KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2023/4470 E., 2023/5687 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2022/4718 E., 2023/264 K.
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
1.447 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davacı hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 14.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21.09.2011 tarihinde İstanbul Nöbetçi Özel Yetkili 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklandığını, hakkında İstanbul Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/283 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını ve kamuoyunda "Balyoz" ismiyle anılan dava kapsamında yargılandığını, 21.09.2012 tarihinde 16 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, Anayasa Mahkemesinin 2013/7800 sayılı bireysel başvuru davasında 18.06.2014 tarihinde ihlal kararı verildiğini, bu karardan bir gün sonra,
19.06.2014 tarihinde müvekkilinin tahliye edildiğini, daha sonra yargılamanın yenilenmesi mekanizması işletilerek İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas sayılı dosyası kapsamında yargılamaya devam edildiğini, yargılama neticesinde müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini ve bu kararın temyiz edilmeksizin 08.06.2015 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin haksız yere uzun süre tutuklu kaldığını, tutuklandığı tarihte tümamiral rütbesinde olduğunu, bu nedenle haksız yere tutuklu kalması nedeniyle 1.638.138 TL maddi, 1.000.000 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini, müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesini,
talep etmiştir.
Davacı vekili 21.03.2016 tarihinde dilekçesinde hükmedilecek tazminatlara haksız tutuklama tarihinden faiz uygulanması gerektiğine yönelik ıslah dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.
2.Davalı vekili 26.04.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içinde açılmadığını, dava kabule şayan olsa bile talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, tazminat isteminin belgelendirilmediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, öne sürmüştür.
3.İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2017 tarihli ve 2015/385 Esas, 2017/171 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 14.600,00 TL maddi tazminatı gözaltı tarihinden, 120.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 22.12.2017 tarihli ve 2017/4013 Esas, 2017/4099 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca maddi tazminatın 16.752,97 TL emeklilik tarihinden faizi ile verilmesi gerektiği, davacının tazminat esas dosyada ödenen vekalet ücretinin ödeme tarihinden verilmesi gerektiği, manevi tazminatın eksik olduğundan manevi tazminatın 150.000,00 TL olması gerektiğinden bahisle bu kısımların değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 22.12.2017 tarihli ve 2017/4013 Esas, 2017/4099 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2021/4532 Esas, 2022/6160 Karar sayılı kararı ile; ..maddi tazminatın, davacının emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “17.204,63’’ TL yerine, hatalı hesaplama ile bu miktarın altında kalacak şekilde “16.752,97’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine eksik maddi tazminata hükmolunması,
tazminata esas dosyada vekalet ücretinin verilmemesi gerektiğini, manevi tazminatın eksik olduğunu, davacı vekilinin ilk ıslah beyanında haksız fiili olan “21.09.2011” tarihinden faiz talep etmesine rağmen hükmedilen manevi tazminata dava tarihi olan “14.08.2015” tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğundan bahisle davacı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2022/4718 Esas, 2023/264 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 17.204,63 TL maddi 550.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2023 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Davacı vekilinin temyiz istemi; Hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğuna, ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi; Davanın reddi gerektiğine, davacının zararını ispat etmesi gerektiğini, kusurunun araştırılması gerektiğini, usul ve Yasaya aykırı karar verildiğini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; davacının İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 21.09.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1002 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı lehine bozma ilamına da uyularak 17.204,63 TL maddi, 550.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 21.09.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1002 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Maddi tazminatın, davacının emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “17.204,63’’ TL tayin edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunduğundan, manevi tazminatın eksik olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3.5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B.Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2.Maddi tazminatın, davacının emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “17.204,63’’ TL'nin emeklilik tarihi olan 30.08.2012 tarihinden faizi yerine tutuklama tarihinden faizi ile tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-1 ve B-2) paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2022/4718 Esas, 2023/264 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/4470, K. 2023/5687, 18 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama