Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/2334 E. , 2026/3792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/13211 Değişik İş SUÇ : Taksirle öldürme İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine ilişkin merci kararı BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararı
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/2334 E. , 2026/3792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2021/13211 Değişik İş SUÇ : Taksirle öldürme İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine ilişkin merci kararı BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Taksirle öldürme suçundan şüpheliler ... ... ve ... ... ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.06.2021 tarihli ve 2021/46496 Soruşturma, 2021/92347 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.12.2021 tarihli ve 2021/13211 Değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca, 19.06.2025 tarihli ve ...-105-06-14991-...-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2025 tarihli ve 2025/80043 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü. I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2025 tarihli ve 2025/80043 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müteveffa ... ...'nun ... ... Hastanesi'nde geçirmiş olduğu meme küçültme operasyonu sonrasında durumunun fenalaşarak vefat etmesi olayına ilişkin olarak yürütülen soruşturma neticesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun 21/10/2020 tarihli ve 2257 sayılı raporu ve aynı olayla ilgili daha önce soruşturma yapıldığından bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Somut olaya ilişkin olarak ameliyatı gerçekleştiren doktor ... ... ... hakkında yapılan soruşturma esnasında düzenlenen bahse konu adli tıp raporunun sonuç bölümünde yer alan, '... 1-kişinin kesin ölüm sebebinin genel anestezi altında ameliyat olmasına bağlı gelişen komplikasyonlar olduğu ancak ölüm mekanizmasının tespit edilemediği, 1- 47 yaşında 73 kilo, 158 cm boyunda, kitle indeksi 31.2 olan kişiye isteği doğrultusunda meme küçültme ameliyatının yapılmasının uygun olduğu, ameliyatın normal süre ölçüleri içerisinde (3,5 saat) bitirildiği, sonrasında komplikasyon olarak ani kalp durması geliştiği ve hastaya yeniden canlandırma işlemi uygulandığı, ameliyatın ve yeniden canlandırma işlemlerinin tıbbın genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu' şeklindeki mütalaaya istinaden şüpheli doktor ... ... ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.12.2020 tarihli ve 2020/62171 soruşturma, 2020/118627 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini müteakip, Prof. Dr....'ten alınan uzmanlık görüşüne istinaden, müteveffanın ameliyat sonrası anestezi uzmanı ve teknisyeni gözetimindeyken vefat etmiş olması nedeniyle anestezi uzmanı Dr. ... ... ... ve anestezi teknisyeni ... ...'den de şikayetçi olunması üzerine yukarıda belirtilen şekilde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.06.2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Somut olayda, bahse konu Adli Tıp Kurumu raporunda müteveffanın ölüm mekanizmasının tespit edilemediğinin belirtilmesi, olayla ilgili Prof. Dr....'ten alınan 01.02.2021 tarihli uzmanlık görüşünde yer alan, '1. Dr. ... ... ifadesinde ameliyat sonrası hastanın iyi olduğunu duyduktan sonra odadan ayrıldığını ve notu tamamlayıp odaya döndüğünde hastaya maske ile müdahale edildiğini gördüğünü daha sonra hastanın kalp ritminin bozulduğunu söylemiştir. Buradan anlaşılan not yazması için gittiği süre içinde önce hastanın solunumu bozulmuş yeterli soluyamayan hastaya not yazma süresince maske ile destek verilmiş ancak bu yeterli olmayınca Dr. ... ... odaya geldikten sonra entübe edilmiştir. Ameliyat notu yazma süresinde kalp çalışmaktadır. Bu durumda anlaşılan hastaya yeterli solunumun ameliyat notu yazma süresince sağlanamaması kardiyak tabloyu da bozmuş ve kardiyak arrest gelişmiştir. Olay sırasında bizzat hastanın başında olması gereken anestezi uzmanı ve anestezi teknisyenin ifadesi yoktur. Olay cerrahın ifadesinden ikinci ağızdan değerlendirilmiştir. Solunum yetmezliğinin nasıl başladığını bizzat gören eğer ki hastanın başında iseler anestezi uzmanı ve anestezi teknisyeninin açıklamaları ikinci ağızdan dinlemekten daha önemlidir ve asli unsurdur kanaatimce. 2. Hasta yeniden hangi dakikada entübe edildi. Bu kayıtlara yazılmamış. Kayıtlarda bulunmalıydı. Hasta uyandı ve konuştu deniyor. Eğer hastada emboli gelişti ise uyanık hastada buna bağlı sözel olarak ifade edebileceği şikayetler olabilir (Göğüs ağrısı, nefes darlığı) veya yanındaki ekibin gözleyeceği ani gelişen taşikardi, öksürük, tansiyonda ani düşme vb bulgular olabilirdi. Bu yönde bir kayıt tutulmamıştır. Bu konular hastanın başında o anda olan ekibin ifadesinin alınmasıyla açığa çıkarılabilir. 3. Kan gazı değerleri tetkikinde hastanın 17: 11 saatinde bakılan kan gazı değeri de dahil olmak üzere hasta oksijenasyonunun sağlanamadığı anlaşılmaktadır. 16:30 da hasta uyanmış ekstübe edilmiş konuşmuş ve Dr. ... ... ...'un doktor notundan anlaşıldığı üzere bir dakika sonra solunum problemi yaşamıştır. İlk kan gazı örneği 16:44 de çalışılmıştır ve bu kan gazında hastanın pO2 değeri 31,8, pCO2 değeri 59,9 dur. Hasta hemen entübe edildi ise bu ilk kan gazı değerindeki anormal düşük O2 değeri nasıl açıklanmaktadır. Entübasyon sonrası emboli değilse eğer ve hastanın da daha önce bilinen kalp akciğer hastalığı olmadığına göre oksijenasyonda bir düzelme beklenir. Adli Tıp histopatolojik incelemede emboliye yönelik major bir bulgu olmadığını yazmıştır. Bu düşük oksijenli kan gazını açıklayacak bazı klinik durumlar şunlar olabilir. - Hasta uyandıktan sonra solunum yetersizliğine girmiş ve bu geç fark edilmiş olabilir. -Hastaya ameliyat süresince (Yaklaşık 3 saat Ultiva Remifentanil) infüzyonu yapılmıştır. Bunu yıkılmasında oluşan gecikmeye bağlı ekstübasyondan sonra hastada solunum yetersizliği gelişebilir. Bu ilaca bağlı kas rijiditesi gelişmiş olabilir bu durumda hızlı bir şekilde karar verilip kas gevşetici verilerek yeniden entübasyon gerekebilir. Entübasyon kararında geç kalınmış olabilir. - 16:30 da ekstübasyon yapılmış. 16:44 deki ilk kan gazı değerinde pCO2 yüksek ve pO2 düşük. Hastada hipoksi gelişmiş daha sonra kalp durmuş. Bunların zamanları yazılmamış. Solunumun yüzeyelleşmesi bunu zamanında fark edip erken karar verilip gerekirse entübasyon yapılması kalp durmasını önleyecek bir uygulamadır. Hızlı ve anlık hareket etmek önemlidir. Kayıtlar düzgün olmadığı ve o anda hasta başında olması gereken Dr. ... ... ... ve anestezi teknisyeni ... ...'in ifadelerinin olmaması ilk beş dakikada gelişen tablonun net açıklanmasını güçleştirmektedir. 4. 16:44 de alınan ilk kan gazı hastada adli tıp notunda emboliyi açıklayacak bir bulgu olmadığı da göz önünde bulundurulursa entübe edilmiş önceden akciğer problemi olmayan bir hastanın kan gazı değeri ile uyumlu değildir kanaatindeyim. Entübasyon kararında bir gecikme mi oldu kayıtlarda yeniden entübasyon zamanı ve anestezi ekibi ifadesi olmadığı için açıklanamıyor. 5. Dr. ... ... ifadesinde hasta ekstübe edildikten sonra ameliyat notu yazmaya gittiğini notu yazıp geldiğinde anestezi uzmanı Dr ... ... ...'un hastayı maske ile havalandırmaya çalıştığını gördüğünü ve daha sonra entübe ettiğini söylemiştir. Dr ... ... ... ise anestezi notunda hastayla konuşulduktan bir dakika sonra saturasyonun düştüğünü oksijenasyona devam edilip entübe edildiğini yazmıştır. Bu iki açıklama arasında zamanlar göz önüne alındığında çelişki vardır. Bu çelişki yeniden entübasyon uygulamasında gecikme yaşandığını düşündürmektedir kanaatindeyim. Eğer ki Ultivaya bağlı kas rijiditesi gelişti ise buna uygun müdahalede yeniden entübasyonda gecikme olmuş olabilir. 6. Dr ... ... ... anestezi notunda entübasyon sonrası End-tidal CO2 değerini okunaklı yazmamış bu adli tıp kurumu raporunda da tespit edilmiştir. Bu değer anestezi takip formunda da yoktur. Bu değer önemli ve hastanın o anki tablosu hakkında fikir verecek bir değerdir. Bu değer emboli ise düşük olabilir, hastanın solunumu yetersiz kalmış geç müdahale edilmiş ise yüksek olabilir. Bu değer yazılmaya çalışılmış, okunaklı yazılmamış ve bilinmemektedir. Özensiz davranılmıştır.' şeklindeki açıklamalar ile ameliyat sonrası hastanın stabil bir şekilde servis yatağına gitmesinden sorumlu olan anestezi ekibinin kayıt tutmada özensiz davrandığı, solunumun bozulmasından sonra yeniden entübasyon kararında yaşanan bir gecikmenin hastanın hayatını kaybetmesine yol açan bu durumun ortaya çıkmasına yol açabileceği, anılan müteveffada ameliyat sonlanıp ekstübe edildikten hemen sonra gelişen tabloda yukarıda belirtilen soru işaretlerinin açıklığa kavuşturulması gerektiğinin belirtilmesi, adı geçen şüpheliler anestezi uzmanı Dr. ... ... ... ve anestezi teknisyeni ... ...'in ifadelerinin dahi alınmamış olması ve bahse konu Adli Tıp Kurumu kararında da adı geçen şüphelilerin kusur durumuna dair bir değerlendirmenin yapılmamış olması karşısında, Öncelikle şüpheliler ... ... ... ve anestezi teknisyeni ... ... ile anılan olaya ilişkin bilgisi bulunan kişilerin ifadelerinin alınması ile tekemmül ettirilecek dosyanın, kusur durumlarının değerlendirilmesi için Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinde, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği hususlarına yer verilmiştir. 2. Dosya kapsamına göre, ... ...'nun ... ... Hastanesinde geçirmiş olduğu meme küçültme operasyonu sonrasında durumunun fenalaşarak ölmesi olayına ilişkin olarak yürütülen soruşturma neticesinde, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun 21.10.2020 tarihli ve 2257 sayılı raporu ve aynı olayla ilgili daha önce soruşturma yapıldığından bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de daha önce yürütülen soruşturmanın ameliyatı gerçekleştiren doktor ... ... ... hakkında olup, şüphelilere dair soruşturma bulunmadığı gibi Adli Tıp Kurumu raporunda da adı geçen şüphelilerin kusur durumuna dair bir değerlendirmenin yapılmamış olması karşısında, şüpheliler ... ... ..., anestezi teknisyeni ... ... ile anılan olaya ilişkin bilgisi bulunan kişilerin ifadelerinin alınması ve dosyanın kusur durumlarının değerlendirilmesi için Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek yapılacak inceleme sonrasında kusur durumunun tespit edilerek şüphelilerinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 27.12.2021 tarihli ve 2021/13211 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.