İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/2957 Karar: 2025/6039 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/2957 K.2025/6039

12. Ceza Dairesi 2024/2957 E. , 2025/6039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/268E. - 2024/94K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bozma kararı sonrası 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yap

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/2957 E. , 2025/6039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/268E. - 2024/94K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bozma kararı sonrası 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yap

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/2957 E. , 2025/6039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/268E. - 2024/94K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bozma kararı sonrası 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Karaburun Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2013 gün, 2012/154 E., 2013/179K . sayılı ilamıyla, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde CMK'nın 223/2-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.04.2015 tarihli, 2014/18083 E., 2015/7025K. sayılı ilamı ile; "....Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, .. 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 07.05.1992 tarih ve .. sayılı kararıyla 1. derece doğal sit alanı olduğu kabul edilen .. ili, .. ilçesi, .. köyü, .. mevkii, 130 ada, 1 sayılı parselde yer alan ve tapuda sanık adına kayıtlı olan 108 numaralı dubleks binada, .. İl Özel İdaresi görevlilerince 20.10.2011 tarihinde yapılan denetimde, sanık tarafından izin alınmadan nitelikli tadilatların yapıldığının, projesinde çiçeklik olarak gözüken yere pvc malzemeden kapalı deponun yapıldığı, yine binaya pvc ve cam malzemeden yapılmış, üzeri kapalı terasın, pvc ve cam malzemeden yapılmış ve üzeri kiremit ile kaplı balkonun, arka cepheye üzeri kiremitle kaplı sundurmanın, üst terasa da 1.15x2.15 metre ebatında duvarın yapıldığının tespit edildiği, fiziki ve inşai müdahale niteliğindeki bu uygulamaların sanık tarafından, binanın satın alındığı 10.08.2010 tarihinden sonra yaptırıldığının belirlenmesi üzerine, sanık ... hakkında soruşturmaya başlandığı ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık ile imar kirliliğine neden olmak suçlarından davanın açıldığı, her ne kadar sanık verdiği ifadelerinde, davaya konu uygulamalar için izin alınması gerektiğini bilmediğini beyan etmiş ve hakkında yapılan yargılama neticesinde de, sit alanı ilanına ilişkin kararların ilgilisine tebliğ veya tapuya şerh verilmesinin zorunlu olduğu, olayda ise tebliğ veya tapuya şerhin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanığın beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun yukarıda açıklandığı üzere, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının, koruma kararının bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür veya tabiat varlığı olmadığı, davaya konu yerin 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiş bölge içerisinde yer aldığı, sit ilanına ilişkin kararın ise mahallinde 14.04.2000 tarihinde mutat vasıtalarla duyurulduğu ve buna ilişkin tutanakların dosya kapsamında bulunması karşısında, sanığın suça konu yerin doğal sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı, 18.03.2013 tarihli olay yeri keşfine iştirak eden kadastro teknisyeni ve inşaat mühendisinden alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, sanığın fiziki ve inşai müdahale kapsamındaki izinsiz uygulamaları yaptığı binanın, 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer aldığı, eyleminin tam bir fiziki ve inşai müdahale kapsamında olduğu, tüm bu nedenlerle eylemleri sabit olan sanığın TCK'nın 44. maddesi uyarınca 2863 sayılı Kanunun 65/b. maddesinde düzenlenen suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi," gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde Karaburun Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2015/120E., 2015/110K. sayılı karar ile sanık hakkında2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK'nın 62, 51/1-3, 52/2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet kararı verilmiş ve anılan kararın sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30.03.2016 tarihli ve 2016/3063E., 2016/5254K. sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.05.2022 tarihli ve 2017/12-696 E.,2022/372K. sayılı ilamıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçe ile kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde ; suç tarihi itibarıyla 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine kararı verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; zamanaşımı süresinin dolmadığına, sair ve resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yargıtay Ceza Kurulunun 24/05/2022 tarih 2017/12-696 esas ve 2022/372 karar sayılı ilamı ile bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;"Yapılan yargılama sonunda iddia, sanık savunması, keşif tutanağı, bilirkişi raporu, kurumlardan gönderilen yazılar, olay tutanağı, hazırlık evrakları, hazırlık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanık hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan cezalandırılması talebiyle işbu kamu davası açılmış ise de; sanık hakkındaki yargılamaya konu suçun olağanüstü zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, dosya incelendiğinde eylem tarihinin 2011 yılı olduğu, olağanüstü zamanaşımı olan 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu, sanığın üzerine atılı suç bakımından zamanaşımı süresinin geçtiği ve bu nedenle kovuşturma imkanının olmadığı anlaşıldığından" gerekçesiyle sanık hakkında açılan davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve CMK'nun 223/8 maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR 5271 sayılı CMK'da olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlenmiş olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine yapılan incelemede, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca itirazın kabulü hâlinde, Yargıtay ilgili Ceza Dairesinin onama kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun karar tarihi arasında geçen sürenin, dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulmayacağı, ancak itirazın kabulü üzerine dosyanın derdest hâle gelmesi nedeniyle yargılamaya devam edildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca itirazın kabulü tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sürenin işlemeye devam edeceği ve dava zamanaşımının buna göre hesaplanması gerektiği yönündeki Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2019 tarihli ve 2016/18-432 Esas, 2019/603 Karar sayılı, 22.11.2011 tarihli, 2011/4-203 Esas ve 2011/238 Karar, 21.06.2011 tarihli ve 2011/6-94 Esas, 2011/133 Karar sayılı kararları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 1-5271 sayılı Kanun’da olağanüstü bir yasa yolu olarak düzenlenmiş bulunan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine yapılan incelemede, itirazın kabulü durumunda, Mahkemece verilen hükmün kesinleştiği 30.03.2016 tarihi ile itirazın kabul edildiği 24.05.2022 tarihi arasında geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulamayacağı gözetilmeksizin dava zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle düşme kararı verilmesi, 2-Bozma üzerine Yerel Mahkemece aldırılan 06.07.2023 tarihli harita inşaat mühendisi heyet bilirkişi raporu içeriğinde 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden bir tespitin yer almadığı ve sanığın 1. derece doğal sit alanı olarak kabul edilen taşınmaz üzerindeki binada gerçekleştirildiği müdahalelerin sit alanına inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olup olmadığı hususunun bilimsel ve teknik verilerle ortaya konulamadığına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.05.2022 tarihli ve 2017/12-696 E., 2022/372K. sayılı ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakla, çevre mühendisi, inşaat mühendisi ve üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan tarafsız arkeolog bilirkişilerden yeniden heyet raporu aldırılarak sanığın davaya konu eylemlerinin esaslı- basit müdahale niteliğinde olup olmadığı, yapılan izinsiz müdahaleler nedeniyle sit alanının zarar görüp görmediğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespiti gerekirken eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Karaburun Asliye Ceza Mahkemesi kararına yönelik Katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla