya hükmün açıklanması halinde tazminat davasının şartlarının değerlendirilmesinin mümkün olduğu gözetildiğinde;"Kullanmak İçin Uyuşturucu Ve Uyarıca Madde Kabul Etmek veya Bulundurmak" ve "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti yapma veya Sağlama" suçlarından dolayı ayrı ayrı tutuklanan davacı hakkında bu suçlardan biri yönünden beraat kararı verilip kesinleşmiş olsa dahi diğer suç yönünden yukarıda açıklandığı biçimiyle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilmiş olmakla bu aşamada davacının tazminat isteme hakkı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemesince aksi yönde uygulama yapılarak davacıya maddi ve manevi tazminat ödetilmesine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu yönde oluşturulan hüküm kaldırılmalı ve dairemizce davanın tümden reddi yönünde hüküm tesis edilmelidir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/331 Esas – 2016/6 Karar sayılı dava dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçlarından 31.07.2008-24.03.2009 tarihleri arasında 236 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan beraatine, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan ise 1 yıl 8 ay hapis cezasını ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararının 27.01.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden; 1.Davacı hakkında 2 farklı suçtan tutuklama müzekkeresi düzenlendiği göz önünde bulundurularak; davacı ile ilgili tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş olup, açıklanan nedenle tebliğnamedeki davacı vekilinin temyiz itirazlarının esastan reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Dairemiz incelemesi sırasında denetim süresinin dolduğu gözetilerek, mahkeme kararında belirtilen 5 yıllık denetim süresi sonunda davanın düşmesine ya da beraatine karar verilmesi halinde tazminat şartlarının değerlendirilmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresinin sonucunda ne şekilde karar verildiği araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş olup, açıklanan nedenle tebliğnamedeki davacı vekilinin temyiz itirazlarının esastan reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) nolu paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2020/444 Esas, 2020/888 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/206, K. 2023/5519, 11 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama