KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/15978 E., 2008/2825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapunun beyanlar hanesindeki miktar fazlası hazineye aittir. kaydının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 50138 ada 8 parsel sayılı taşınmaz tapusunun beyanlar hanesinde “2337 m2 fazlalık 10.8.1957 tarih 762 sayılı tezkere ile Defterdarlık ve İskan Müdürlüğüne bildirilmiştir” şeklinde yer alan belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz, 17.7.1957 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu 6.7.1953 ve 15 sıra numaralı tapu kaydı ile 8770 m2 olarak 17 zeytin ağaçlı tarla vasfı ile Hamit Satıcı adına tescil edilen 7 parsel numaralı taşınmazın İmar-Islah uygulamaları sonucu çeşitli ada ve parsellere revizyon görmesi ile oluşmuştur. 7 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde “2337 m2 fazlalık 10.8.1957 tarih 762 sayılı tezkere ile Defterdarlık ve İskan Müdürlüğüne bildirilmiştir” şeklindeki belirtme aynı şekilde şeklinde aktarılmıştır. Şimdi davacı bu kaydın terkinini istemektedir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu belirtme tapu kaydına 10.8.1957 tarihinde yazılmıştır. Eldeki dava ise, 28.11.2005 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki belirtmenin terkini için açacağı davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Gerçekten, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu m.12/3’deki “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki belirtmenin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir.
Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu ve re’sen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olayda; 50138 ada 8 parsel sayılı taşınmazın geldiği 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine miktar fazlası belirtmesi 10.8.1957 tarihinde 10 yıllık süre içinde yazıldığına, dava da 28.11.2005 tarihinde açıldığına göre, hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacılar, Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 Sayılı Kanunda değişiklik yapan 4916 Sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddi yerine, istemin yazılı bazı gerekçelerle hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/15978, K. 2008/2825, 6 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama