Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/4376 E. , 2025/2692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/5508 E., 2024/4088 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Şikâyetçi ... vekilinin temyiz istemi yönünden, ve
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/4376 E. , 2025/2692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/5508 E., 2024/4088 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Şikâyetçi ... vekilinin temyiz istemi yönünden, vekili aracılığıyla katılma isteminde bulunmasına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikâyetçi ...'in, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, dava konusu trafik kazasında kardeşi ...'in ölmesi nedeniyle yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve vekili aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini devam ettiren şikâyetçi ...'in 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili, katılanlar ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile şikâyetçi ... vekilinin, katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilinin ve katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz sebepleri; temel cezanın ve bilinçli taksir artırım oranının üst sınırdan belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sanığa yetersiz ceza hükmolunduğuna, re'sen göz önünde bulundurulacak diğer nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; keşif yapılmaksızın eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiğine, kazanın oluşumunda ticari taksi şöförü ile yol güvenliği konusunda gerekli tedbirleri almayan ölenlerin çalıştığı işveren firma ve denetim makamı olan ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkililerinin de kusurlu olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, tüm kusurun sanığa izafe edilerek, sanığa fazla ceza hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın makas atmak tabir edilen biçimde trafik akışını tehlikeye düşürdüğüne dair hiçbir delil bulunmadığı ve güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmadığı halde koşulları oluşmayan bilinçli taksir hükmünün uygulanması suretiyle suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, usûl ve kanuna aykırı şekilde verilen kararın bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü ...'nın, 24.05.2023 tarihinde saat 00.10 sıralarında, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla D-100 Güney Yol Ankara istikameti yönünde seyir hâlindeyken, ... İlçesi Altıntepe ... Durağı mevkiine geldiğinde, önündeki araçlara selektör yaparak makas atarak seyrettiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybedip, emniyet şeridi üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına yol bakım onarım ve bariyer tamiri yapmakta olan alt taşeron firması çalışanları ..., ..., ... ve ...'e çarptığı ve adı geçen çalışanların olay yerinde yaşamlarını yitirmelerine neden olduğu, sanığın ölenlere çarptıktan sonra emniyet şeridi üzerinde bulunan (bakım, onarım sırasında işçilerin kullandığı, üzerinde gerekli uyarı levhaları ve ışıkları olan) ... plakalı kamyonun arka kısımlarına ve bariyerlere de çarparak, yeşil alan içine girip, ters istikamete dönerek durabildiği, yaşanan kazada sanık ve yanında yolcu olarak bulunan tanık ...'un da hafif şekilde yaralandıkları, ...'un sanıktan şikâyetçi olmadığı, trafik ekiplerince kazadan sonra saat 00.45’te yapılan ölçümde, sanığın 0.55 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, kaza sırasında ölenlerle birlikte çalışan tanıklar ... ve ...’un alınan ifadelerinde özetle; 23.05.2023 tarihinde saat 21.00 sıralarında çalışmaya başladıklarını, Kadıköy istikametinden Kartal istikametine kadar çalışma yaparak ilerlediklerini, çalışmaya başladıkları andan itibaren önlerinde bakım kamyonun (... plakalı), arkalarında ışıklı sensörlü ve yol uyarılı pikap aracın (...), çalışma yaptıkları alanda uyarılı dubaların olduğunu, gerekli uyarı ve güvenlik önlemlerini aldıklarını, ... Mahallesi D-100 karayolu mevkiinde çalışma yaptıkları sırada kendileri pikap aracından malzeme alırken gelen sese baktıklarında siyah renkli aracın dubalara çarparak iş arkadaşlarını biçip ön taraflarında bulunan kamyona çarpıp durduğunu beyan ettikleri, olay yeri inceleme raporu, ölü muayene raporu, kaza tespit tutanakları ve tanık beyanlarıyla, ölenlerin çalışma yaptıkları sırada, gerekli yol uyarı ve işaretçi levhalarını bulundurdukları, gerekli önlemleri aldıklarının (işçilerin fosforlu iş elbiseleri, araçlardaki uyarı işaretleri, yol kenarına konulan fosforlu dubalar) tespit edildiği, sanığın savunmasında özetle; yaklaşık 90 kilometre/saat hızla orta şeritte seyir ederken önündeki aracı geçmek için sol şeride girdiğini, önündeki aracın yavaş olması nedeniyle tekrar orta şeride geçmek istediği sırada ne olduğunu anlayamadan aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle aracın savrulup trafikte ters yöne bakar hâlde durduğunu, olayın çok ani geliştiğini, trafikte makas atmadığını, sollama amacıyla şerit değiştirdiğini, olaydan yaklaşık 3 saat önce bir tane bira içtiğini, sarhoş olmadığını beyan ettiği, sürücünün yanında bulunan tanık Duygu’nun beyanında şerit değiştirirken kazanın olduğunu, ne olduğunu anlamadığını ifade ettiği, tanıklar ... ve ...’nın beyanlarında, o tarihte aynı araç içinde ortalama 80 kilometre/saat hızla orta şeritte seyir hâlinde oldukları sırada, önlerinde seyreden ticari taksinin sol şeride doğru kaymaya başladığını, arkalarından da başka bir aracın selektör yaparak gelmekte olduğunu, bu aracın kendilerini solladığını, bu sırada taksi de sol şeride doğru geçmiş olduğundan, arkalarından gelen aracın bariyer ile taksi arasından geçtiğini, sonrasında da direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve kazanın meydana geldiğini ifade ettikleri, sanığın savunmalarında ise orta şeritte seyir hâlindeyken, önündeki aracın yavaş ilerlemesi nedeniyle bu aracı sollayıp sol şeride geçtiğini, bir müddet yoluna devam ettiğini, bu sırada önündeki başka bir aracın aniden fren yaptığını, arkasından da bir aracın hızla geldiğini fark etmesi nedeniyle kendisinin aniden fren yapması hâlinde arkasındaki aracın kendisine çarpabileceğini düşünerek tekrar şerit değiştirmeye çalıştığını, bu sırada birden aracın savrulmaya başladığını, sonra da kazanın meydana geldiğini beyan ettiği, sanığın kazanın meydana gelmesindeki anlatımıyla tanıklar ... ve ...’nın anlatımlarının uyuşmadığı, zira sanığın kazanın meydana gelmesinde bir taksinin kusuru olduğundan hiçbir aşamada bahsetmediği, taksi şoförünün beyanında da kazaya karışan aracın kendisini geçip gittikten sonra kazanın meydana geldiğini, kazanın kendisiyle bir ilgisi olmadığını ifade ettiği dikkate alındığında, taksinin sanığın direksiyon hakimiyetini kaybetmesine etkisi olmadığının anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarından da anlaşılacağı üzere, ölenlerin ölümüyle sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde, alkollü hâlde şerit değiştirme kurallarına uymayarak seyreden sanık sürücünün asli ve tam kusurlu, diğer sürücüler ve kendileri için gerekli önlemleri alan ölenlerin kusursuz oldukları, sanığın alkollü olması, şerit değiştirme kurallarına riayet etmeden seyretmesi dikkate alındığında, kazanın meydana gelmesinin öngörülebilir bir netice olduğu, bu nedenle sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği, nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/451 Esas ve 2024/717 Karar sayılı içtihadında da; yargılamamıza konu olaya benzer şekildeki olayda makas atarak ilerleyen sürücünün bilinçli taksir ile hareket ettiğinin kabulünün gerektiğinin belirtildiği, bu hâliyle sanığın sabit görülen eylemlerini bilinçli taksir ile işlediği gerekçelerine dayalı olarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "Sanığın ... plakalı otomobil ile D100 Güney yol Bostancı istikametinden Maltepe istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli ... durağı karşısına geldiğinde, aracının hakimiyetini kaybedip, sağa doğru yönelerek ve dubaları aşarak, emniyet şeridi üzerinde ... Büyükşehir Belediyesi adına yaya olarak yol bakım onarım ve bariyer tamiri çalışması yapmakta olan taşeron firma çalışanları maktullere çarptığı, savrularak ... plakalı kamyona çarptığı ve bariyerlere de çarparak yeşil alan içine girip ters dönerek durduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince 'sanığın alkollü olması, şerit değiştirme kurallarına riayet etmeden seyretmesi dikkate alındığında, kazanın meydana gelmesinin öngörülebilir bir netice olduğu, bu nedenle sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kanaatine varıldığı' belirtilerek sanık hakkında TCK 22/3. maddesi uygulanmıştır. Kazanın saat 00:15'de olduğu, saat 00:45'te yapılan ölçümde sanığın 0,55 promil alkollü olduğu, bu durumda kaza anı itibariyle 1,00 promilin altında kalan alkol yönünden Yargıtay 12. Ceza Dairesinin içtihatları nazara alınarak bilinçli taksir koşullarının oluşmayacağı anlaşılmıştır. Öte yandan kazadan sonra sanığın soruşturmada müdafi huzurunda saat 04:39'da alınan 24/05/2023 tarihli ifadesinde 'Orta şeritte 90 km hızlaydım ve sol şeride geçmek istedim. Sol şeride geçtim, fakat önümdeki araç yavaş olduğu için takip mesafem daraldığı için tekrar orta şeride geçtim. Orta şeride geçer geçmez ne olduğunu anlamadım ve aracım bir anda savruldu, araç kaydı ve ben kontrolü kaybettim' şeklinde beyanda bulunmuş olması nazara alındığında, sanığın aracıyla makas atarak ilerlediği ve bu sırada direksiyon hakimiyetini kaybettiği kaanatine varıldığından sanık hakkında TCK'nun 22/3. maddesinin uygulanmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir." şeklindeki gerekçelerle İlk Derece Mahkemesinin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda temel ceza belirlenirken, kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütüne dayanılmaması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığı, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olup, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiği yönündeki Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre kazadan yaklaşık 30 - 35 dakika sonra yapılan ölçümde 0,55 promil alkollü olduğu belirlenen ve olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 0,64 promil, dolayısıyla 1,01 promilin altında olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmadığı, ayrıca yönetimindeki otomobili azami hız limitinin 80 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, yasal hız sınırının bir katını aşacak şekilde 160 kilometre/saat üzerinde hızla sürdüğüne dair herhangi bir tespit bulunmadığı, öte yandan sanığın, makas atmak tabir edilen biçimde seyir ederek, dikkatsiz ve ani hareketler ile yakın mesafeden araçların önüne manevra ve art arda gereksiz şerit değişiklikleri yaparak, araçlar arasından geçerek ilerlediğine ve bu şekilde trafik akışını tehlikeye düşürdüğüne dair dosya kapsamında hiçbir delil bulunmadığı, bu bağlamda, "Orta şeritte 90 km hızlaydım ve sol şeride geçmek istedim. Sol şeride geçtim, fakat önümdeki araç yavaş olduğu için takip mesafem daraldığı için tekrar orta şeride geçtim. Orta şeride geçer geçmez ne olduğunu anlamadım ve aracım bir anda savruldu, araç kaydı ve ben kontrolü kaybettim" şeklindeki savunmanın makas atmak olarak değerlendirilemeyeceği, sonuç olarak meydana gelen neticeyi öngörmesi gerektiği hâlde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngöremeyen sanığın eyleminin basit taksir düzeyinde kaldığı gözetilmeden, Dairemizin 21.02.2024 tarihli ve 2020/451 Esas, 2024/717 Karar sayılı kararına konu olayda sanığın emniyet şeridinden aşırı bir şekilde süratli olarak aracını sevk etmesi sebebiyle bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabul edilmesi karşısında sözü geçen kararın mevcut dava dosyasına konu olay bakımından emsal oluşturmadığı da dikkate alınmadan, suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilerek, "Sanığın, kazanın meydana geldiği anda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın görüşleri ve Yargıtay yerleşik içtihatları nazarında; doğrultu değiştirme manevra kurallarına uymadığı, bu bağlamda sanığın yargılamaya konu olaydaki neticeyi istemediği ancak öngördüğü kanaatine varıldığı" biçimindeki gerekçelerle hükmolunan cezada 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca (1/3) oranında artırım yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.