Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/1303 E. , 2025/3187 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/285 E., 2021/532 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Yargıtay 14. Ceza Dairesince verilen bozma kararı üzerine kurulan kişilerin huzur ve sükunun
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/1303 E. , 2025/3187 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/285 E., 2021/532 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında Yargıtay 14. Ceza Dairesince verilen bozma kararı üzerine kurulan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123/1, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suçtan mahkum edilmesi ile ilgili kararın açıklanmasına, 5237 sayılı Kanunun 123/1, 43, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 1.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, ilgili kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin, 28.01.2021 tarihli, 2020/10408 Esas, 2021/728 Karar sayılı ilamıyla basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmek üzere bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Yerel Mahkeme bozma ilamına uyulması yönündeki kararı ile mahkemece takdiren basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verilerek genel hükümlere göre yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 123/1, 43, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 1.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar erilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş; mevcut delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne ilişkindir. III. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Kanun'un hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 231/11. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp açıklanmasına karar verildiğinde, önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması, bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ile yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükunun bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 1- Sanığın katılanın istememesine rağmen internet üzerinden sık sık mesajlar göndermesi eyleminin kişilerin huzur ve sükunu bozma suçunu oluşturduğu, suçun oluşabilmesi için ısrar unsurunun 5237 sayılı Kanunun 123/1. maddesi gereği şart olduğu, hukuki bir kesinti bulunmayan sanığın eyleminin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden birden fazla sayılamayacağı, bu nedenle zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanunun 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza belirlenmesi, 2. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen hükümlü hakkında kurulan hükmün, aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında verilen hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilerek sonuç olarak adli para cezasına hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Fethiye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine, ancak, hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.