Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi12. Hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarih 2022/1810 E.-2022/2951 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 28.03.2022 tarih 2022/131 E.-2022/556 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek
halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 05.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye Dr. ... ile Üye ...'in Karşı Oy Yazıları;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nın 167. maddesinin 1. fıkrasına göre alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapabilmesi için alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir.
İİK'nın 168. maddesinin 3 ve 170/a maddesinin 1. fıkrasına göre kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu ödeme emri tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine başvurarak, takibe dayanak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir.
İİK'nın 170/a maddesinin 2. Fıkrasına göre süresinde yapılmak kaydıyla borçlu tarafından başka bir şikâyet veya itirazda bulunulması ile bu husus icra mahkemesince kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınır. Bu inceleme sonucunda icra mahkemesi takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı kanısına varır ise icra takibinin iptaline karar verir.
Ancak İİK'nın 170/a maddesinin son fıkrasına göre her ne suretle olursa olsun imza inkârı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz.
Diğer senetlerden ayrılabilmesi için kıymetli evrak özel şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Sıkı şekil şartları en katı tarzda kambiyo senetlerinde görülür. Güven ihtiyacının bir sonucu olarak kıymetli evrakta modern hukukun ve özellikle ticaret hukukunun kabul ettiği şekilsizlik prensibinden ayrılışmıştır.
Kıymetli evraka hâkim sert şekil şartlarına bağlılık olgusu ortaya “ senet nasılsa ve ne diyorsa ona göre işlem yapılır”, yani kıymetli evrakta senet metni ve şekil şartları tarafların muhtemel iradelerine ve senet dışındaki olaylara göre yorumlanamaz ilkesini çıkarır (Poroy, R./ Tekinalp,Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları. 15. B. İstanbul 2001, s.29). Kambiyo senetlerinde “sıkı sıkıya şekle bağlılık” geçerlidir.
Ticari senet kendisi ile ilgili gerekli bilgiyi münhasıran kendisi vermelidir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, s. 370).
TTK’nın 776. maddesine göre bono veya emre muharrer senet, senet metninde bono veya emre yazılı senet kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, ödeme yerini, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun adını, düzenleme tarihini ve yerini, düzenleyenin imzasını içermelidir. Sıralanan bu kayıtlar bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardır. Zorunlu unsurlardan birini içermeyen bir ESAS NO : 2023/3932
senet bono sayılmaz.
TTK’nın 777. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca bononun alternatif zorunlu unsurları ise düzenleme yeri ve ödeme yeridir. Kanun koyucu bu unsurların bonoda yer almasının zorunlu olduğunu ancak bunların bonoda bulunmaması hâlinde alternatif olarak bonodaki başka unsurların bunların yerine geçeceğini, böylece senedin bono niteliğini kaybetmeyeceğini düzenlemiştir. Vade isteğe bağlı unsurlardandır. Bonoda vadenin gösterilmesi zorunlu olmayıp TTK’nın 777. maddesinin 2. fıkrasına göre “vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.”
Bonoya konulabilecek vade türleri TTK’da sınırlı sayıda sayılmıştır. TTK’nın 778. maddesinin atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesinin 1. fıkrasına göre bono dört türlü vadeyi içerebilir. Bir bono görüldüğünde, görüldükten belli bir süre sonra, düzenleme gününden belli bir süre sonra, belirli bir günde ödenmek üzere düzenlenebilir. TTK’nın 703. maddesinin 2. fıkrasına uyarınca “vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır.”
Aynı bonoda birbirinden farklı iki vadenin bulunması geçersizlik sebebidir (Öztan, s. 482). Vade ile senedin düzenleme tarihinin aynı olması senedin bono niteliğini ortadan kaldırmaz (Poroy, R./ Tekinalp, Ü., s.119). Bonoda vade tarihi ve düzenleme tarihinin aynı tarih olmasına engel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Vade kaydının senet metni içinde bulunması şart değildir. Keşidecinin imzası bulunmak kaydı ile vade senedin üzerinde herhangi bir yere konulabilir. Başka bir anlatımla keşidecinin imzasının örttüğü durumlarda vade kaydının yerinin önemi bulunmamaktadır (Öztan, s. 492)
Yukarıda belirtilen ilke ve kurallar ışığında somut olayda, alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin incelenmesinde düzenleme tarihinin 15.10.2015 yazıldığı, senet metni içerisinde vade tarihinin 15.10.2015 yazıldığı, senedin üst kısmında tediye tarihinin 15.10.2020 yazıldığı görülmektedir.
Bu durumda senet metni içerisinde bilinçli olarak vade tarihinin 15.10.2015, senedin üst kısmında ise ödeme tarihinin 15.10.2020 yazıldığı gözetildiğinde, senette çift vade bulunduğunun ve TTK’nın 778. maddesinin atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesinin 2. fıkrasına göre senedin batıl olduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay HGK’nın bire bir emsal niteliğindeki 29.09.2020 tarih ve 2017/12-276E. sayılı kararında takibe konu bononun düzenleme tarihi 13.08.2013 yazıldığı senet metni içerisinde vade tarihinin 13.08.2013 yazıldığı, senedin üst kısmında ödeme günü olarak 15.04.2014 tarihi yazıldığı bu şekilde bonoda 13.08.2013 ve 15.04.2014 tarihleri olmak üzere çift vade bulunduğu kabul edilerek İİK’nın 170/a maddesine göre takibin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulmasına karar vermiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle takibe konu bonoda çift vade olduğu için İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali kararı veren icra mahkemesi kararı ve bu karara karşı istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkeme kararı isabetli olup kararın onanması görüşünde olduğumuzdan, kararın bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.