Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2026/1197 E. , 2026/3516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2436 E., 2024/2285 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları müdafileri, sanık ..., kendi adına asaleten mağdur çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekili, mağdur çoc
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2026/1197 E. , 2026/3516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2436 E., 2024/2285 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları müdafileri, sanık ..., kendi adına asaleten mağdur çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekili, mağdur çocuk ... zorunlu vekili, mağdur çocuk ... zorunlu vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, kısmî bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri, sanık ..., kendi adına asaleten mağdur çocukları ... ve ... adına velâyeten ve sanıklar ... ve ... dışındaki diğer sanıklar yönünden katılan ... vekili, mağdur çocuk ... zorunlu vekili ve mağdur çocuk ... zorunlu vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin ve mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince taksirle öldürme suçundan, sanık ... hakkında sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanıklar ..., ..., ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 14... ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 12... ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin, sanık ...'ın, katılan ... vekilinin ve katılan ...'ın istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34, 2 30... /1-g maddelerine aykırı olarak gerekçeden yoksun şekilde karar verilmesi, sanık ...'ın inşaat sürecine fiilen katılmadığı, teknik ve yönetsel karar alma sürecinde rol almadığı gözetilerek, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 20/1. maddesine aykırı şekilde hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, inşaat projesinin yürütülmesi sürecinde iş bölümünün nasıl yapıldığı, organizasyon şemasının nasıl oluşturulduğu, emir, komuta ve planlamaların nasıl yürütüldüğü, projede mühendislik işlemlerinin kimler tarafından yerine getirildiği, sahada inşaat mühendisi, mimar, malzeme, kalite kontrol elamanı olarak kaç mühendisin görev aldığı, mühendislerin göreve başlama anları, görev tanımları, şirketin o anda yürüttüğü diğer işlerin ölçek ve hacimleri araştırılarak sanık ...'ın hukuksal durumunun taksirli suçlarda güven ilkesi bağlamında tartışma ve değerlendirme konusu yapılması gerekirken, bu konuda kovuşturma genişletilmeden sanık ...'ın eksik kovuşturmayla cezalandırılmasına karar verilmesi, katılanların, şikâyetçilerin ve mağdurların beyanları dikkate alınarak, daha önce Elazığ'da meydana gelen deprem sonrası yıkılan yapıyla ilgili yorgun bina olgusu çerçevesinde multidisiplener bilirkişi heyetinden rapor aldırılması, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü çalışanları hakkında soruşturma yürütülüp yürütülmediği ve dava açılıp açılmadığı araştırılarak, dava açılmışsa davaların birleştirilmesi, bu konuda yapılan başvuruya ilişkin evrak ve telefon aramaları varsa temin edilmesi, bu bağlamda sanıklar yönünden nedensellik bağının kesilip kesilmediği de tartışılıp, sonucuna göre sanıkların hukukî durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, sanıkların eksik kovuşturmayla cezalandırılmalarına karar verilmesi, binanın tünel kalıp işini yüklenmiş alt taşeronu dava dışı ... olup, sorun tünel kalıp siteminde niteliksiz, standart dışı beton kullanılmasından ve montaj işleminin nitelikli, denetimli şekilde yapılmamasından kaynaklanmışsa, kovuşturmanın yalnızca bina sahipleri veya ana yükleniciyle sınırlı kalmaması, taşeron ve alt taşeron düzeyindeki sorumlulukların da araştırılması gerekirken, sanıkların eksik kovuşturmayla cezalandırılmalarına karar verilmesi, maddî hakikatın bulunmasında ve 69 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın nedensel sürecinde rolleri olan kişilerin belirlenmesinde multidisipliner bir heyetten rapor aldırılması gerekirken, yalnızca referans olarak inşaat mühendisliği dalında görevli heyet tarafından düzenlenmiş rapora itibar edilerek, süreçte toplanmış kanıt durumuyla örtüşmeyen, ortaya çıkan tüm sorun, soru ve olasılıkları karşılamayan, bilimsel olma niteliğinden yoksun olan rapora itibar edilerek, sanıkların eksik kovuşturmayla cezalandırılmalarına karar verilmesi, sanık ...'un, yapı denetim şirketinde proje denetçisi olduğunu, statik projeleri incelediğini, yapı denetim evrakında bilgisi dışında ismi açılarak belgelere imzaların atıldığını beyanla sahtecilik iddiasında bulunması karşısında, sözü edilen belgelerin asılları ilgili kurum veya kuruluşlardan temin edilerek, belgeler üzerinde yöntemince grafolojik inceleme yaptırılması, temin edilecek rapor sonucuna göre sanık ...'un hukuksal durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, bu konuda kovuşturma genişletilmeden sanık ...'un eksik kovuşturmayla cezalandırılmasına karar verilmesi, sanıklar ..., ..., ...'un hukukî durumlarının süreçte toplanmış kanıtlar çerçevesinde 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 9, 5237 sayılı TCK'nın 22/1, 85/2, 23. maddeleri kapsamında tartışma ve değerlendirme konusu yapılması gerekirken, irdelemenin sadece 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesiyle sınırlı tutulması suretiyle adı geçen sanıkların eksik kovuşturmayla cezalandırılmalarına karar verilmesi, sanıklar ... ve ...'in şantiye şefliğini hangi tarihlerde üstlendikleri 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesi bağlamında araştırma ve inceleme konusu yapılarak, görev ve sorumluluklarının başlama ve bitişine ilişkin SGK kayıtları, oda kayıtları ve ilgili belediyede bulunan kayıtları temin edilerek, imza inkârı durumunda bu husus da araştırılarak, sonucuna göre sanıklar ... ve ...'in hukuksal durumlarının tahkik ve tespit edilmesi gerekirken, belirtilen hususta kovuşturma genişletilmeden, sanıklar ... ve ...'in eksik kovuşturmayla cezalandırılmalarına karar verilmesi nedenlerine dayalı olarak, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin ve sanık ...'in temyiz istemlerinin kabulü ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 25.04.2025 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. Dairemizin 11.09.2025 tarihli ve 2025/1477 Esas, 2025/6413 Karar sayılı kararı ile katılan mağdur ...'ın hâlen onsekiz yaşını doldurmamış mağdur çocuğu kayden 30.09.2022 doğumlu ...'a ve katılan mağdur ...'ın hâlen onsekiz yaşını doldurmamış mağdur çocuğu kayden 14.10.2014 doğumlu ...'a zorunlu vekil atanarak, gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde atanacak vekile tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi, ayrıca gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılan ... vekili ile kendi adına asaleten yaşı küçük çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekiline tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükümleri temyiz etmeleri durumunda temyiz dilekçelerinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemleri hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Dairemizin tevdi kararı uyarınca mağdur çocuklar ...'a ve ...'a zorunlu vekil atanıp, adı geçen mağdur çocuklar zorunlu vekillerine, katılan ... vekiline ve katılan ... vekilinin vekillikten çekildiğini bildirmesi üzerine katılan ...'a, kendi adına asaleten mağdur çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekiline gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve katılan ...'ın temyiz isteminde bulunmaması ile kendi adına asaleten mağdur çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekilinin, mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin ve mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin temyiz isteminde bulunmaları üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin kabulü ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 27.10.2025 tarihli ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. Dairemizin 05.02.2026 tarihli ve 2025/6866 Esas, 2026/1047 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurularının esastan reddine dair karara yönelik kendi adına asaleten yaşı küçük çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekilinin, mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin ve mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin temyiz istemlerine ilişkin ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Dairemizin ikinci tevdi kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kendi adına asaleten yaşı küçük çocukları ... ve ... adına velâyeten katılan ... vekilinin, mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin ve mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile sanık ... hakkındaki hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 05.02.2026 tarihli ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Kendi adına asaleten yaşı küçük çocukları ... ve ... adına velâyeten ve sanıklar ... ve ... dışındaki diğer sanıklar yönünden katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar temyizen incelenip, yargılama ivedilikle sonuçlandırılarak, meydana gelen ağır maddî ve manevî zararlar ile sanıkların bilinçli ihmali ve ağır kusurlu davranışları dikkate alınmak suretiyle sanıklar hakkında cezanın en üst sınırdan herhangi bir indirim uygulanmaksızın tayin edilmesi ile sanıklar hakkındaki kararların bozulması istemine ilişkindir. Mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin temyiz sebepleri; mağdur çocuğun daha fazla zarar görmemesi adına ivedi olarak yargılamanın sonuçlandırılması, re'sen gözetilecek sebeplerle temyiz başvurusunun kabulü ile sanıkların herhangi bir indirim uygulanmaksızın cezalandırılması istemine ilişkindir. Mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin temyiz sebepleri; mağdur çocuğun, davaya katılan olarak dâhil edilmesi ve daha fazla zarar görmemesi adına ivedi olarak yargılamanın sonuçlandırılması, Cumhuriyet savcılığının mütaalasına uygun olarak tüm sorumluların cezalandırılması istemine ilişkindir. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; kovuşturmanın genişletilmesi yönündeki talepler dikkate alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülüp, hatalı ve eksik bilirkişi raporunda yer alan kusur nitelendirmesine itibar edilerek, ... Şirketi'nin Nevşehir ilindeki ofisinde proje denetçisi olarak çalışan ve Kahramanmaraş ilindeki hiçbir yapının projesinde hiçbir aşamada yer almayan, dolayısıyla yıkılan binanın yapımında görev ve yetkisi bulunmayan sanık hakkında yasal unsurları oluşmayan suçtan dolayı mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanık hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma sürecinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, 5271 sayılı CMK'da ve 5237 sayılı TCK'da yer alan suçta ve cezada kanunilik, adil yargılanma, masumiyet karinesi, eşitlik, ayrımcılık yasağı, delilden şüpheliye gidilmesi gibi birçok ilkeye uyulmadığına, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğuna, kabul ve uygulamaya göre hükmedilen cezanın gerekçesiz ve orantısız bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine, koşulları oluşmamasına rağmen bilinçli taksir hükmünün uygulandığına ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesince duruşma talebi hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadan ve istinaf dilekçesi ile dilekçe ekindeki deliller değerlendirilmeden gerekçesiz şekilde karar verildiğine, İlk Derece Mahkemesinin kararının hem maddî yönden hem de hukukî yönden hukuka aykırı olduğuna, yıkılan binanın yapımında görev almayan ve kaba inşaatın bittiği 15.06.2016 tarihinden sonra 28.11.2016 tarihinde şantiye şefliği görevi başlayan sanığın, dosyaya sunulan ... Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünün hazırladığı tetkik raporuna göre de teknik açıdan sorumlu tutulamayacağı bilimsel olarak ortaya konulmasına rağmen yeniden bilirkişi raporu almak yerine sanığa soyut olarak kusur izafe eden hatalı ve yetersiz bilirkişi raporlarına itibarla eksik araştırma ve inceleme neticesinde mahkûmiyet kararı verildiğine, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; yıkılan yapının 2020 yılında Elazığ'da meydana gelen deprem sonrası hasar gördüğüne dair sanık yönünden illiyet bağını kesecek düzeydeki şikâyetçilerin beyanları dikkate alınmaksızın ve bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaksızın eksik inceleme neticesinde karar verildiğine, 15 bloktan oluşan sitedeki tüm blokların statik projesinin sanık tarafından yapıldığı ve sadece bir bloğun yıkıldığı gözetildiğinde, yıkımın statik proje hatalarından kaynaklanmadığı açıkça anlaşılmasına rağmen kontrol görevini gereği gibi ifa etmeyenlerin kusurunun statik proje müellifine yüklenemeyeceğine dair Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2020/949 Esas, 2020/2675 Karar sayılı emsal kararı da dikkate alınmadan, hatalı ve eksik bilirkişi raporuna itibarla mahkûmiyet kararı verildiğine, statik proje müellifi olmanın dışında yıkım konusu binanın inşaatında başkaca hiçbir görevi olmayan sanık hakkında gerekçeden yoksun şekilde ve yapı sahibi müteahhitlerle aynı düzeyde alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine, koşulları oluşmamasına rağmen bilinçli taksir hükmünün uygulandığına ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin ve sanık ...'in temyiz sebepleri; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve ... numaralı ... / Türkiye kararında da vurgulandığı üzere, Bölge Adliye Mahkesince duruşma talepleri hakkında herhangi bir değerlendirilme yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verilmek suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, benzer hukukî konumda bulunanlar hakkında beraat hükmü kurulması ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine uyulmadığına, toplanması gereken deliller toplanmaksızın ve savunma tarafından sunulan deliller değerlendirilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, maddî gerçeklerle uyuşmayan bilirkişi raporlarına itibar edildiğine, sanık yıkılan yapıya ilişkin projenin başlangıç aşamasında belediyeye şantiye şefi olarak bildirilmiş olsa da şantiye alanında hiçbir fiili çalışma içine girilmeden işyerinden ayrıldığı ve yapının fiili yapım aşamasında inşaat alanında, hatta Türkiye'de bulunmadığı gözetilmeden, fiilen çalışmayan ve görev yapmayan şantiye şefinin kusurunun bulunmadığına dair Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 06.06.2017 tarihli ve 2015/16012 Esas, 2017/4789 Karar sayılı emsal kararı da dikkate alınmadan, yasal unsurları oluşmayan suçtan dolayı beraat yerine mahkûmiyet kararı verildiğine, hükmolunan hapis cezasının hukuka aykırı olduğuna ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri; oldukça hacimli ve kapsamlı olan temyize konu dosya ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkesince bir an önce dosyayı Yargıtay'a devredelim anlayışı ile hareket edilerek, toplam 27 gün içerisinde gerekçeden yoksun şekilde karar verilmiş olup, sunulan bilimsel mütalaa hiçbir şekilde incelenmeden, istinaf başvuruları, tahliye talepleri ve istinaf sebeplerinin hukukî dayanaktan yoksun bir şekilde reddedildiğine, her bir failin yalnızca kendi eylemleri üzerinden sorumluluğu ve kusuru belirlenmesi gerekirken, tüm yapı denetim firmaları arasında müteselsil bir sorumluluk ilişkisi kurulup, gerekçeli karar hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı şekilde karar verildiğine, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan bilimsel mütalaa arasındaki çelişki giderilmeden ve hatta bilimsel mütalaa gerekçeli kararda hiçbir şekilde değerlendirmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir fiili olup olmadığı irdelenmeden hakkında beraat hükmü kurulması yerine taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verildiğine, bilirkişilerin kusur konusunda yapmış oldukları değerlendirmelerin hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı gözetilmeyip, bilirkişi raporlarında yetkisizce yapılan kusur değerlendirmelerinin hükme esas alındığına, binanın yıkılmasına neden olan taşıyıcı sistemin, önceki yapı denetim firmasının sorumluluğunda olan %80'lik kısımda olması nedeniyle bu firmanın kusurlu olduğu ve asıl sorumluluğun bu firmaya yüklenmesi gerektiği açık olmasına rağmen dava konusu binadaki tüm hukuka aykırılıklardan yapı denetim silsilesinin en sonunda yer alan ve yalnızca mekanik ve elektrik tesisatı ile evrak işlemlerine yönelik sorumluluk üstlenen sanığın ve ... ...'nın ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırı şekilde ve benzer hukukî durumu bulunanların aksine sorumlu tutulmasının hukuken ve mantıken kabul edilebilir bir açıklamasının bulunmadığına, kaba inşaattan sorumlu olmayan sanığın suçsuzluğunu ortaya koyan evrak içeriği de gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve re'sen nazara alınacak diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesindeki itirazlara ve sunulan Yargıtay kararlarına ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadan soyut gerekçelerle karar verildiğine, ... ... isimli şirketin yetkilisi olan sanığın, yıkılan yapıyı yapan ... İnşaat firması bünyesinde bir görev ve sorumluluğu olmayıp, ... ... isimli şirketteki mutfak eşyaları, tencere vb. ürünlerin imalatı ve satışı ile iştigal ettiği, ... İnşaat firmasında ise sadece hissedar olup, Kahramanmaraş’ta ... İnşaat firmasından konut almak isteyen ve kendisini tanıyan bazı müşterilere pazarlık hususunda yardımcı olduğu dosya kapsamı ile sabit olmasına rağmen sözlü olarak yapılan iş bölümüne göre olayın meydana geldiği yerde sorumluluğu bulunmayan şirket ortağına ve müdürüne kusur izafe edilemeyeceğine ve yine inşaat işlerine dair bir görevlendirme bulunması hâlinde şirketin diğer ortak veya müdürünün sorumlu olmayacağına ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin emsal kararlarına aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, 69 kişinin ölümüyle sonuçlanan dava konusu olayda, ölen 59 kişinin yakınlarının maddî ve manevî zararlarını gideren ve kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, suç ve cezanın şahsiliği ilkesine uyulmaksızın sanığın hapis cezası ile cezalandırıldığına ilişkindir. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz sebepleri; İlk Derece Mahkemesince iddia makamının mütalaası sanıklara ve müdafilere okunmadan ve mütalaaya karşı beyanlar alınmadan 5271 sayılı CMK hükümlerine aykırı şekilde yargılama yapıldığına, SEGBİS tutanakları dosyaya kazandırılmadan mütalaa açıklanıp, gerekçeli kararın yazılması ve kovuşturmanın genişletilmesi yönündeki talepler değerlendirilmeyip, soruşturma izni verilen kamu personeline ilişkin dava dosyası ile temyiz incelemesine konu davanın birleştirilmesi talebinin reddedilmesi suretiyle usûl hükümlerine uyulmadığına, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki imzaların sahte olduğu ve bilirkişi raporlarında kabul edilemez hatalar bulunduğu kanıtlanmasına rağmen bu yöndeki savunma ve uzman bilirkişi raporları dikkate alınmaksızın ve yeniden bilirkişi raporu da alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, sanıklardan ...'ın inşaat işleri ile ilgili bir yetkisi ve sorumluluğu olmamasına rağmen müteahhit olduğu ileri sürülerek mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, ceza tayininde yasalara aykırı olarak ve somut gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşıldığına ve re’sen göz önüne alınacak diğer nedenlerle de hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın, fiili olarak proje denetçisi olup, uygulama denetçiliği yapmamasına rağmen ilgili yapı denetim fırması tarafından ayrı bir uygulama denetçisi çalıştırmamak veya başka bir düşünce ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne proje ve uygulama denetçisi olarak bildirildiği gözetilmeden, sanığın, tasarrufu dışında gerçekleşen olaylardan sorumlu tutularak, suçta ve cezada şahsilik ilkesine uyulmayıp, işlemediği suçtan dolayı cezalandırıldığına, gerek yapı denetim evrakında gerek hak ediş raporlarında sanığın imzasının taklit edildiğine ve sanığın yapı denetim firmasından 23.02.2017 tarihinde istifa etmesine rağmen “EK-25 FORM – 23 29.02.2018-28.03.2018 TARİHLERİ ARASINI KAPSAYAN 3 NOLU HAKEDİŞ RAPORUNA AİT PERSONEL BİLDİRGESİ” üzerinde de hâlen uygulama denetçisi olarak yazılıp, isminin karşısında aynı imzanın yer almasının da bu durumu kanıtladığına, yapım aşamasındaki tüm belgelerde sanık adına atılan imzaların sanık tarafından atılıp atılmadığının, sanık tarafından atılmadığının tespiti hâlinde ise kim tarafından atıldığının tespiti için yapı denetim şirketi yöneticilerinin imza örnekleri alınarak, imza incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerinin reddedilmesi suretiyle eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine, periyodu 500 sene olan ve deprem bilimcileri tarafından dahi öngörülemeyen depremi sanığın öngörmesinin beklenemeyeceği gözetilmeden, koşulları oluşmamasına rağmen bilinçli taksir hükmünün uygulandığına ve re'sen göz önünde bulundurulacak diğer nedenlerle de hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 06... tarihinde, Türkiye saati ile 04.17'de merkez üssü Kahramanmaraş ili ... ilçesi, dışmerkez koordinatı 37,236 K - 37,057 D, odak derinliği 8,6 km olan ve Mw 7.7 büyüklüğündeki, yine aynı tarihte, Türkiye saati ile 13.24'te merkez üssü Kahramanmaraş ili ... ilçesi, dışmerkez koordinatı 37,239 K - 38,089 D, odak derinliği 7.0 km olan ve Mw 7.6 büyüklüğündeki depremler esnasında, Kahramanmaraş ili ... Mahallesi, 7061. Sokak, No:31 ... adresli, tapuda Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi, 7673 ada, 1 parselde kayıtlı bulunan ... ... Sitesi 7. Blok sayılı yapının tamamen yıkılması neticesinde 69 kişinin enkaz altında kalarak öldüğü ve 22 kişinin de yaralandığı, Yıkılan yapının yapımına 2015 tarihinde başlandığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazın 2001 yılında yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile 2008 yılında yürürlüğe giren Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği ve 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde inşa edilmesi gerektiğinin belirlendiği, Yıkılan yapıya ilişkin dosyada mevcut 09.12.2015, 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatları incelendiğinde; dava konusu yapının sahibinin ve müteahhitinin resmi olarak sanık ... - ... Şirketi olduğu, yapının ruhsat tarihinin 09.12.2015 olduğu, şantiye şefinin 28.11.2016 tarihine kadar sanık ..., 28.11.2016 tarihinden itibaren sanık ... olduğu, statik proje müellifinin sanık ... olduğu, isim değişikliği sebebiyle 04.04.2018 tarihinde ruhsatın yenilendiğinin anlaşılarak bu doğrultuda yapı denetim firmasının da değiştiği, 04.04.2018 tarihine kadar yapıdan sorumlu yapı denetim firmasının ... firması olduğu, sözü geçen firma yetkilisinin hakkında 09.10.2023 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ...olduğu, statik proje ve uygulama denetçisinin sanık ... olduğu ve 04.04.2018 tarihinden itibaren yeni yapı denetim firmasının ... ... olduğu ve bu firmanın yetkilisinin sanık ..., statik proje ve uygulama denetçisinin sanık ... olduğu, Bu bağlamda sanık ... yıkılan yapıda fiilen müteahhitlik yapmadığını ifade etmiş ise de sanık ...'ın isminin 09.12.2015, 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatlarının tamamında yapı sahibi ve yapı müteahhiti olarak yer aldığı, binanın yapımına ilişkin görgüye ve bilgiye dayalı şikâyetçi beyanları ile dosyada mevcut tüm beyan ve deliller bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda, sanık ...'ın savunmasına itibar edilemeyeceği, sonuç olarak sanık ...'ın yıkılan yapının müteahhitliğini yaptığı, ayrıca sanık ...'ın yıkılan yapının müteahhitliğini yaptığına yönelik ikrarı, ikrarı destekleyen diğer sanıkların savunmaları, görgüye ve bilgiye dayalı tanık ile şikâyetçi beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın da yıkılan yapının müteahhitliğini yaptığı, Ancak sanık ...'ın yıkılan yapının yapımı aşamasında müteahhit olarak görev aldığı iddiasıyla hakkında kamu davası açılmış ise de yapı ruhsatlarına göre sanık ...'ın binanın inşası aşamasında müteahhit veya başkaca bir sıfatla sorumluluk üstlenmediğinin sabit olması, sanık ...'ın tüm aşamalarda bu hususu destekler nitelikte savunmada bulunarak suçlamayı kabul etmemesi, yıkılan yapının yapımı aşamasında müteahhit olarak görev alan diğer sanıkların sanık ...'ın savunmasını doğrulaması, beyanlarına başvurulan tanıkların anlatımı ile şikâyetçilerin beyanlarında sanık ...'ın yıkılan yapının yapımı aşamasında müteahhit olarak görev aldığı somut olarak ortaya koyan herhangi bir tanık anlatımı ya da şikâyetçi beyanı bulunmaması, muhasebecilik ve daire satmaktan ibaret faaliyetlerinin ise müteahhitlik olarak değerlendirilemeyecek olması karşısında, sanık ...'ın yıkılan yapının yapımı aşamasında müteahhit olarak görev aldığı iddiasının şüphede kaldığı, Öte yandan sanık ...'ın gerek 09.12.2015, 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatlarından gerek kendi kabulü ile diğer sanıkların beyanlarından anlaşılacağı üzere, yıkılan yapının statik proje müellifi olduğu, sanık ... yıkılan yapıda şantiye şefliği yapmadığını ifade etmiş ise de 09.12.2015 tarihli yapı ruhsatına ve sanık ...'ın beyanına göre sanık ...'in yapımına 2015 tarihinde başlandığı tespit olunan dava konusu yapının 28.11.2016 tarihine kadar şantiye şefliği görevini yerine getirdiği, aynı şekilde sanık ...'in 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatlarında şantiye şefi inşaat mühendisi olarak yer aldığı, sanık ...'in kendi kabulü ile görgüye ve bilgiye dayalı diğer sanık, tanık ile şikâyetçi beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in de yıkılan yapının şantiye şefliği görevini yerine getirdiği, Ayrıca sanık ...'un gerek 09.12.20 15... .11.2016 tarihli yapı ruhsatlarından gerek kendi kabulünden anlaşılacağı üzere, yıkılan yapı ile ilgili olarak yapı denetim statik proje ve uygulama denetçisi olarak görev yaptığı, yine sanık ...'ın 04.04.2018 tarihli yapı ruhsatına ve kendi kabulüne göre yıkılan yapı ile ilgili olarak 04.04.2018 tarihinden yapının kullanıma hazır hâle getirildiği tarihe kadar yapı denetim statik proje ve uygulama denetçisi olarak görev yaptığı, sanık ...'ın ise 04.04.2018 tarihli yapı ruhsatından ve kendi kabulünden anlaşılacağı üzere, 04.04.2018 tarihinden yapının kullanıma hazır hâle getirildiği tarihe kadar sorumluluk üstlenen ... Şirketi isimli yapı denetim firmasının yetkilisi olduğu, Yıkılan yapı ile ilgili olarak olay mahalline ait video ve fotoğraflarla desteklenmiş olay yeri inceleme ve görgü tespit tutanakları ile ek tutanakları, olayın gerçekleştiği binadan alınan beton ve donatıya ait numune deneylerinden elde edilen deney raporları, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının ilgili belediyeden temin ettiği yıkılan yapıya ilişkin projeler ve sair evraka dayanarak soruşturma evresinde ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünde görevli yedi öğretim üyesince hazırlanan 11 Ağustos 2023 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile kovuşturma evresinde elde edilen yeni delil ve bulgular eklenerek ve tarafların bilirkişi incelemesine tabi tutulmasını istediği husus ve sorular yöneltilerek ... Üniversitesi ... Bölümünde görevli yedi öğretim üyesince hazırlanan 09 Temmuz 2024 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre yapının yıkılma sebeplerinin; projede, yapının taşıyıcı elemanlarının bazılarında yetersiz donatı ve donatı detaylandırılması, beton dayanım yetersizliği, binaya dökülen betonların basınç dayanımının birbirine yakın olmaması, yetersiz donatı kullanımı ve donatı detaylandırma hatalarının etkileşimi, proje kapsamında deprem yüklerinin dikkate alınmış olunmasına karşılık yeterli dayanıma sahip yapı elemanlarının kullanılmaması ve donatı detaylandırılmalarında eksiklikler, statik proje hataları, statik projede deprem yönetmeliğine aykırılıklar olması, yapının inşasında donatı detaylandırmaları ve beton dayanımı açısından projeye ve dönemin yönetmeliklerine aykırılıklar bulunması, alınan zemin parametreleri üzerinde yapılan analizler neticesinde zemin emniyet gerilmesinin yetersizliği olarak tespit edildiği, ayrıca soruşturma evresinde bina enkazından ve temelinden toplanan delillerin etütleri doğrultusunda bina zemininin nebati toprak, çakıllı siltli kil ve bu tabakadan sonra orta sıkı, yer yer sıkı, karbonat çimentolu yamaç molozu tabakalarından oluştuğu ve binanın yıkılmasında zeminin etkisi değil, proje ve uygulamalarda yapılan hataların neden olduğunun belirlendiği, Bu kapsamda şantiye şefinin, konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhiti adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar, teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel olduğu, yapıyı ilgili mevzuat hükümlerine, ruhsata ve eki projelere, denetçi mimar ve mühendis ile yardımcı kontrol elemanlarının talimatlarına uygun olarak inşa ettirmek, yapı denetimi sırasında bizzat hazır bulunarak, denetimin uygun şartlar altında yapılmasını sağlamakla yükümlü olduğu, yapı müteahhiti tarafından görevlendirilen şantiye şefinin, yapım işlerindeki kusurlardan dolayı yapı müteahhitiyle birlikte sorumlu olduğu bilinmekle binanın yapımında şantiye şefi olarak görev aldığı sabit olan sanıklar ... ve ...'in ve yapı müteahhitliği yaptıkları sabit olan sanıklar ... ile ...'ın binanın inşası aşamasındaki görev tanımları uyarınca kanunen yerine getirmekle yükümlü oldukları yükümlülükleri yerine getirmemeleri neticesinde oluşan eksiklik ve kusurlardan dolayı sorumlu oldukları, ayrıca 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin son fıkrasının atfı ile 3194 sayılı Kanun'un 28. maddesi gereği fennî mesul için öngörülen hükümlere tabi olan ... ve ... isimli yapı denetim firmalarının yetkili ve denetçilerinin binanın inşası aşamasındaki eksiklik ve kusurlardan dolayı birlikte sorumlu oldukları, bu nedenle sanık ...'un yanı sıra binayı devraldıktan sonra yapıda mevcut eksiklik ve hataları tespit etmeleri gereken ... Şirketi isimli yapı denetim firmasının yetkilisi sanık ... ile yapı denetim statik proje ve uygulama denetçisi olarak görev yapan sanık ...'ın da yapının yıkılmasında sorumluluklarının bulunduğu, Sonuç olarak statik proje müellifi, yapı denetim proje ve uygulama denetçisi ve yetkililerinin dosya kapsamında tespit edilen statik projenin ilgili yönetmeliklere uygun olarak hazırlanmamış olması, temel zemin emniyet gerilmesinin yetersiz olması ve donatı detaylandırmasının yetersiz olması, yapı denetim proje ve uygulama denetçi yetkililerinin projenin yanı sıra yapım aşamasındaki donatı detaylandırmasının yetersiz olması, yapı müteahhitleri ve şantiye şeflerinin ise yapım aşamasında malzeme kalitesinin ve donatı detaylandırmasının yetersiz olması biçimindeki asli kusurlu eylemleriyle 69 kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmalarından dolayı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçunu işledikleri ve adı geçen sanıkların binanın yıkımına etki eden kusurlu davranışları bir bütün olarak göz önüne alındığında taksirle öldürme suçunu bilinçli taksirle işlediklerinin sabit olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 22/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği, Diğer taraftan her ne kadar sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan kamu davası açılmış ise de sanık ...'ın yıkılan yapının yapımı aşamasında müteahhit olarak görev aldığı iddiasının şüphede kalması ve yüklenen suçun sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanık ...'ın beraatine karar verilmesi gerektiği, Kabul edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir. İstinaf, ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerinin hem maddî hem de hukukî yönden denetlenmesi için kabul edilmiş olan olağan bir kanun yolu olup ikinci derecedir. 5235 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de istinaf incelemesi yapacak olan bölge adliye mahkemelerinin "adli yargı ikinci derece mahkemeleri" olduğu açıkça belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.03.2024 tarihli ve 2023/1-357 Esas, 2024/144 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, maddî sorunun incelenmesinin kapsamına göre istinaf, geniş anlamda istinaf ve dar anlamda istinaf olarak ikiye ayrılmaktadır. Klasik istinaf da denilen geniş anlamda istinafta muhakeme baştan sona tekrarlanmakta iken dar anlamda istinafta muhakeme baştan sona tekrarlanmaz, yalnızca gerekli görülen durumlarda maddî gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden öğrenme muhakemesi yapılmak suretiyle ilk derece mahkemesi tarafından yapılan tespitler kontrol edilir. 5271 sayılı CMK'nın 282. maddesi gereği bölge adliye mahkemesi, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenmesine ve keşfin yapılmasına karar vereceğinden, 5271 sayılı CMK'da dar anlamda istinafa yer verilmiştir. Bunun sonucu olarak istinaf muhakemesinde inceleme konusu her dava dosyasının duruşma açılmak suretiyle yeniden ele alınması zorunlu değildir. Bu bağlamda 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinde, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosya üzerinden yapacakları inceleme sonunda istinaf başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine veya hükmün bozulmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Ancak kelime olarak yeniden başlama anlamına gelen istinaf yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk yargı sistemine dâhil edilmesinin amacı, temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen maddî meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK'nın 272. maddesi gereği ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler yönünden re'sen öngörülen bir kanun yolu olarak istinafta, hem maddî vakıa denetimi hem de hukukî denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar re'sen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukukî denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddî ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmıştır. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi, yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme olanağına sahip olduğu için, kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddî gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sağlamaktadır. Nitekim kanun koyucu, bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin başlığında dahi "Bölge adliye mahkemesinde inceleme" ibarelerinin yanında "kovuşturma" terimine de yer vermiş, böylece istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisi vurgulanmıştır. Sonuç olarak bölge adliye mahkemelerinin inceleme konusu her dava dosyası için duruşma yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır; ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 12.12.2023 tarihli ve ... numaralı ... / Türkiye kararında da ifade edildiği üzere, bölge adliye mahkemelerince dosya üzerinden inceleme yapabilmesi, duruşma yapılmasını gerektirmeyen haklı nedenlerin bulunması ile sınırlıdır. Sözü geçen kararda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, istinaf incelemesinin hem maddî vakıa hem de hukukî denetimi kapsaması nedeniyle kural olarak duruşmalı yapılması gerekmekte ise de bu kuralın mutlak olmadığını, duruşma yapılmasını gerektirmeyen haklı sebeplerin bulunması durumunda dosya üzerinden de karar verilebileceğini, ancak sanığın, suç teşkil ettiği iddia edilen fiili işlemediğini iddia etmesi hâlinde, bizzat sunduğu deliller doğrudan değerlendirilmeden suçluluğu veya suçsuzluğu hakkında tam bir değerlendirme yapılamayacağını, özellikle sanık hakkındaki bir suçlamanın temelini oluşturan olayların, sanık veya güvenilirliği ilk derece mahkemesinin tespiti üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilecek tanıklar tarafından yapılan açıklamalar gibi subjektif ve soyut nitelikteki delillerden oluştuğu durumlarda, bir davayı maddî ve hukukî yönden inceleme yetkisine sahip olan ikinci derece mahkemesinin, duruşma talebini cevapsız bırakamayacağını, aksi takdirde adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini belirtmiştir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; 06... tarihinde, Türkiye saati ile 04.17'de merkez üssü Kahramanmaraş ili ... ilçesi, dışmerkez koordinatı 37,236 K - 37,057 D, odak derinliği 8,6 km olan ve Mw 7.7 büyüklüğündeki, yine aynı tarihte, Türkiye saati ile 13.24'te merkez üssü Kahramanmaraş ili ... ilçesi, dışmerkez koordinatı 37,239 K - 38,089 D, odak derinliği 7.0 km olan ve Mw 7.6 büyüklüğündeki depremler zesnasında, Kahramanmaraş ili ... Mahallesi, 7061. Sokak, No:31 ... adresli, tapuda Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi, 7673 ada, 1 parselde kayıtlı bulunan ... ... Sitesi 7. Blok sayılı yapının tamamen yıkılması neticesinde 69 kişinin enkaz altında kalarak ölmesi ve 22 kişinin de yaralanması üzerine başlatılan adli soruşturma sonunda, yıkılan yapının proje, inşa ve denetim aşamalarında yer aldığı iddia edilen sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davaları açıldığı, Yıkılan yapıya ilişkin 09.12.2015, 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatlarının tamamında yıkılan yapının statik proje müellifi olarak yer alan sanık ...'ın, yıkılan yapıya ilişkin statik projeyi, yürürlükte bulunan imar mevzuatına, deprem yönetmeliğine ve mimari projeye uygun olarak çizmesi nedeniyle yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığını savunduğu, Yıkılan yapıya ilişkin 09.12.2015, 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatlarının tamamında yapı sahibi ve yapı müteahhiti olarak yer alan ve yıkılan yapının müteahhiti olan ... Şirketi'nin yetkililerinden sanık ...'ın, yıkılan yapıda fiilen müteahhitlik yapmadığını ve sözü geçen firmanın bütün iş ve işlemleri ile kayınbiraderi ve inşaat mühendisi olan diğer sanık ...'ın ilgilendiğini savunduğu, diğer sanık ...'ın da bu savunmayı doğruladığı, ayrıca savunmaları desteklemek için sözü geçen firma ortaklarınca 02.11.2010 tarihinde alınan ve Kahramanmaraş ... Noterliğince tasdik edilen "... ŞİRKETİ; 02/11/2010 tarihinde şirket merkezinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında; Firmamızın Merkez ve Şantiyelerinde faaliyetlerin 48 57... sayılı kanunlara göre yürtülmesi için; 1. Şirketin devam eden ve başlanacak inşaat faaliyetlerinin sevk ve idaresi, görevlendirilecek özel güvenlik, iş güvenliği, teknik ve idari personel seçimi ve görevlendirilmesi hususlarında, 2. Şirketin devam eden ve başlanılacak inşaat faaliyetlerinin alım, satım, tasarım ve imalat kontrolleri hususlarında, şirket adına bütün faaliyetleri yürütmek ve sözleşmeler yapmak üzere, Şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi inşaat mühendisi... ...'a yetki ve görev verilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir." biçimindeki ortaklar kurulu kararı örneğinin dosyaya sunulduğu, Yıkılan yapının müteahhiti olan ... Şirketi'nin yetkililerinden sanık ...'ın, diğer sanık ...'ın savunmasını destekler şekilde açıklamalarda bulunup fiili müteahhitin kendisini olduğunu kabul etmekle beraber yıkılan yapının imar mevzuatına uygun olarak yapılması nedeniyle yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığı savunduğu, Yıkılan yapının müteahhiti olan ... Şirketi'nin yetkililerinden sanık ...'ın, eniştesi olan sanık ...'ın ve kardeşi olan sanık ...'ın savunmalarını destekler şekilde açıklamalarda bulunup kendisinin işletme mezunu olduğunu ve sözü geçen firmanın finansman ve muhasebe işleri ile ilgilendiğini, yıkılan yapı ile ilgili olarak müteahhit veya başkaca bir sıfatla sorumluluk üstlenmediğini savunduğu, Yıkılan yapının 09.12.2015 tarihli yapı ruhsatından şantiye şefi olarak görev yaptığı tespit edilen ve müteahhit firma ile birlikte 20.08.2015 tarihinde şantiye şefliği hizmet sözleşmesini imzalayıp, müteahhit firma tarafından 16.06.2016 tarihinde belediyeye sunulan vize kontrol dilekçesi ekinde şantiye şefi olarak yer alan sanık ...'in, ... Şirketi'nde kısa süre çalıştığını, kendisine şantiye şefi olacağının söylendiğini, ancak yıkılan yapının fiili şantiye şefinin kendisi olmadığını savunduğu, savunmasını desteklemek için 03.02.2016 tarihinde yurttan çıkış yapıp, 03.07.2016 tarihinde yurda giriş yaptığına ve 02.10.2016 tarihinde yurttan çıkış yapıp, 13.01.2017 tarihinde yurda giriş yaptığına dair evrak örneğini dosyaya sunduğu, Yıkılan yapının 28.11.20 16... .04.2018 tarihli yapı ruhsatlarından şantiye şefi olarak görev yaptığı tespit edilen sanık ...'in, 2016 yılının Mart ayında söz konusu sitenin inşaatında işe başladığını ve yıkılan yapının yapımı sırasında da şantiye şefi olarak görev aldığını, ancak görev aldığı sırada yıkılan yapının kaba inşaatının % 90'lık kısmının bitmiş olduğunu ve bu süreçte fiili olarak işin başında durup, görevinin gereklerini yapmasından dolayı yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığını savunduğu, Yıkılan yapının 09.12.20 15... .11.2016 tarihli yapı ruhsatlarına göre yıkılan yapı ile ilgili olarak yapı denetim statik proje ve uygulama denetçisi olarak görev yaptığı tespit edilen sanık ...'un, ... firmasında proje ve uygulama denetçisi olarak ve ağırlıklı olarak proje üzerinden çalıştığını, yıkılan binanın statik projesinden hiçbir bilgisinin olmadığını, 2016 yılı sonu veya 2017 yılı başlarında maaş ödemesinde sıkıntı olmasından dolayı yaklaşık 5 yıl çalıştığı sözü geçen firmadan istifa ettiğini, istifaya ilişkin noterden belge de gönderdiğini, ... ... isimli siteyi bilmediğini ve belediyeden gelen yazı cevaplarında yıkılan binanın statik proje ve uygulama denetçisi olarak görünmesine rağmen evraktaki imzaların kendisine ait olmadığını savunduğu, Yıkılan yapının 04.04.2018 tarihli yapı ruhsatına göre yıkılan yapı ile ilgili olarak yapı denetim statik proje ve uygulama denetçisi olarak görev yaptığı tespit edilen sanık ...'ın, ... Şirketi'nde 2016 yılından itibaren 5 yıl çalıştığını ve bu süreçte toplam 4 kez Kahramanmaraş'a geldiğini, ... Şirketi'nde çalıştığı dönemde sahada hiç denetim yapmadığını, sadece proje denetmeni olarak görev yaptığını ve bu görevini Nevşehir'de evrak üzerinden yerine getirdiğini, yıkılan yapının son kalan % 20'lik kısmının ve inşaatı bitirenin ... Şirketi olduğunu bildiğini, belediyede kendi adına uygulama denetçesi olarak atılan imzaların hiçbirisinin kendisine ait olmadığını savunduğu, savunmasını desteklemek için firmada 25.08.2016 tarihinde işe başladığına ve firma adına Nevşehir'de proje kontrolü yaptığına ilişkin çalışma belgesi örneğini dosyaya sunduğu, Yıkılan yapının 04.04.2018 tarihli yapı ruhsatına göre 04.04.2018 tarihinden yapının kullanıma hazır hâle getirildiği tarihe kadar sorumluluk üstlenen ... Şirketi isimli yapı denetim firmasının yetkilisi sanık ...'ın, ... Şirketi'nin 2015 yılında kurulduğunu, ... firmasına ceza verilmesi nedeniyle yıkılan yapının yapı denetim işini üstlendiklerini, projeyi devraldıklarında yıkılan binanın betonarmesinin bitmiş olduğunu, sadece mekanik elektronik tesisat işinin kaldığını, kalan % 20'lik işleri yaparak, sitenin iş bitirmesini tamamladıklarını, ilk yapı denetim firmasınca asıl işin % 80'lik kısmının yapılmış olması ve kendilerince üstlenilen işlerin niteliği karşısında yapının yıkılmasında kusurunun bulunmadığını savunduğu, Ayrıca gerek soruşturma gerek kovuşturma evrelerinde düzenlenen bilirkişi kurul raporlarının soyut, hatalı ve yetersiz olduğu belirtilerek, bu yöndeki savunmaları desteklemek amacıyla 5271 sayılı CMK'nın 67/6. maddesi kapsamında uzmanından bilimsel mütalaalar alınarak dosyaya sunulduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul edilerek sanık ... hakkında beraat, diğer sanıkların yüklenen suçu işlediklerinin sabit olduğu kabul edilerek hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair mahkûmiyet kararları verilmesinin ardından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri tarafından istinaf yoluna başvurularak, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasının talep edildiği, Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki talepler ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, "İlk derece mahkemesinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki mahkumiyet kararında ve sanık ...'ın CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesinde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak değerlendirildiği, delillerin hukuki ve kanuni çerçevede tartışıldığı, vicdani kanaatin kesin, tutarlı ve çelişmeyen delillere dayandırıldığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, sanıklar hakkındaki cezanın kanuni bağlamda uygulandığı" biçimindeki gerekçeye dayalı olarak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddi kararları verildiği, Anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar kapsamında incelenen dosyada; sanıkların suçlamayı reddetmeleri, aleyhlerine düzenlenen bilirkişi kurulu raporlarının soyut, hatalı ve yetersiz olduğunu belirterek, bu yönde 5271 sayılı CMK'nın 67/6. maddesi kapsamında uzmanından bilimsel mütalaalar alarak dosyaya sunmaları ve yine yıkılan yapıya ilişkin aleyhlerine değerlendirilen çeşitli belgelerdeki imzaların sahte olduklarını ileri sürmeleri karşısında, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'un hapis cezası ile cezalandırıldıkları da göz önünde bulundurulduğunda, hem maddî vakıa denetimi hem de hukukî denetim yapabilen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, maddî sorunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilebilmesi amacıyla, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi gereğince duruşma açılması, imza inkârında bulunan sanıklar yönünden bir grafoloji uzmanından, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinden veya kriminal laboratuvarlardan rapor alınması, ayrıca yapının projelendirme, inşa ve denetim aşamasında görev aldığı iddiasıyla haklarında kamu davaları açılan sanıkların, yapının yapım tarihinde yürürlükte bulunan imar mevzuatına ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara uygun davranıp davranmadıklarını, aykırı davrandıklarının tespiti hâlinde de bu aykırılığın yapının yıkılmasına etkisini teknik verilere dayalı olarak her bir sanık için ayrı ayrı açıklayan, tarafların önceki raporlara yönelik itirazları ile dosyaya sunulan uzman mütalaalarını da irdeleyen,... Üniversitesi (...), ... Üniversitesi (...) ya da başka bir teknik üniversitenin inşaat mühendisliği bölümünde, zemin ve temel etüdü raporu yönünden jeofizik ve jeoloji mühendisliği bölümünde görevli öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması, toplanan tüm deliller değerlendirilerek, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi gözetilmek suretiyle istinaf incelemesinin tamamlanması gerekirken, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşma talepleri hakkında hiçbir değerlendirilme yapılmaksızın ve duruşma yapılmasını gerektirmeyen haklı sebeplerin bulunmadığı da gözetilmeksizin, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde istinaf başvurularının esastan reddi kararları verilmek suretiyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi, 2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.10.2024 tarihli ve 2024/12-249 Esas, 2024/304 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde kanunda tanımlanmış haksızlık olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 22/2. maddesinde taksir; "Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır. Taksirli suçlarda, gerek icrai gerek ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. 5237 sayılı TCK'da kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir. 5237 sayılı TCK'da taksir; basit ve bilinçli taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; basit taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Öte yandan failin kusur durumu ile bilinçli taksir birbirinden farklıdır. Kusur bir kınama yargısı (kusurluluk) olup, taksirli suçun failinin kusurunun ağırlığı ne olursa olsun, koşulları mevcut ise bilinçli taksir hükümleri uygulanabilecektir. Dolayısıyla her somut olayda neticenin öngörülebilir olup olmadığı, öngörülebilir ise fail tarafından öngörülüp öngörülmediği irdelenmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; İlk Derece Mahkemesince, haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulan her bir sanığın hangi davranışı ile neticeyi öngördüğü açıklanmaksızın, "Dosya kasamında sanıkların binanın yıkımına etki eden kusurlu davranışları bir bütün olarak göz önüne alındığında haklarında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği sabittir." şeklindeki gerekçeden yoksun ibarelere dayalı olarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'un taksirle öldürme suçunu bilinçli taksirle işlediklerinin kabul edilmesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi." nedenine dayalı olarak bozma kararı verilemeyecek olması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi gereğince duruşma açılarak, aynı Kanun'un 280/2. maddesi gözetilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılması ve yeniden yasal, yeterli, geçerli gerekçeye dayanan hükümler kurulması gerekirken, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde istinaf başvurularının esastan reddi kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin, sanık ...'in, kendi adına asaleten mağdur çocukları ... ve ... adına velâyeten ve sanıklar ... ve ... dışındaki diğer sanıklar yönünden katılan ... vekilinin, mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin ve mağdur çocuk ... zorunlu vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.