İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/4272 Karar: 2025/3832 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/4272 K.2025/3832

12. Ceza Dairesi 2024/4272 E. , 2025/3832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/484 E., 2024/698 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Dairemizce verilen bozma kararı üzerine sanık hakkında verilen beraat kararının; mahalli Cumhuriyet savcısı tar

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/4272 E. , 2025/3832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/484 E., 2024/698 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Dairemizce verilen bozma kararı üzerine sanık hakkında verilen beraat kararının; mahalli Cumhuriyet savcısı tar

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/4272 E. , 2025/3832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/484 E., 2024/698 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Dairemizce verilen bozma kararı üzerine sanık hakkında verilen beraat kararının; mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında huzur ve sükunu bozma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 123, 62/1, 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine karar verilmiş, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi neticesinde Dairemizce sanık hakkında basit yargılama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiş, Yerel Mahkemecce bozma ilamına uyularak sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak mahkumiyete hükmedilmiş, hükme sanık tarafından itiraz edildiğinden genel hükümlere göre yargılama yapılarak sanığın beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dava zamanaşımının gerçekleştiği bahisiyle düşme kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Mahalli Cumhuriyet savcısı temyiz sebepleri; huzur ve sükunu bozma suçunun unsurları oluştuğundan sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın boşanmış olduğu eşi olan katılanı, sanığın kendi nüfusuna kayıtlı olan müşterek çocuğunun kendinden olmadığını düşünmesi üzerine bu konuyu konuşmak için aradığı, katılanın da çocuğun kimden olduğunu bilmediği şeklindeki beyanının sanığın savunmasını destekler nitelikte olduğu, sanığın çocuğu hakkında bilgi alamaması nedeniyle bu yolu tercih etmiş olduğu, telefon tutanağının incelenmesinde 03.01.2015 günü bir kez, 22.12.2015 günü bir kez olmak üzere sanığın katılanı aradığı, ancak 05.01.2016, 01.01.2016, 30.12.2015, 23.12.2015, 21.12.2015 tarihlerindeki aramalarda telefonun kapalı olduğunun tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun manevi unsuru olan sırf katılanın huzur ve sükûnunu bozmak özel kastının gerçekleşmemesi nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar no'lu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla