Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/2425 E. , 2025/7331 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2798 E., 2019/595 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/2425 E. , 2025/7331 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2798 E., 2019/595 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2008 ve 2009 yılı defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarından 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 53. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın 2008 yılı gelir ve gider belgelerini 2013 yılında, 2009 yılı gelir ve gider belgelerini ise 2014 yılında ibraz etmeyerek iki kez gizleme suçunu işlediğinin sübuta erdiği ve yerel mahkemece verilen cezaların usul ve yasaya uygun olmasına rağmen verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığa 2008 yılına ilişkin defter ve belge isteme yazısının ... Mah. ... Cad. No:11/16 ... Konya adresine tebliğe gönderildiği ve 06/12/2013 tarihinde eşi ...'e tebliğ edildiği, 2009 yılına ilişkin defter ve belge isteme yazısının 06/01/2014 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği, sanığın 2008 ve 2009 yasal defterlerini ibraz etmiş olmasına rağmen 2008 ve 2009 yıllarına ait gelir gider ve satış faturalarını ibraz etmediği, bu belgelerin evinin bodrumunda kaybolduğuna ilişkin savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bu yönde açtığı zayi davasının da Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından reddedildiği, açıklanan şekilde sanığın 2008 yılı gelir ve gider belgelerini 2013 yılında, 2009 yılı gelir ve gider belgelerini ise 2014 yılında incelemeye ibraz etmeyerek iki kez gizleme suçunu işlediğinin sübuta erdiği ve üzerine atılı suçları işlediği sabit görülerek atılı suçlardan cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; 213 sayılı VUK'nın 253. maddesi uyarınca sanığın defter ve belgeleri muhafaza görevi bulunduğundan, 2010 yılında yeni evine taşınırken belgeleri kapıcıya teslim ettiği ve onun da bodruma koyduğu, eşinin kendisinden habersiz işe yaramayan şeyleri atmasını söylemesi üzerine kapıcının söz konusu belgeleri attığı yönündeki savunmasının inandırıcı olmaması ve bu belgelerin teslimi için gönderilen yazıların da usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması nedeniyle, sanığa atılı, 213 sayılı VUK'nın 359/a-2 maddesinde öngörülen, "defter ve belgeleri gizlemek" suçunun yasal unsurlarının oluştuğu, sorunun; sanık hakkında, bu suçtan iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmasının yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, 31.12.2010 tarihinde faaliyetine son veren mükellef sanık hakkında, 2008 ve 2009 yıllarında pos tefeciliği yapmak, ayrıca 2009 yılında sahte fatura kullanmak suçlarından verilen üç ayrı iş emrinin tarihinin, 05.12.2013 olarak aynı olduğu, birçok vergi incelemesinde de görüldüğü üzere, defter ve belgeler tek yazı ile sanıktan talep edilebilecekken, her iki yıla ait defter ve belge isteme yazılarının ayrı düzenlenip, 2008 yılına ilişkin olanının "06.12.2013" ve 2009 yılına ilişkin olanının ise, "06.01.2014" tarihinde tebliğ edildiği ve sanık tarafından söz konusu yıllara ilişkin defterlerin, "06.01.2014" tarihinde vergi müfettişine teslim edildiği, ancak, fatura ve diğer belgelerini ise teslim edilmediği ve her iki yıla ilişkin vergi incelemesine birlikte başlandığı, vergi incelemesi sonucunda ise, 26.06.2014 gün ve 2014-A-1932/29 sayılı tek vergi suçu raporu düzenlenmiş olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanığın, "defter ve belgeleri gizlemek" suçunu bir kez işlediğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu halde iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak sanık hakkında 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 53. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, öne sürülen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5. ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.