Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/3222 E. , 2024/7198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/319 Esas - 2022/626 Karar SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık KARAR : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2021/319
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/3222 E. , 2024/7198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/319 Esas - 2022/626 Karar SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık KARAR : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2021/319 Esas, 2022/626 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında asıl dava yönünden 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 65/1-1. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, birleşen dava yönünden 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraate ilişkin hükümlerin, 15.09.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 31.05.2024 tarihli ve 94660652-105-61-11840-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/63958 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2024 tarihli ve KYB-2024/63958 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 1- Trabzon İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 821 ada 1 parselde bulunan Barma Yaylası Turbalık Alanının Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 04.11.2019 tarih ve 257339 sayılı Bakanlık Oluru ile doğal sit alanı olarak tescil edildiği, Çevre Şehircilik Bakanlığının 11/01/2021 tarihli ihbar yazısında; 14.12.2020 tarihinde yapılan kontrolde söz konusu koruma alanına izinsiz olarak bodrum kat inşa edildiği, böylece doğal sit alanına izinsiz müdahalede bulunulduğu belirtildiğinden sanık hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçu işlediğinden bahisle Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.04.2021 tarihli ve 2021/66 soruşturma, 2021/173 esas, 2021/163 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Yapılan yargılama sırasında, sanığın suça konu yerde yeniden müdahalede bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, mahkemesince yeniden suç duyurusunda bulunulduğu, sanık hakkında Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2022 tarihli ve 2022/812 soruşturma, 2022/221 esas, 2022/212 sayılı iddianamesi ile yeniden açılan kamu davasında anılan Mahkemenin 27.09.2022 tarihli ve 2022/273 esas, 2022/483 sayılı kararı ile adı geçen Mahkemenin 2021/239 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Yapılan yargılama sonunda ise, 14.12.2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü görevlileri tarafından çekilen fotoğraftan söz konusu yerde ev inşaatının yapıldığı, daha sonraki 18.05.2021 tarihinde kolluk tarafından çekilen fotoğrafta ise ev inşaatının tamamlandığı, keşif tarihinde çekilen fotoğraftan ise suça konu yapının giriş kısmına demir korkuluklar yapıldığının görüldüğü, sanık tarafından yapılan bu müdahalelerin farklı aşamalarda olduğu ve her bir eylemin söz konusu sit alanına zarar verici nitelikte olması nedeniyle sanığın eyleminin zincirleme suç teşkil ettiğinden bahisle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın suça konu yapının giriş kısmına demir korkuluklar yapmak suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin, birleşen davaya konu eylem olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında bu eylemle ilgili olarak diğer eylemleri ile birlikte zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm kısmında ise birleşen dava yönünden sanığın beraatine karar verilmek suretiyle hükümde çelişki oluşturulmasında, 2- Kabule göre ise; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65/1 maddesinde yer alan "Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanun'a göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır." şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olay sebebi ile Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2020/11535 esas, 2024/665 karar sayılı ilâmında ''Sanık hakkında 1. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki 134 ada 38 parselde bulunan araziyi sürüp ekerek tarımsal faaliyette bulunmaktan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın aşamalardaki beyanlarında dava konusu taşınmazın babasından kaldığını, sit alanı olduğunu bilmediğini, köyde bir çok kişi adına dava açıldığını ancak köy tarafından da sit alanı olduğunun bilinmediğini, tapuda da herhangi bir şerh olmadığını beyan ettiği, duruşmada dinlenen tanık beyanlarının aynı yönde olduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında sit alanında kaldığına dair şerh olmadığı, mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilip edilmediğinin araştırıldığı, kurumlarca gönderilen cevabi yazılarda ilana ilişkin tutanağa rastlanmadığının belirtildiği, kolluk tarafından yapılan araştırma neticesinde düzenlenen tutanak ile de, köy halkı tarafından dava konusu yerin sit alanı olduğunun bilinmediğinin belirtildiği anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.'' şeklindeki açıklamalar gözetildiğinde; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın dava konusu yerin sit alanında olduğunu bildiğine ve 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediğine dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil olmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A- İhbarnamedeki (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden; 14.12.2020 tarihli tutanak ile Barma Yaylası 821 ada 1 parselde yapılan kontrolde, doğal sit, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı ve mera sınırları içerisinde bodrum kat inşa edilmiş olduğu belirtildiğinden sanık hakkında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na aykırılık suçu işlediğinden bahisle Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12.04.2021 tarihli ve 2021/173 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianame düzenlendikten sonra 18.05.2021 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile iddianameye konu inşaatın tamamen bitmiş vaziyette olduğunun tespit edildiği, Sürmene Asliye Ceza Mahkemesince icra edilen keşif sonrası dosyaya sunulan 25.08.2022 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, giriş kapısına ulaşımı sağlayan sahanlık kısmının demir ferforje ile korunaklı hale getirildiğinin belirtilmesi üzerine sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.09.2022 tarihli 2022/221 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının, Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/319 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda asıl dava yönünden sanığın mahkumiyetine, birleşen dosyada ise beraatine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Aynı taşınmaz üzerinde, iddianamenin kabulü tarihine kadar gerçekleşen her bir inşai ve fiziki müdahalenin, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilebileceği, iddianamenin kabulü tarihinde ise hukuki kesintinin gerçekleşmesi nedeniyle bu tarihten sonra yapılacak olan her müdahalenin ayrı bir davaya konu olacağı değerlendirildiğinden, asıl dava yönünden sanık hakkında tayin edilen temel cezada 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılmasında isabet görülmemiş olup, Kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. B- İhbarnamedeki (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden; Hazine’ye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği; suça konu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan mera olduğu anlaşıldığından kanun yararına bozma alebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki (2) numaralı bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A. İhbarnamedeki (1) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sürmene Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2021/319 Esas, 2022/626 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, B. İhbarnamedeki (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesi yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca ihbarnamedeki (1) numaralı kanun yararına bozma isteği yönünden gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.