KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2015/30680 E., 2016/7613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun, yasal sürede icra mahkemesine başvurusunda; senette tanzim yerinin yazılı olmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasını istediği, mahkemece, keşideci ...'in isminin yanında “...” olarak görünen adresin, TTK. uyarınca düzenleme yeri sayılacağı gerekçesi ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nun 776/1-f maddesi uyarınca; senette düzenlenme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanunun 777/4 maddesine göre ise, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Düzenlenme yeri olarak idari birim adı (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Senette bulunması zorunlu olan düzenlenme yeri, senet keşidecisi için gerekli olup, TTK.nun 702. maddesi hükmüne göre, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan avalistlerin adreslerinin senette yazılı olması hali, yukarıda açıklanan zorunluluğu gidermez.
Somut olayda, takibe dayanak yapılan senette TTK. nun 776/1-f. maddesinde zorunlu kılınan düzenlenme yeri bulunmadığı gibi, aynı Kanunun 777/son maddesine uygun biçimde bonoyu düzenleyenin ad ve soyadı yanında yazılı bir idari birim de gösterilmemiştir.
Bu durumda, düzenlenme yeri belirlenmeyen bu belgenin kambiyo vasfı bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-5 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, bu hususun icra mahkemesince re’sen nazara alınması zorunludur.
O halde mahkemece İİK'nun 170a/2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/30680, K. 2016/7613, 15 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama