KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2022/9947 E., 2023/4534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki üçüncü kişinin haczin İİK’nın 99. maddesine göre yapılması yerine İİK’nın 97. maddesine göre yapılarak takibin devamına ve talikine ilişkin karar verilmek üzere dosyanın icra hukuk mahkemesine gönderilmesine dair icra müdürlüğü kararının kaldırılması talebine ilişkin şikayet nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne, 07.05.2021 tarihli istihkak iddiasının İİK'nın 96-97. maddesine göre tesis edilmesine ilişkin memur işleminin iptaline karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İİK'nın 97. maddesinin uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi üçüncü kişi şikayet dilekçesinde; ilgili icra müdürlüğü kararından 20.05.2021 tarihinde haberdar olunduğunu, şirketin 01.02.2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile ... Mahallesi, ...
Caddesi, No: 5 .../... adresinde faaliyet gösterdiğini, icra dosyasının taraflarıyla bir ilgisi olmadığını ve borçlu şirketi tanımadığını, hacizde istihkaklı olarak haczedilen bütün ürünlerin şirkete ait olduğunun faturalar, ticari defter kayıtları ve banka kayıtları ile de sabit olduğunu, haciz adresinde dosya borçlusu şirkete ait hiçbir bilgi, belge ve evrak yahut sair eşya bulunmadığını, unvanından görüldüğü kadarıyla borçlu şirketin elektronik alanında faaliyet gösterdiğini, şikayetçi şirketin faaliyet konusu ile borçlu şirketin hiçbir benzerliği bulunmadığını,
borçlu şirketin şikayetçi şirkete ait adreste hiçbir zaman faaliyet göstermediğini, şikayetçi şirketin ve yetkililerinin borçlu şirket ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, önce ... şirketine hacze gelindiğini, burada bulunan kişilerle şikayetçi şirkete ait işyerinin izinsiz olarak açıldığını ve içeri girildiğini, yapılan tüm işlemlerin hukuka aykırı olduğunu,
şikayetçi şirkete ait adrese girildiğinde içeride borçlu şirket yetkilileri yahut şikayetçi şirket çalışanı olmayan kimsenin bulunmadığını ileri sürerek takibin devamına ve talikine ilişkin karar verilmek üzere dosyanın icra hukuk mahkemesine gönderilmesine dair icra müdürlüğü kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra dosyası borçlusunun ... Elektronik Pazarlama A.Ş. olduğu, haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisinin hazır bulunmadığı, borçluya ait herhangi bir evraka da rastlanmadığı, sadece borçluyla irtibatta olduğu iddia edilen ... Kağıt A.Ş.'nin isminin yazdığı kağıt rulolarının ele geçirildiği, haczedilen malın 3. kişi nezdinde bulunduğu, bu suretle istihkak davası açmak üzere alacaklı tarafa süre verilmesinin yerinde olacağı gerekçesi ile İİK'nın 99 uncu maddesine göre haczin yapıldığının kabulü gerekirken, aksine memur kararı yerinde görülmeyerek şikayetin kabulüne, 07.05.2021 tarihli istihkak iddiasının İİK'nın 96-97 nci maddesine göre tesis edilmesine ilişkin memur işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı istinaf dilekçesinde.
İcra Müdürlüğü tarafından 19.04.2021 tarihinde istihkak iddiasının İİK 96 ve 97'e göre değerlendirilmesi ile karar verilmek üzere icra mahkemesine gönderildiğini, yerel mahkemenin takibin devamına karar verdiğini, takibin devamına karar veren mahkemenin aynı minvalde tensip tutanağına karşı şikayette bulunan istihkak iddiacısının şikayetinin kabulüne karar vererek çelişkili hüküm kurduğunu, dosya incelenmeden haciz tutanağı okunmadan dosya üzerinden verilen kararın hatalı olduğunu,
istihkak iddiasında bulunan Paper One firmasının kurucusu ...'in borçlu şirket yetkililerinin diğer firması olan ve aynı mahalde kurulan Koldaş Makinenin çalışanı olduğunu, haciz mahallinin borçlu şirket yetkililerince açıldığını, mahalde borçlu şirket yetkililerince vergi levhaları sunulduğunu, aynı haciz mahallinde istihkak iddiasında bulunan diğer tüm kişi ve şirketler hakkında takibin devamına karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, İcra Müdürlüğünün 07.05.2021 tarihli kararıyla 19.04.2021 tarihli hacizde, 3. kişinin istihkak iddiasıyla ilgili olarak İİK'nın 97 nci maddesi uyarınca takibin devamı veya ertelenmesi hakkında karar verilmek üzere dosyanın İcra Hukuk Mahkemesine sevkine karar verildiği, ... bu kararın şikayetçi vekili Av. ... tarafından 10.05.2021 tarihinde uyap ortamından okunduğu, böylece müdürlük kararından haberdar olunduğu,
buna göre 20.05.2021 tarihinde yapılan müdürlük kararının iptaline ilişkin şikayetin, İİK'nın 16/1 inci maddesinde belirtilen yedi günlük süre içerisinde olmadığı gibi, haciz esnasında borçlu şirket yetkililerinin hazır olmasının da İİK'nın 97 nci maddesinin uygulanmasının yerinde olduğunu gösterdiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi, temyiz dilekçesinde; borçlu şirket yetkililerinin haciz mahallinde bulunmadıklarını,alacaklı vekili ve icra memuru ile birlikte izinsiz adrese girdiklerini, adrese girildiğinde içeride dosya borçlusu şirket yetkilileri yahut şikayetçi şirket çalışanı olmayan kimse bulunmadığını, hacizde istihkaklı olarak haczedilen bütün ürünlerin şikayetçi şirkete ait olduğunun faturalar, ticari defter kayıtları ve banka kayıtları ile de sabit olduğunu, dosya borçlusunun şikayetçi şirkete ait adreste hiçbir zaman faaliyet göstermediğini, şikayetçi şirketin ve yetkililerinin borçlu şirket ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını,
icra müdürlüğü kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, UYAP'ta icra müdürlüğü kararının üzerinin tıklanması sebebiyle okundu olarak görüldüğünü ancak kararın içeriğinin bilinmediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, üçüncü kişinin, haczin İİK’nın 99 uncu maddesine göre yapılması yerine İİK’nın 97 nci maddesine göre yapılarak takibin devamına ve talikine ilişkin karar verilmek üzere dosyanın icra hukuk mahkemesine gönderilmesine dair icra müdürlüğü kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk İİK’nın 96, 97 ve 99 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tebligat (tebliğ), hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun bir biçimde yazı veya ilan yoluyla yaptığı belgeleme işlemidir. Buna göre esasında tebligatın iki temel işlevi bulunmaktadır. Bunlar muhatabın bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirme işleminin belgelendirilmesidir (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku C. I, ..., 2020, s. 455). Hemen belirtilmelidir ki, bilgilendirme ve belgelendirme (tevsik) gerçekleşmiş olsa dahi tebligattan bahsedilebilmesi için bu bilgilendirme ve belgelendirmenin kanunun aradığı şekilde, kanunda öngörülen kişilerce ve kanunda belirtilen şekillerde yapılması gerekmektedir.
Tebligat ile ilgili yasal düzenlemeler tamamen şekli olduğundan gerek tebliğ işlemi, gerekse tebliğ tarihi kural olarak ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin bu konuda etkili önlemler almış olmasının amacı, tebligatın bir an evvel muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır.
Buradan hareketle bir husus kanun ve yönetmeliklerde belirtilen şekillerle taraflara tebliğ edilmemişse, sair suretlerle tarafların tebligat konusundan daha önce haberdar olunduğu ve bu bilgilenmenin belgelendiği ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararı).
Tebligat özellikle anayasal bir özgürlük olan hak arama özgürlüğünün bir boyutunu oluşturan savunma hakkının kullanımı açısından, özel bir anlam ve önem taşımaktadır. Ayrıca adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, kişilerin kendileriyle ilgili hukuki bir prosedür hakkında bilgi sahibi olmalarını gerektirir ve bu gereklilik ilgiliye yapılacak tebligatla sağlanacağından tebliğ işlemlerinin adil yargılanma hakkının gerçekleştirilmesi bakımından da büyük önem taşıdığı açıktır.Hukuk Genel Kurulunun 17.5.2022 tarihli ve 2021/11-30 E., 2022/663 K. sayılı kararı).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; icra müdürlüğü kararının taraflara kanun ve yönetmeliklerde belirtilen şekillerde tebliğ edilmediği, dolayısıyla hak düşürücü sürenin başlamayacağı dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçinin icra müdürlüğü kararından Uyap ortamından haberdar olduğu gerekçesi ile şikayetin yedi günlük sürede yapılmadığı tespiti isabetsiz ise de; şikayetin esasına ilişkin gerekçesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre şikayetçinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/9947, K. 2023/4534, 4 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama