Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6170 E. , 2025/1709 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4665 E., 2023/2005 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye M
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6170 E. , 2025/1709 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/4665 E., 2023/2005 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız elkoyma nedeniyle 50.000,00 USD maddi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, her ne kadar davacı şirkete ait geminin siciline şerh konulmasından dolayı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, mahkemece verilen kararın koruma tedbiri niteliğinde olduğu, somut olayda tazminat istemine konu edilebilecek haksız el koyma tedbirinden bahsedilemeyeceği, yerleşik istinaf ve Yargıtay kararları dikkate alındığında davacı şirketin el koyma nedeniyle zararının olmayacağından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; el koymaya konu gemiye fiili olarak el konulup, yediemin sıfatıyla davacı şirkete iadesine karar verildiği süreçte geminin işletilememesinden kaynaklı olarak davacı şirketin maddi zarara uğradığına, Kanunun açık hükmü gereği el koyma işleminin sicile şerh verilmesi suretiyle gerçekleştirilmesi gerekirken, fiili el koymanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna, bu itibarla davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/1213 Esas – 2016/166 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacı şirkete gemiye 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında kaçak akaryakıt taşımada kullanıldığı gerekçesiyle 28.02.2008 tarihinde el konulduğu, yargılama sürecinde geminin tescil kaydına şerh konulmak suretiyle yediemin sıfatıyla davacı şirkete iade edildiği, yapılan yargılama sonunda davacı şirkete ait geminin müsaderesine yer olmadığına karar verildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kararı ile de geminin üzerindeki tedbir şerhi kaldırılmak suretiyle hak sahibine iadesine karar verildiği, kararın 12.01.2022 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararın davacıya tebliğ edilmediği, muhafaza altına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ancak gemi üzerinde haksız el koymadan bahsedilemeyeceğinden, kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı CMK'nın 141/1-j maddesinde eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde el konulan veya zamanında geri verilmeyen, kişilerin tazminat isteyebilecek olduğu düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı belirtilmiştir. Bunun istisnası ise 5607 sayılı Kanunun 10. maddesinde düzenlenmektedir. 10. maddenin 2 numaralı bendinde yer alan düzenlemeye göre taşıtın kaçakçılıkta kullanılması nedeniyle soruşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması, kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması ve Türkiyede sicile kayıtlı olmaması hallerinde, el konulan taşıt alıkonulur. Sahibinin taşıtın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, taşıt sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Dört numaralı bentte yer alan düzenlemeye göre ise, tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre davacı şirkete ait gemiye dosya kapsamında el koyma tutanakları yer almamakla birlikte dava dilekçesinde belirtildiği şekliyle 28.02.2008 tarihinde fiili olarak alıkonulmak suretiyle el konulduğu, yine dava dilekçesinde belirtildiği şekliyle yargılama sürecinde yediemin sıfatıyla davacıya iade edildiği, yargılama sonunda gemi bakımından müsadereye yer olmadığı ve tescil kaydındaki şerhin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla; öncelikle tazminat davasına dayanak teşkil eden ceza dosyasından el koymaya ilişkin tüm bilgi ve belgeler Yargıtay denetime olanak verecek şekilde dosya kapsamına dahil edilerek, dava konusu gemi bakımından fiili el koyma kararı verilip verilmediği, verilmiş ise de hangi kapsamda verildiği, fiili el koyma kararının 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesinde kalıp kalmadığı tespit edildikten sonra, fiili el koyma kararının 5607 sayılı Kanun 10/2. maddesi kapsamında verilmiş olması durumunda el koymanın hukuka uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, bu kapsamda verilmemiş olması durumunda ise el koyma kararının CMK'nın 128/4. maddesine aykırılık teşkil edeceği, bu itibarla davacı şirketin tazminat talebinin CMK'nın 141/1-j maddesi kapsamında ele alınması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kaçak akaryakıt taşımada kullanıldığı gerekçesiyle gemiye fiili olarak el konulmuş, yediemin sıfatıyla davacı şirkete iade edilmiş, yargılama sonunda müsadereye yer olmadığına karar verilmiş; şirket geminin işletilememesinden doğan maddi zararın tazminini istemiştir.
Hukuki İlke: Deniz araçlarında el koyma kural olarak sicile şerh verilmek suretiyle icra edilir (CMK 128/4); fiili el koyma ancak 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi kapsamında hukuka uygundur, bu kapsamda değilse CMK 128/4'e aykırılık oluşur ve CMK 141/1-j uyarınca tazminat gündeme gelir.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Gemi/araç fiili el koymalarında tazminat için önce ceza dosyasından el koyma belgeleri getirtilip fiili el koymanın 5607 sayılı Kanun 10/2 istisnası kapsamında olup olmadığı belirlenmeli; kapsam dışı fiili el koyma tazminat hakkı doğurur.