KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2023/4990 E., 2024/1857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusu, emekli maaşı üzerine konulan haczin kaldırılmasına ilişkindir.
5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesinde. "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü yer almaktadır.
28.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu'nun 93/1. maddesine eklenen fıkra ile. "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde icra müdürü tarafından reddedilir." hükmü getirilmiştir. Buna göre muvafakatin geçerli olması için borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması yeterlidir.
Bu düzenleme usule değil esasa ilişkin olup, İİK'nın 83/a maddesi karşısında özel hüküm sayılır ve öncelikle uygulanır.
Somut olayda alacaklı yanca borçlu hakkında icra takibine başlandığı, borçlunun icra dairesine gelerek ödeme emrini 29.12.2017 tarihinde elden tebliğ aldığı, borçlunun aynı gün icra dairesine verdiği dilekçe ile borcu kabul ederek, lehine işleyecek sürelerden feragat ettiği ve emekli maaşının haczine muvafakat ettiği görülmüştür.
Buna göre aynı dilekçe ile borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesi, takibin kesinleşmesi ile aynı anda olduğundan, bir diğer ifade ile takibin kesinleşmesinden sonra olmadığından geçersizdir.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda incelenen İlk Derece Mahkemesi kararı isabetli olduğundan, HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince, istinaf isteminin esastan reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/4990, K. 2024/1857, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama