İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2022/3769 Karar: 2026/3714 Tarih: 2026

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2022/3769 K.2026/3714

12. Ceza Dairesi 2022/3769 E. , 2026/3714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/351 E., 2021/675 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Ma

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2022/3769 E. , 2026/3714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/351 E., 2021/675 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Ma

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2022/3769 E. , 2026/3714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/351 E., 2021/675 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereğince takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; 4 yıldır aynı köyde imam olan sanığın her yıl geleneksel olarak piknik aktivitesi gerçekleştirdiğine, her pikniğe gelişte çocuklardan isteyenlerin serinlemek amacıyla olayın meydana geldiği nehirde suya girdiklerine, aktivite için izin alınmaması sanığa kusur olarak atfedilmiş ise de etkinliğin ... İşleri Başkanlığının 2019 yılı Yaz Kur'an Kurslar Uygulama Esasları çerçevesinde gerçekleştirildiğine, etkinliğin ailelerin rızaları doğrultusunda gerçekleştiğine, ailelerin de her yıl gerçekleşen etkinliğin içeriği konusunda bilgi sahibi olduğuna, piknik alanı olarak seçilen yerin uygun olduğuna, erkek öğrencilerin suyun derinliğinin 1 metre olduğu ve zeminin balçıklı olmadığı yerde nehre girdiklerine, suyun derinliğinin çocukların beli hizasında kaldığının fotoğraflardan anlaşıldığına, boğulmanın başladığı yerde derinliğin aniden arttığı ve zeminde balçık bulunduğuna, bunun da nedeninin köprünün diğer tarafındaki su bendi olduğuna, bendin suyu durgun gösterdiği ve dip akıntısı oluşturduğuna, buna ilişkin hiçbir levha ve ikaz çalışması olmadığına, bu nedenle sanığın suyun aniden derinleştiğini bilmediği ve bilebilecek durumda da olmadığına, idarenin hizmet kusuru olduğuna, beyanlarına başvurulan tanıkların çocuk olması nedeniyle aleyhe anlatımlarına itibar edilmemesi gerektiğine, suya girilen nokta itibariyle boğulma hadisesinin olabileceğinin öngörülebilmesinin mümkün olmadığına, unsurları oluşmayan suçtan dolayı beraat kararı verilmesi gerektiğine, öngörülebilir bir netice olduğu kanaati hasıl olursa da sanık tarafından neticenin öngörülemediğinin kabulü gerektiğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, somut olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılmaması, su üzerindeki bendin etkisinin araştırılmaması nedeniyle eksik inceleme yapıldığına, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 03.08.2019 tarihinde ... İlçe Müftülüğü ... Yaz Kur'an Kursu öğreticisi ve cami imamı olan sanığın, eşi ile birlikte yaz Kur'an kursunda eğitim gören 34 öğrenciyi ... nehri kıyısındaki ağaçlık alana pikniğe götürdükleri, piknikte yemek yedikten sonra hep birlikte nehir kıyısına geldikleri ve kız - erkek ayrı yerlerde olacak şekilde, kız öğrencilerle eşinin, erkek öğrencilerle de kendisinin ilgilenmesi suretiyle nehre girdikleri, nehirde zaman geçirildiği sırada akıntıyla çocukların köprü altına sürüklendiği ve çocuklardan ..., ..., ... ..., ... ve ...'in boğularak öldükleri, kovuşturma evresinde yapılan keşifte piknik yapılan yerin ağaçlık alan olduğu, yürüme mesafesi ile nehre ulaşıldığı, nehre bakıldığında çok net şekilde su tabanının bataklık olduğunun görüldüğü, suyun nehre girildiği belirtilen, kıyafetlerin çıkartıldığı yerde sığ olduğu, az ileri bakıldığında yine su tabanının bataklık olduğunun görüldüğü; fakat su seviyesinin girişe nazaran yüksek olduğunun anlaşıldığı, suyun durağan fakat akıntıya müsait olduğu, yüksekliğinin tahmin edilebilir olmadığı, kademeli şekilde ilerlemediği ve tabanının bataklık olduğunun görüldüğü, sanığın daha önceki yıllarda da öğrencilerle piknik yaptığı, piknik için herhangi bir kurumdan olay gününe kadar ve olay günü yapılan etkinlikte de izin almadığı, ... Kaymakamlığının 07.11.2019 tarihli cevabi yazısında sanığın 17.06.2019-10.08.2019 tarihleri arasında hafta içi saat 09.00-12.00 arasında öğrencilerden sorumlu olduğunun belirtildiği, eğitim gören çocukların piknik, gezi vb. sosyal faaliyetlere götürülmesinin sanığın sorumluluğunda olmadığı ve bunun için üst makamlardan yazı gönderilmediğinin belirtildiği, etkinlik için Kaymakamlık makamı ve Müftülük'ten izin alınması gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda sanığın sorumluluk günü ve saati dışında hafta sonu kendi takdiri ile 34 çocukla piknik etkinliği düzenlediği, soruşturma evresinde alınan ifadelerde bazı velilerin suya girileceğinden haberdar olduklarını bazılarının ise haberdar olmadıklarını beyan ettikleri, sonuç olarak sanığın eşi, çocuğu ve 34 tane kurs öğrencisini sorumluluğunun olmadığı zaman diliminde ... Nehri kıyısındaki alana piknik yapmak için götürdüğü, her ne kadar savunmalarında etkinlik yapılmasını idarenin istediğini ve hatta zorunlu kıldığını, tüm velilerin yapılacak etkinlikten haberdar edildiğini beyan etmiş ise de dosya arasına alınan cevabi yazıda sanığın izin alması gerekirken almadığının anlaşıldığı, yine ailelerin sanık tarafından usulünce haberdar edilmediğinin görüldüğü, sanığın ve eşinin yüzme bilmediği, yine pikniğe katılan çocukların beyanları ile sabit olduğu üzere yüzme bilip bilmediklerinin sanık tarafından sorulmadığı ve nitekim tamamına yakınının yüzme bilmediğinin ifadelerinden anlaşıldığı, şayet çocuklar yüzme biliyor olsa dahi 34 tane çocuğun kontrolünün suyun olduğu alanda sağlanmasının mümkün olmadığının aşikar olduğu, kaldı ki nehir suyunun keşifle anlaşıldığı üzere, yüzmeye, etkinliğin bir parçası olmaya müsait bir su olmadığı, yalnızca suyun durgun oluşunun buna mazeret olamayacağı, nehir tabanının bataklık olduğunun net şekilde belli olduğu, sanığın yaşı, medeni durumu, evlat sahibi olması ve yaşı gereği tecrübesi düşünüldüğünde 34 çocuğun suda kontrolünün sağlanamayacağını bilebilecek bir durumda olduğu, etkinliğin "çocuklarla" yapılıyor oluşu yani yetişkin gibi düşünmesi beklenemeyecek yaşta olanların kendini koruyacağı düşüncesiyle hareket edilemeyeceği, sanığın daha evvel aynı yerde piknik organizasyonu yapmasından ve sorun olmamasından kaynaklı önceye dayalı tecrübesi ile rahat hareket ettiği, fakat izah edilen sanığın kişisel durumu gereği öngörebileceği, yetişkin bir birey olan sanığın, yüzmek için veya eğlenmek için girmeye elverişli olmayan tabanı bataklık olan bir suya yüzme bilmeyen ve kontrol etme imkanı bulunmayacak kadar çok çocukla girip, suyun akıntısı ve dibinin bataklık olması sebebi ile içlerinde yüzme bilen çocuğun da boğulmasına sebebiyet verdiği, bilinçli taksir koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanığın taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR 5271 sayılı CMK'nın 226/2. maddesi uyarınca iddianamede yer almayan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanabilmesi için ek savunma hakkı verilmemiş ise de Cumhuriyet savcısının 5237 sayılı TCK'nın TCK'nın 85/2, 22/3 maddelerinin uygulanması talebini içeren esas hakkındaki mütalaasına karşı sanık ve müdafiinin savunmasının alınmış olduğu anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Patnos Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla