Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/5932 E. , 2025/3411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/624 Değişik İş SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme KARAR : İtirazın reddine dair merci kararı KANUN YARARINABOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başs
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/5932 E. , 2025/3411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/624 Değişik İş SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme KARAR : İtirazın reddine dair merci kararı KANUN YARARINABOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 136/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2018/420 Esas, 2020/49 Karar sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 09.05.2022 tarihli ve 2020/1606 Esas, 2022/908 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesi müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2023 tarihli ve 2018/420 Esas, 2020/49 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2023 tarihli ve 2023/624 Değişik İş sayılı kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 27.02.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 28.07.2023 tarihli ve 94660652-105-34-15425-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90812 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90812 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/02/2020 tarihli kararını müteakip, sanık ... müdafiinin, kişisel verilerin yer aldığı kağıt üzerinde mevcut olduğu kabul edilen paraf için imza ve yazı incelemesi yaptırılmadığı, sanık hakkında aynı konuya ancak farklı mağdura karşı Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/31 esasına kayden görülen kamu davasında 07/06/2022 tarihinde dolandırıcılık suçundan beraat kararı verildiği, ayrıca sanık hakkında aynı konuya ancak farklı eyleme ilişkin İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/251 esasına kayden görülen kamu davasında 07/07/2015 tarihinde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan beraat kararı verildiğinden bahisle yaptığı yeniden yargılanma talebinin reddine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir... " şeklinde düzenlemelerin yer aldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır.” şeklinde açıklamaya yer verildiği, Somut olayda, İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/02/2020 tarihli ve 2018/420 esas, 2020/49 sayılı kararı ile sanık... 'ın itibar edilen beyanında suçta kullandığı bazı verileri sanık ...'tan temin ettiğini savunduğu, her ne kadar sanık ... inkar etse de, sanık ...'ın kişisel verilerin yer aldığı kağıtta parafının bulunduğu şeklinde gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanık ...'ın soruşturma aşamasından itibaren ısrarlı olarak suça konu kişisel verileri sanık...'a kendisi tarafından verilmediğini, sanık...'un kendisine ait Işık İletişim isimli çağrı merkezinde 4-5 ay süreyle çalıştığını beyan ettiği, sanık ... müdafii tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesinde, kişisel verilerin yer aldığı kağıt üzerinde mevcut olduğu kabul edilen paraf için imza ve yazı incelemesi yaptırılmadığı, müvekkili sanık hakkında aynı konuya ancak farklı mağdura karşı Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/31 esasına kayden görülen kamu davasında 07/06/2022 tarihinde dolandırıcılık suçundan beraat kararı verildiği, ayrıca müvekkili sanık hakkında aynı konuya ancak farklı eyleme ilişkin İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/251 esasına kayden görülen kamu davasında 07/07/2015 tarihinde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan beraat kararı verildiğini ifade ettiği ve söz konusu anılan kararları dilekçe ekinde dosyaya sunduğu, diğer yandan dosya kapsamında sanık ... tarafından sanık...'a verildiği kabul edilen kişisel verileri ihtiva eden kağıtlar üzerinde imza, yazı incelemesi yapıldığına dair bir kaydın mevcut olmadığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.12.2014 tarihli ve 2014/61350 Esas, 2014/144602 Soruşturma, 2014/32901 İddianame numaralı iddianamesiyle sanık hakkında 2014 yılında işlediği verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından, 5237 sayılı Kanunun 136/1, 43/1 ve 245/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53. maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2020 tarihli ve 2018/420 Esas, 2020/49 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuna konu eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ancak diğer sanıklarla beraber hareket ettiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığından beraatine, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı Kanunun 136/1, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 09.05.2022 tarihli ve 2020/1606 Esas, 2022/908 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusun esastan reddine kesin olarak karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. 3. Hukuki süreci yukarıdaki şekilde özetlenen dava dosyasına göre sanık ... müdafiinin yargılanmanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesinde; "...kişisel verilerin yer aldığı kağıt üzerinde mevcut olduğu kabul edilen paraf için imza ve yazı incelemesi yaptırılmadığı, müvekkili sanık hakkında aynı konuya ancak farklı mağdura karşı Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/31 esasına kayden görülen kamu davasında 07/06/2022 tarihinde dolandırıcılık suçundan beraat kararı verildiği, ayrıca müvekkili sanık hakkında aynı konuya ancak farklı eyleme ilişkin İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/251 esasına kayden görülen kamu davasında 07/07/2015 tarihinde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan beraat kararı verildiğini..." ifade ettiği ve söz konusu anılan kararları dilekçe ekinde dosyaya sunarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı yapmış olduğu itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken itirazın reddine dair verilen mercii kararının kaldırılması suretiyle kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. 4. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2023 tarihli ve 2018/420 Esas, 2020/49 Karar sayılı ek kararı ile "...iddia edilen olayların yargılama sırasında ileri sürülen hususlar olduğu, hükümlü... Karaağaç'ın Sulh Ceza Hakimliğinde alnan savunmasında...'tan bilgileri temin ettiğine yönelik beyanlarının da bulunduğu, dilekçesinde ileri sürülen olguların yeni delil mahiyetinde olmadığı, bu șekilde CMK'nın 311 maddesindeki yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla hükümlü... vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine..." karar verilmiştir. 5. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2023 tarihli ve 2023/624 Değişik İş sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2023 tarihli ve 2018/420 Esas, 2020/49 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6. Kanun yararına bozmaya, ancak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık hâlinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Ciddi boyuta ulaşmayan ve sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi, bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Bu bağlamda delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle hükmün kanun yararına bozmaya konu edilmesinin, bu olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacağında kuşku bulunmamaktadır. 7. 5271 sayılı Kanunun 309. maddesinde, kanun yararına bozma talebine konu edilemeyecek hâllerden bahsedilmemiştir. Buna karşılık 26.10.1932 tarihli ve 29-12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları dışında kalan, hâkimin kanaat ve takdirine ait fiili sorunlardan dolayı kanun yararına bozmaya gidilemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı şekilde 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile erteleme isteği hakkında olumsuz bir değerlendirme içeren ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteğin reddine ilişkin olan kararlara karşı kanun yoluna başvurmanın olanaklı olmadığı kabul edilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 2008/5-19 Esas, 2008/31 Karar sayılı kararında, hâkimin takdir yetkisini hatalı kullanmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hukuka aykırılıkların, 23.03.2010 tarihli ve 2010/2-29 Esas, 2010/56 Karar sayılı kararında da, kabul edip etmemenin mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararların kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.10.1993 tarihli ve 260/281 sayılı kararında, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilmişse delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı ifade edilmiştir. 8. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür." hükmü yer almaktadır. 9. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir. 10. Sonuç olarak kanun yararına bozma, olağanüstü, istisnai ve dar kapsamlı bir denetim yolu olup, hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunması amacıyla, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümdeki her türlü hukuka aykırılık için değil, ancak uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları ve kanunda sınırlı olarak belirlenen nedenler üzerine gidilebilecek bir kanun yoludur. 11. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90812 sayılı Tebliğnamesi ile; "...yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı..."ndan bahisle, itirazın reddine dair merci kararının kanun yararına bozulması talep olunmuş ise de; yargılamanın yenilenmesi talebini konu alan dilekçede belirtilen hususların, yargılama sırasında alınan savunmalarda da dile getirilen ve mahkemece kabul edilmeyen hususlara ilişkin olduğu, bu doğrultuda yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen, hüküm verilirken göz önüne alınan ve istinaf aşamasında da değerlendirilen olaylara ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmanın mümkün olmadığı; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, dosya kapsamına ve ileri sürülen hususlara göre 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.