KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/14744 E., 2008/3306 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, davalının vekili olduğunu, 23.2.2004 tarihinde haksız olarak azledildiğini öne sürerek, azil tarihindeki dava değerinin %20'si olan vekalet ücretinden şimdilik 100.000.000.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Daha sonra açtığı dava ile bakiye 300.000.000.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiş olup, her iki dava birleştirilmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı avukat, davalı müvekkili adına açtığı dava karar aşamasında geldiği sırada, haksız olarak azledildiğini belirterek, vekalet ücretinin tahsili için bu davayı açmıştır. Anayasanın 141/3 maddesi hükmü gereği Mahkemelerin hertürlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması, HUMK'nun 388-389 maddeleri gereği de taraflara yüklenen vazife ve hakların şüphe ve tereddüde mucip olmayacak şekilde açık, sarih olması ve kararın denetlenmeye elverişli olması gerekir.
Mahkemece, Avukatlık Kanununun 164/3 maddesi gereğince ücret tayin edildiği belirtilmiş ise de hükmedilen ücretin ne miktar üzerinden ve nasıl hesapladığı karardan anlaşılmadığı gibi, denetlemesi de yapılmamaktadır.
Bu nedenle öncelikle davacının davalı adına takip ettiği dava dosyası celbedilmeli, dava değerinin kaç YTL olduğu belirlenmeli ve bunun üzerinden, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından, Avukatlık Kanununa 13.1.2004 tarihinde 5043 saylı Yasa ile eklenen geçici 21.madde,
2006/14744-2008/3306
Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edilmiş olduğundan, 8.6.2000 vekaletname tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanununun 4667 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki 163/son maddesi hükmü esas alınarak, yine o tarihte yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre davacının alacağı, gerekirse bilirkişi aracılığı ile tespit edilerek, çıkacak miktara hükmedilmelidir. Mahkemece aksi düşüncelerle, denetime elverişli olmayan hükümle karar verilmesi, bozma nedenidir.
2-BK'nun 101/1 maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtariyle temerrüde düşer. Davacı dava açmadan önce davalıyı temerrüde düşürüdüğünü, iddia ve ispat etmemiştir. Davacı alacağı, haksız olarak azledildiği tarihte muaccel hale gelmiş ise de, davalı temerrüde düşürülmediğinden, ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilmelidir. Mahkemece, azil tarihinden itibaren faize karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/14744, K. 2008/3306, 10 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama