Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6034 E. , 2025/5743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/700E., 2023/962K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf inceleme
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6034 E. , 2025/5743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/700E., 2023/962K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Akseki Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2014 tarihli ve 2012/1076 E., 2014/110K. sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 53, 5271 sayılı CMK'nın 231/5-6 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karara karşı katılan vekilinin itirazı üzerine 27.03.2014 tarihinde kesinleştirildiği, (HAGB kararı sanığa usulünce tebliğ edilmediği ve kararın usulünce kesinleşmediği anlaşılmıştır.), Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2022 tarihli ve 2022/290 (E) ve 2022/764 (K). sayılı ilamı ile sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde 06.08.2014 tarihinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanması ile sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/B, 5237 sayılı TCK'nın 62,52/2,53, 5271 sayılı CMK'nın 231/5-6 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a-c ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye istinaden; "Adana 10.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih ve 2022/290 Esas, 2022/764 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Sanık hakkında 2863 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan kamu davasının, TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca gerçekleşen asli dava zamanaşımı nedeniyle CMK'nın 223/8 maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, Yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına," şeklinde hukuka aykırılığın düzeltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında kurulan düşme hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine, tebligatın usulüne uygun olduğuna, resen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR A) Yerel Mahkeme Kabulü; Yerel Mahkemece sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğine yönelik ihbar üzerine yürütülen yargılama neticesinde;"Adana Büyükşehir Belediyesi kent Estetiği ve Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı görevlilerinin suç tarihinde sanığın Adana Seyhan İlçesi ... Pafta, ... Ada, ... Parsel sayılı mülkiyeti sağığa ait olan taşınmazda 3.derece arkeolojik sit alanı olmasına rağmen ilgili kurumlardan resmi izinler alınmadan PVC malzemeden cephe giydirildiğinin tespit edildiği, sanığın binayı imar planına ve ruhsata uygun hale getirmediği, yapı ruhsatını almadığı, sanık savunması ve bilirkişi raporları gözönüne alındığında eylemin sabit olduğu ve sanığın üzerine yüklenen suçu işlediği, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği ve mahkumiyetine karar verildiği, sanık savunması, tutanaklar ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından," gerekçeleriyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. B) Bölge Adliye Mahkemesi Kabulü; Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde;"Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar sonrasında, sanık hakkında denetim süresinin başlayabilmesi için, verilen kararın usulüne uygun olarak kesinleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda; kararın tarafların huzurunda verilmesi halinde tefhimle, yokluklarında verilmesi durumunda ise 7201 sayılı Tebligat Kanuna uygun olarak tebliği ile kararın içeriğini öğrenmeleri ve bu şekilde yasa yollarına başvuru haklarını kullanmalarına imkan sağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan, CMK'nın 231/11 maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden veya yükümlülüğe uymadığından bahisle hükmün açıklanması ancak usulüne uygun olarak kesinleşmiş kararlar için söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 16. maddesinde, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğin, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 20. maddesinde; "13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir." yine Tebligat Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29. maddesinde " 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı ve 07/03/2014 tarihinde "aynı konutta oturan kuzeni ... imzasına tebliğ" şerhi ile tebliğ edildiği, ancak muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığının tebliğ evrakı üzerinde belirtilmediği, bu nedenle yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu, ancak bu tebligat esas alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştirme işleminin yapıldığı, bu şekilde yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğu gibi tebligat muhatabı sanığın, usulsüz de olsa Tebligat Kanunun 32. maddesine göre kararın içeriğinden haberdar olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı, buna göre tebligatın usulsüz olması nedeniyle; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kesinleşmediğine göre, henüz denetim süresinin başlamadığı, bu nedenle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına yasal olanak bulunmadığından, hükmün açıklanmasına dair Adana 10.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih ve 2022/290 Esas, 2022/764 sayılı Kararının hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır. Ancak; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır. Ceza Genel Kurulunun 16.04.2013 gün ve 1559-147 sayılı kararı başta olmak üzere bir çok kararında açıkça vurgulandığı gibi, yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, ilk derece mahkemesinin resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar vermesi gerekmektedir. Sanığa atılı suçun 2863 sayılı Kanuna muhalefet olduğu, eylemin uyduğu adı geçen kanunun 65/b maddesindeki cezanın türü ve üst sınırına göre, TCK'nın 66/1-e maddesine tabi olup asli zamanaşımı süresinin 8 yıl, aynı Kanunun 67. maddesine göre olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin son olarak 23/05/2013 tarihinde sanığın savunmasının alınması üzerine kesildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kesinleşmediğine göre dava zamanaşımı süresinin durmasının da söz konusu olamayacağı, dosya kapsamına göre zamanaşımını süresini kesen ya da durduran başka bir neden de bulunmadığı, sanığa atılı suç yönünden geçerli 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin hükmün açıklandığı 15/12/2022 tarihinden önce dolduğu gözetilerek, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle TCK'nın 66/1 ve CMK'nın 223/8 maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm açıklanarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olup, sanık müdafisinin istinaf istemi bu nedenle yerinde ise de; CMK'nın 280/1-a-c ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye istinaden, olayın daha ziyade aydınlanması ve yeni bir delil toplanması gerekmediğinden, anılan hukuka aykırılığın dava yeniden görülmeden düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla," gerekçesiyle Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine şeklinde hükmün düzeiltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmediği, beş yıllık denetim süresinin başlamadığı ve 5271 sayılı CMK.nın 231/8. maddesi uyarınca dava zamanaşımının durmadığı gözetilerek zamanaşımını son kesen işlemin 23.05.2013 tarihli sanık savunması olduğu ve 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin hükümden önce gerçekleştiği tespit olunarak yapılan inceleme neticesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hükümde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.