İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/4166 Karar: 2025/3365 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/4166 K.2025/3365

12. Ceza Dairesi 2023/4166 E. , 2025/3365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2183 E. 2023/419 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/4166 E. , 2025/3365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2183 E. 2023/419 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/4166 E. , 2025/3365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2183 E. 2023/419 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2019 tarihli, 2017/322 Esas, 2019/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Hükmün istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 27/12/2021 tarih, 2019/4934 Esas, 2021/5277 Karar nolu kararı ile ; "Davaya konu taşınmazların, hem tapu kayıtlarına hem de bilirkişi raporlarına göre tabî ve kentsel sit alanında kaldıklarının tespit edilmesine göre, davaya katılma hakkı bulunan ...'nın hükümden önce şikayet ve delil bildirme hakkını kullanabilmesi bakımından duruşmadan haberdar edilmesinin zorunlu olduğu, buna rağmen şikayet hakkını kullanma imkanı tanınmadan yokluğunda duruşma yapılarak hüküm kurulması suretiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 289/1-e maddesinin ihlal edilmesinin hukuka aykırı olduğu neticesine varılmıştır. Kabule göre de : 1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 141/3. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34 ve 230. maddeleri ile Ceza Genel Kurulu'nun 18.11.2014 gün, 2013/8-830 esas ve 2014/502 sayılı kararı uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekmektedir. Somut olayda ise "Gerekçeli Karar" başlıklı belgede, gerekçe olarak adlandırılabilecek herhangi bir açıklamaya - ibareye rastlanılmamış olup, kurulan hükme gerekçe yazmamak suretiyle Anyasaya ve kanuna aykırı hareket edilmesi; 2-Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147.maddesine aykırı şekilde, 07/05/2018 tarihinde keşif sırasında sorgusu yapılan sanığa, isnat edilen suç açıklanmadan ve kanuni hakları hatırlatılmadan savunması tespit edilerek savunma hakkının kısıtlanması; 3-2863 Sayılı Kanun'un 65.maddesinde düzenlenen suçun ani hareketli suç tiplerinden olması karşısında, öncelikle suç tarihinin tespiti gerekmekte olup, dosyada mevcut Bölge Kurulu Müdürlüğü mimarlarınca düzenlenen 20/01/2017 tarihli rapor içeriğine göre devam eden inşai çalışmadan dolayı suç tarihinin 20/01/2017 olduğu kabulü ile yapılan değerlendirmede : UYAP'ta yapılan kontrolde sanık hakkında aynı suçtan birden fazla dava dosyası görülmüş olmakla; İstinaf incelemesine konu dosyada suç yeri Ürgüp İlçesi ... Beldesi 5603, 5064 ve 5605 numaralı parseller olmakla ve Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/143 esas, 2021/359 karar sayılı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda da suçun işlendiği yer 5603, 5604 ve 5605 numaralı pareseller olmakla birlikte; 2021/143 esas sayılı dosyada iddianamenin 14/01/2021 tarihli olması, suç tarihinin 2019 yılı olarak tespit edilmesi ve inşai müdahalenin konusunun farklı olması (izinsiz teras ve asansör yapmak) ile istinafa konu işbu dosyada, suç konusunun farklı olması, suç tarihinin 20/01/2017 olması ve iddianame tarihinin de 07/06/2017 olması karşısında, hukuki ve fiili kesintinin gerçekleştiği sonucuna varılmış, bu iki davanın (2021/143 esas ve 2017/322 esas) birlikte görülmesi gerekmediği kabul edilmiştir. Yine sanık hakkında, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/51 esas, 2018/605 karar sayılı dosyada (istinaf incelemesi neticesinde sanığın suçu sabit görülerek, ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılmıştır.) yapılan yargılamada suç yerleri 5602, 5607 ve 6036 numaralı parseller olduğundan, her iki dosyadaki fiillerin ve suç yerlerinin farklı olması sebebiyle bu iki davanın da birlikte görülmesi gerekmediği kabul edilmiştir. Yukarıda kabul edilen tespitler, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/18911 esas 2015/15029 karar sayılı ve 2018/1738 esas 2021/7631 karar sayılı ilamları ışığında yapılan değerlendirmede ; Arkeolog ve mimar bilirkişilerin müşterek imzalı 19/06/2018 tarihli raporlarında özetle, "...Suça konu yerlerin, doğal ve kentsel sit alanları ile Göreme Milli Parkı içinde kaldığını, tescilli olduklarını, ilk restorasyon projesinin Bölge Kurulu'nun 14/10/2018 tarihli ve 1802 sayılı kararı ile onaylandığını, uygulama projesine aykırı ve izinsiz imalatlar sebebiyle Kurul tarafından soruşturma başlatıldığını, izinsiz uygulamaları içeren restorasyon tadilat projesinin Koruma Kurulu'nun 29/03/2017 tarihli ve 2545 sayılı karar ile onaylandığını, analiz bölümünde 44 madde halinde nitelikleri belirtilen uygulamaların tamamının esaslı onarım kapsamında, onaylı proje gerektiren, izinli ve onaylı projesine aykırı fiziki ve inşai müdahale niteliği taşıdığını, 2863 Sayılı Kanun'un 65/1.maddesi kapsamında kaldığını..." mütalaa etmeleri gözetildiğinde, izinsiz olarak inşai ve fiziki müdahalede bulunduktan sonra onay alınmasının işlenmiş suçu ortadan kaldırmayacağı düşünülmeden, delillerin takdirinde hataya düşülerek beraate hükmedilmesi; 4-Beraat hükmü kurulduğu halde, karar başlığında suç tarihi ve suçun işlendiği yer yazılmak suretiyle, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/2-c maddesine aykırı hareket edilmesi; Hukuka aykırı ve istinaf talepleri bu sebeplerle yerinde görüldüğünden Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-e,f ve 289/1-e maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2022 tarih, 2022/122 Esas, 2022/350 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 53. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4.Kararın tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilerek 16.02.2023 tarihli, 2022/2183 Esas, 2023/419 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2-2, 53. Maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis ve 200.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.04.2023 tarih, 2023/38742 nolu ve esastan ret ile onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eylemlerin projeye uygun hale getirildiğine ve yapı kullanım izin belgesi verildiğinde, bu nedenlerle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, murafaalı inceleme yapılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın tevilli savunmaları, Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun suç duyurusu yazısı ve ekleri, mahallinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen ve restorasyon projesine aykırılıkları tespit eden 20/01/2017 tarihli rapor, ... Belediyesi görevlilerince düzenlenen 28/12/2016 tarihli tespit raporu, keşif ve tarafsız bilirkişilerden alınan raporlar ile davaya konu yerin fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde sanığa isnat edilen fiilin sübuta erdiği hususunda tereddüt bulunmadığı, buna göre, Nevşehir İli Ürgüp İlçesi ... Beldesi'nde bulunan 5603, 5604 ve 5605 parsel sayılı taşınmazların Mil-May Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi adına tapuda kayıtlı oldukları, sanığın da mezkur şirketin yetkilisi-sorumlusu olduğu, taşınmazların Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 02/07/1987 tarihli ve 3445 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği, yine bu taşınmazların Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 12/11/1999 tarihli ve 1123 sayılı kararı ile sınırları tespit edilen kentsel sit alanı içinde kaldığı gibi aynı zamanda Göreme Milli Parkı içerisinde ve Dünya Miras Alanı Listesi'nde yer aldığı, taşınmazların bulunduğu kentsel sit alanına ilişkin olarak bir koruma amaçlı imar planının bulunmadığı; sanığın yetkilisi olduğu şirket eliyle müracaatta bulunması üzerine Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 14/10/2015 tarihli ve 1802 sayılı kararıyla, mezkur taşınmazlara ilişkin olarak hazırlanan restorasyon projesinin uygun bulunduğu; sanığın, uygun bulunan restorasyon projesine istinaden davaya konu taşınmazlar üzerinde otel yaptığı, 28/12/2016 tarihinde ... Belediyesi görevlilerince yapılan denetimde projeye aykırı şekilde 44 farklı uygulamanın yapıldığını tespit edildiği, yine adı geçen Belediye'nin ihbarı üzerine Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu görevlilerince 20/01/2017 tarihinde mahallinde inceleme yapılarak aynı aykırılıkların tespit edildiği, bu tespitler üzerine Bölge Kurulu'nun 21/01/2017 tarihli ve 2487 sayılı kararı ile suç duyurusunda bulunulduğu; ilk derece yargılaması safhasında mahallinde yapılan keşfe ve alınan tarafsız bilirkişi raporlarına göre de projede yer alamayan ya da projeye aykırı şekilde yapılan 44 adet uygulamanın tamamının onaylı proje gerektiren, izinli ve onaylı projesine aykırı, fiziki ve inşai müdahale niteliğinde oldukları; vicdani kanaatine varıldığı, 2863 Sayılı Kanun'un "Cezalar" başlıklı 65/1. maddesinde "Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır." hükmü yer almakta olup, sanığın da yukarıda açıklanan fiilinin, davaya konu yere inşaî ve fizikî müdahalede bulunma kapsamında kaldığı sonucuna varıldığından, cezalandırılmasına karar verildiği, iddianamede sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması talep edilmiş ve sanık müdafii de savunmalarında -suçlamayı kabul etmemekle birlikte- fiilin mezkur Kanun madde ve fıkrası kapsamında kaldığını ileri sürmüş ise de; söz konusu maddenin uygulanabilmesi için, yapılan uygulamanın, İmar Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında kalan basit nitelikli tadilat ve tamirat olması gerektiğinden ve somut olaydaki müdahalenin ise basit nitelikli tadilat ve tamirat teşkil etmeyip aksine onaylı proje gerektiren, esaslı bir inşaî ve fizikî müdahale vasfı taşıması karşısında, sanık hakkında Kanun'un 65/4. maddesinin uygulama yeri olmadığının kabul edildiği, öte yandan ilk derece mahkemesince ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulduğundan bu eksikliğin istinaf yargılamasında tamamlandığı, öte yandan, savunmada suça yerle ilgili olarak tadilat projesi düzenlenip kuruldan onay alındığı ve yapılan proje dışı-izinsiz uygulamaların sonradan projeli hale getirildiği, imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi alındığı ileri sürülmüş ise de; kanuna göre suç teşkil eden bir fiil icra edildikten sonra, idarî bir merciiden uygun görüş alınması kanunla düzenlenen ve işlenmiş olan bir suçu ortadan kaldırmayacağından, bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği, yine, jeofizik mühendisi olan ve aynı zamanda turistik bir yere yeni bir otel yapan sanığın, gerek eğitimi gerekse uğraştığı iş alanı itibariyle; yaptığı yatırımın niteliğini, uymak zorunda olduğu kuralları bildiği halde, onaylı restorasyon projesinin dışına çıkarak bir nev'i tamamen farklı bir yapı inşa etmek şeklinde hareket etmesi gözetildiğinde, savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve iyiniyetinden bahsedilemeyeceği vicdanî kanaatine varıldığı, gerek sanık müdafii savunmalarında müvekkili hakkında daha önce beraat kararı verildiğini ileri sürdüğünden, gerekse Dairemizce re'sen mükerrer dava olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, bu konuda yapılan değerlendirme ve incelemede ise: istinaf incelemesine konu dosyada, suç yeri Ürgüp İlçesi ... Beldesi 5603, 5064, 5605 numaralı parseller olmakla ve Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/143 esas, 2021/359 karar sayılı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararında da suçun işlendiği yer 5603, 5604 ve 5605 numaralı pareseller olmakla birlikte; 2021/143 esas sayılı dosyada iddianamenin 14/01/2021 tarihli olması, suç tarihinin 2019 yılı olarak tespit edilmesi ve inşai müdahalenin konusunun farklı olması (izinsiz teras ve asansör yapmak) ile istinafa konu işbu dosyada, suç konusunun farklı olması, suç tarihinin 20/01/2017 olması ve iddianame tarihinin de 07/06/2017 olması karşısında, hukuki ve fiili kesintinin gerçekleştiği sonucuna varılmış, bu iki davanın (2021/143 esas ve 2022/112 esas) birlikte görülmesi gerekmediği, mükerrer dava halinin bulunmadığı, yine sanık hakkında, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/51 esas, 2018/605 karar sayılı dosyasında beraate hükmedilmiş ise de; (istinaf incelemesi neticesinde sanığın suçu sabit görülerek, ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılmıştır.) 2018/51 esas sayılı dosyada suç yerleri 5602, 5607 ve 6036 numaralı parseller olduğundan, her iki dosyadaki fiillerin ve suç yerlerinin farklı olması sebebiyle bu iki davanın da birlikte görülmesi gerekmediği gibi mükerrer dava halinin de bulunmadığı sonucuna varılarak netice olarak sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin tayin olunan cezanın on yıl hapis cezasından aşağı olması sebebiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede; Kurulun 14.10.2915 tarih, 1802 nolu kararı ile dava konusu 5603, 5604, 5605 parsellere ilişkin restitüsyon ve restorasyon projelerinin uygun olduğuna, uygulamaların proje müellifi sorumluluğunda yürütülmesine ve uygulama sonrası rapor ve fotoğrafların kurula iletilmesine karar verildiği, 28.12.2016 tarihinde yapılan incelemede onaylı projeye aykırı uygulamalarda bulunulduğunun tespit edildiği, 20.01.2017 tarihli kurul uzmanları tarafından düzenlenen raporda da; eylemlerin tescilil yapının özgün mimarisi ve dokusal karakterine aykırı nitelikte olduğunun belirtildiği ve suç duyurusunda bulunulduğu, daha sonra kurulun 29.03.2017 tarih 2545 nolu kararı ile; restorasyon projesine yönelik tadilatın uygun olduğuna, uygulamaların proje müellifi sorumluluğunda yürütülmesine, 23.05.2017 tarih 2620 nolu kararı ile de; 5603, 5604, 5605 parsellerde 29.03.2017 tarih 2545 nolu karar ile uygun bulunan restorasyon tadilat projesi doğrultusunda uygulamalar tamamlandığından yapı kullanım izin belgesi verilmesinde 2863 sayılı Kanun kapsamında bir sakınca bulunmadığına karar verildiği, mahallinde 07.05.2018 tarihinde icra edilen keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda, dava konusu uygulamaların tamamının 29.03.2017 tarih 2545 nolu kurul kararı ile onaylanan projeye uygun olduğunun belirtildiği dosya kapsamında, Mahallinde bağımsız arkeolog, sanat tarihçi ve inşaat bilirkişi heyeti refakatinde yeniden keşif icra edilerek, iddianame konusu edilen tüm eylemlerin tek tek kurulun 29.03.2017 tarih 2545 nolu kararı ile onaylanan restorasyon tadilat projesine uygun olup olmadığının, aykırılıklar nedeniyle kültür varlığında veya sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, yapının bahse konu kurul kararına ve projeye uygun olduğunun ve sit alanında ya da tescilli taşınmazda herhangi bir zarar meydana gelmediğinin tespiti halinde, manevi unsur yokluğundan sanığın beraatine; bahse konu karara ve projeye aykırılık bulunduğu veya zarar meydana geldiğinin tespiti halinde ise; mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla