İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/6433 Karar: 2023/6034 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/6433 K.2023/6034

12. Ceza Dairesi 2023/6433 E. , 2023/6034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1830 E., 2023/1748 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik isti

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/6433 E. , 2023/6034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1830 E., 2023/1748 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik isti

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/6433 E. , 2023/6034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1830 E., 2023/1748 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2023 tarihli ve 2022/14 Esas, 2023/227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2023/1830 Esas, 2023/1748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 07.11.2023 tarihli ve 2023/113850 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri; sanığın kanındaki alkol düzeyi ve uyuşturucu madde miktarı ile hiçbir trafik kuralına uymadığı göz önüne alındığında, ikişer kez olası kast ile adam öldürme ve ikişer kez olası kast ile yaralama suçlarından teşdiden üst sınırdan cezalandırılması gerekirken, suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle usûl ve yasaya aykırı şekilde verilen hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; hükme esas alınan ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında ve kusur durumuna ilişkin raporlarda yer alan değerlendirmelerin hatalı olduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat karar verilmesi yerine unsurları oluşmayan suçtan mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, ölen ...'nin ölüm sebebi ile sanığın sübutu kabul edilen eylemi arasında nedensellik bağı bulunmamasından dolayı sanığın adı geçenin ölümünden sorumlu tutulamayacağı dikkate alınmadan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek suretiyle suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle usûl ve yasaya aykırı şekilde verilen hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, kazadan sonra tanzim edilen ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, olay yeri inceleme raporu, kaza ile ilgili temin edilen görüntüler ile görüntülerin içeriği, kazaya karışan sürücülerin alkollü olup olmadıklarını tespite yönelik raporlar, ölenlerin ölüm sebeplerinin belirlenmesine dair Adli Tıp Kurumu Bursa Morg İhtisas Dairesinin otopsi raporları, mağdurların sağlık durumlarına ilişkin Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün adlî raporları, sanık sürücünün kaza anında kanında bulunan alkol ve uyuşturucu maddelerin tespiti ile ilgili Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin 10.09.2021 tarihli ve Adli Tıp Kurumu Beşinci Adlî Tıp İhtisas Kurulunun 29.11.2021 tarihli raporları, kusur durumuna ilişkin kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 26.04.2022 ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 30.12.2022 tarihli raporları rapor başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü Fatih'in sevk ve idaresindeki otomobil ile 31.07.2021 tarihinde gece saat 00.05 sıralarında, açık havada, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, iki yönlü, toplam 7 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı virajlı, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı il yolunu takiben Armutlu istikametinden Gemlik istikametine, ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı tanık Arif ile birlikte seyir hâlindeyken, ön ilerisinde sağ şeritte seyretmekte olan araçları geçmek üzere karşı yönden gelen araçlara ayrılmış şeride girip, bu araçları sollamaya çalıştığı esnada, karşı yönden gelmekte iken kendisini görüp sağ bankete yönelen tanık sürücü Erdeniz idaresindeki otomobilin sol yan kısımlarına, idaresindeki aracın sol ön kesimi ile çarptıktan sonra, yine karşı yönden gelmekte olan sürücü ... yönetimindeki otomobilin ön kısımlarına çarptığı, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı; aynı gün saat 02.53 sularında sanıktan alınan kanda sistematikteki uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden esrar etkin maddesi THC metaboliti (136ng/ml) THC-COOH bulunduğunun ve kaza anında sanığın 2,76 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, (B) sınıfı sürücü belgesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, meydana gelen trafik kazasından dolayı otomobil sürücüsü ...'ın trafik kazası ile husulü mümkün mezenter yaralanması, kalça kemiklerinde kırıklar ile karın içi kanama sonucu ve aynı otomobilde yolcu olarak bulunan Adeviye'nin trafik kazası ile husulü mümkün genel vücut travması, kemik kırıkları ile yaygın ekimozlar, aort ile her iki akciğer yaralanmasına bağlı göğüs içi kanama sonucu öldüğü, ölen sürücü ...'ın eşi olan mağdur ...'nın yaşamını tehlikeye sokacak ve hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak ve ölen sürücü ... ile mağdur yolcu ...'nın çocukları olan mağdur ...'ın hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının açıklanan şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayla ilgili olarak İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu; ayrıca, "Sanığın uyuşturucu maddelerden olan esrar maddesinin etkisi altında, ortalama 2,76 (ikivirgülyetmişaltı) promil alkollü halde, azami hız sınırının oldukça üstünde, hatalı sollama yaparak Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna göre tek ve asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği" gerekçesiyle sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, iki kişinin ölümü ile birlikte iki kişinin nitelikli şekilde yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, iki kişinin ölümü ve iki kişinin nitelikli şekilde yaralanması ile sonuçlanan kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken kusurlu davranışların uyuşturucu maddenin etkisi altında ve 2,76 promil alkollü olduğu hâlde direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobille önünde ilerleyen birden fazla aracı geçmek için süratli bir şekilde ve kontrolsüzce karşı yönden gelen araçların kullandığı şeride geçen sanık tarafından gerçekleştirildiğinin belirlendiği, mevcut delil durumuna uygun biçimde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu sonucuna varılarak, suçun hukukî nitelendirilmesinde yanılgıya düşülmediği, sübutu kabul edilen fiille ilgili olarak iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası yaptırımı içeren 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza belirlenirken, yerinde, yeterli, kanunî gerekçelerle ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı biçimde alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 8 yıl hapis cezası tayin edildiği, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmak şeklindeki tek bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olmasından dolayı temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca orantılılık ilkesine de uygun biçimde (1/3) oranında artırım yapıldığı, "Sanığın savunmadan kaçması, adli sicil kaydına yansıyan suça eğilimli kişiliği, katılan tarafın uğradığı zararı giderme girişiminde bulunmamış olması" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim yapılmadığı, taksirin yoğunluğuyla zararın ağırlığına göre sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl süreyle geri alınmasına ilişkin uygulamanın da orantılılık ilkesine uygun ve isabetli olduğu, kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme, hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin ise hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde sübut, kusur durumu, suç vasfı, temel cezanın miktarı, bilinçli taksir nedeniyle belirlenen artırım oranı, takdirî indirim nedenlerinin ve diğer kişiselleştirme kurumlarının uygulanmaması, sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi ve bu hak yoksunluğunun süresi bakımından hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin bu kapsamda yer alan temyiz sebepleri ile yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2023/1830 Esas, 2023/1748 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla