Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6403 E. , 2025/5713 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1085 E., 2023/1630 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Esastan ret, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (6). Ceza Dairesinin, 16
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6403 E. , 2025/5713 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1085 E., 2023/1630 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Esastan ret, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (6). Ceza Dairesinin, 16.05.2023 tarihli ve 20221085 Esas, 2023/1630 Karar sayılı kararının sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: A.Sanıklar ..., ..., ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanıklar ..., ..., ... hakkında, Urla (2). Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2021/119 Esas, 2021/807 Karar sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu için öngörülen cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından,5271 sayılı Kanuun 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286/2- (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 /3. fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun 65/1, TCK 62,52,51 ve 53. Maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmiş, mahalli Cumhuriyet savcısının, sanık müdafinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz nedenleri; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suça konu yerde KUDEB bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine, suça konu yerde yapı kayıt belgesinin düzenlendiğine bu kapsamda değerlendirme yapılması gerektiğine, suça konu yapının mevcut taşınmazın korunması amacıyla yapıldığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, yapılan imalatların doğal sit kararı alınmadan yapılmış olabileceğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; İzmir ili, Urla ilçesi,"Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" içerisinde kalan 257 ada, 1 parsel maliklerinden sanık ... tarafından ruhsatsız ve izinsiz olarak (5.00m*9.80m=49,00m²) ebatlarında beton atılarak üzerine (3,00m*7,00m=21,00m²) ebatlarında konteynerden yapı ve yanma plastik malzemeden su deposu konulduğunun, inşaat seviyesinin %100 olduğunun, 28.10.2019 tarihinde mahallinde yapılan kontrolde; inşai faaliyetlerin devam ettiği, konteynırın çevresine yaklaşık 28,00m² profil malzemeden sundurma yapıldığı (inşaat seviyesinin %100) ve parsel içerisine yaklaşık 5,00m² yığma malzemeden yapı yapılmakta olduğu (WC) inşaat seviyesinin %80 olduğunun tespit edilerek 28.10.2019 tarih ve 1734 sayılı yapı tespit ve durdurma tutanağı düzenlenerek yapının 2. kez mühürlendiğinin anlaşıldığı olayda, Mahallinde suç unsurlarının tespiti için yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 02.11.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda: Dava Konusu Yapıların İzmir ili, Urla ilçesi, ... Mahallesi adresinde kain, tapuda 257 ada 1 parsel nolu taşınmazdaki 1 adet Konteyner, sundurma ve bitişiğindeki WC, plastik su deposu olduğu, konteynerın TCK 184/1 md. de belirtildiği şekilde bina nitelikli yapı olup, İmar Kanunu'na göre ruhsat alınarak yapılması gerektiği, sundurmanın TCK 184/1 maddesinde belirtildiği şekilde bina nitelikli olmayan ilave yapı olup, ana yapının tamamlayıcı elemanı ve İmar Kanunu'na göre ruhsat alınarak yapılması gereken bir yapı olduğu, WC'nin İmar Kanunu'na göre ruhsat alınarak yapılması gereken bina nitelikli ilave yapı olduğu, etrafı sundurma ile çevrili konteynerin zemine sabit, kalıcı ve süreklilik arz eden biçimde dökülmüş olan beton platform üzerine monte edilmiş olduğu esas alındığında, sit alanında bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirdiği, ayrıca dava konusu yerde süreklilik ve kalıcılık arz edecek şekilde bir yapı oluşturma ve kullanmaya matuf olması dikkate alınarak ve keşif tarihi itibari ile yapılan gözlemlemede, mevcut hallerinin bu yerin doğal yapısını, siluetini ve bütünselliğini bozucu nitelik taşıdığı yönündeki kanaat esas alınarak araziye kalıcı, geri dönüşümsüz olarak zarar verildiği görüş ve kanaatine varıldığı, dava konusu diğer yapı olan WC'nin de benzer şekilde mevcut haliyle temelsiz olarak ve zemin kazılmadan inşa edilmiş olmakla birlikte, zemine sabit, kalıcı ve süreklilik arzeden biçimde dökülmüş olan beton platform üzerine monte edilmiş olduğu esas alındığında sit alanında bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirdiği, araziye kalıcı, geri dönüşümsüz olarak bir zarar verildiği görüş ve kanaatine varıldığı, davaya konu uygulamaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 05.01.2017-99 sayılı “Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı”na göre, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu izniyle yapılması gereken faaliyetler olmasına rağmen, izinsiz olarak yapılmış olması nedeniyle, Doğal Sit Alanları İlke Kararlarına aykırı davranıldığı görüş ve kanaatine varıldığı, dosyadaki olayın gelişiminden, hava fotoğrafı bilgilerinden, tutanak tarihi bilgilerinden, inşaat mahallinde yaptılan tespit ve incelemelerden, dava konusu konteynerin 18.10.2017 - 17.09.2018 tarihleri arasında monte edildiği ve WC'nin yapımına başlanıldığı, konteyner çevresindeki sundurmanın ise 16.03.2019 - 28.10.2019 tarihleri arasında inşa edildiği kanaatine varıldığı, Her ne kadar sanık ... hakkında hem 5237 sayılı TCK'nın 184/1. maddesinde düzenlenen İmar Kirliliğine Neden Olma hem de 2863 sayılı Yasaya Muhalefet Etme suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; tüm dosya kül olarak değerlendirildiğinde sanığın tek bir eylemle iki farklı suçu işlediği böylece 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi gereğince en ağır cezayı gerektiren 2863 sayılı Yasaya Muhalefet Etme suçundan hüküm kurulması gerektiği sabit olup, imar kirliliğine neden olma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, Sanığın üzerine atılı 2863 sayılı yasaya aykırılık suçuna konu yapıların atılı suçun unsurunu oluşturan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğu teknik yeterlilikteki bilirkişi raporu ile sabit olup, yapının büyüklüğü itibariyle suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına, 23.11.2018 tarihli Encümen kararının 12/2018'de sanığa tebliğ edildiği, yapımına başlandığı belirtilen, ikinci yapı tespit durdurma tutanağı ile tespit edilen WC nin Encümen kararının sanığa tebliğinden evvel yapılmış olabileceği, konteyner çevresindeki sundurmanın ise zemine direk bir müdahalesi olmadığından atılı suçun unsurunu oluşturmayacağı anlaşılarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahalli Cumhuriyet savcısının, sanık müdafinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; 12.11.2018 tarihli Yapı Tatil Zaptı ile 45m²'lik su basman ve üzerinde 21 m²'lik konteyner'in bulunduğunun belirlendiği, 19.04.2019 tarihinde imalatların kaldırılmadığı ve ayrıca plastik su deposu konulduğu kolluk tarafından belirlenerek tutanak altına alındığı anlaşılmıştır. 28.10.2019 tarihinde İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından yapılan kontrolde mevcut konteyner'e 28 m² sundurma yapılarak eklendiği ve yaklaşık 5 m² büyüklüğünde bir tuvalet yapıldığını tespit ederek 2. yapı tatil zaptının düzenlendiği, yargılama aşamasında gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile imalatların Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı içerisinde bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirdiği, imalatların bu yerin doğal yapısını, siluetini ve bütünselliğini bozucu nitelik taşıdığı belirlendiği, Sanık ... tarafından gerçekleştirilen 45 m²'lik su basman, üzerinde 21 m²'lik konteyner ve su deposu içeren eylemin nitelik ve niceliği dikkate alındığında TCK'nın 3/1. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirmeyecek nitelikte olduğu ancak ilk Yapı Tatil Zaptından sonra ve iddianame düzenlenmesinden önce eylemine devam etmek suretiyle 28 m² sundurma ve 5 m²'lik tuvalet imalatı nedeniyle sanık ... hakkında hüküm kurulurken bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi nedeni ile zincirleme suç hükümleri uygulanasını gerektirmiş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025. tarihinde karar verildi.