Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6632 E. , 2024/5117 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/350 E., 2023/1936 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükümlerin; katılan vek
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6632 E. , 2024/5117 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/350 E., 2023/1936 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükümlerin; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemenin sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanıkların ayrı ayrı beraatlerine ilişkin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteğine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre soruşturma izni alınması için durma kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle Dairemizce verilen 02.12.2020 tarihli bozma ilâmı üzerine Yerel Mahkemece haklarında soruşturma izni alınan sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yüklenen suçu işledikleri sabit olan sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmemesi nedeniyle katılan vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; kamu görevlisi olan sanıkların görevlerinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak katılana ait kişisel verileri ele geçirmeleri nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 136 ve 137. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerekirken yazılı gerekçelerle sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanıklara yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurları oluşmadığının kabulü hâlinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tartışılması ve sanıkların bu suçtan mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, re'sen gözetilecek nedenlerle de kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; vergi dairelerinde görevli olan sanıkların, kendilerine görevleri gereği verilen kullanıcı kodu ve şifreyi kullanıp, vergi mükelleflerinin vergi ile ilgili işlemleri ve kişisel bilgilerinin kayıt altına alındığı Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) sisteminde keyfi ve usulsüz sorgulama yaparak, suç tarihlerinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan katılana ait kişisel verilere erişim sağlamaları nedeniyle görevlerinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıkların bilişim sistemi aracılığı ile salt veri tabanının güvenliği nedeniyle kendisine verilen şifreyi kullanıp, sistemde sorgulama yaparak, katılana ait bilgileri okumaktan ibaret eylemleri ile kişisel verileri ele geçirdikleri kabul edilemeyeceği gibi, söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştıklarına ilişkin haklarında bir iddia ve delil ileri sürülmeyen sanıklara, belirtilen sorgulamaları yapabilme imkânının verilmiş olması, veri içeriklerinin sanıklardan gizlenmemiş olması, olay tarihlerinde vergi dairelerinin bahsi geçen ildeki mükellef sayıları da nazara alınarak işin akışı açısından işin zamanında yürümesi için diğer personellere de verilmesi, katılanın siyasi ve medya tarafından tanınan kişilerden olması karşısında, sanıkların sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davrandıkları da kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemlerde, sanıkların üzerilerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçelerine dayalı olarak, sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak, dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine bakması şeklindeki eyleminin suç teşkil edip etmediği, ettiğinin kabulü hâlinde, eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararında, "... sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2022/7038 Esas, 2024/1950 Karar sayılı kararında ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2023/219 Esas, 2024/1951 Karar sayılı kararında da, "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı TCK kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir. Özetlenen yargı kararları göz önüne alındığında, dosya kapsamına göre sanıkların, kendilerine görevleri gereği verilen kullanıcı kodu ve şifreyi kullanıp, VEDOP sisteminde sorgulama yapmaktan ibaret yargılama konusu eylemlerinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına dair Yerel Mahkeme kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yüklenen suçu işledikleri sabit olan sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklara yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesine dayalı olarak verilen Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2024 tarihinde karar verildi.