KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12063 E., 2008/2183 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
739 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 37 ve 38 nolu parsellerin kayıt maliklerinin mirasçıları olan davalılardan harici sözleşme ile taşınmaz satın aldığını, tapu devrinin verileceğine güvenerek büyükbaş hayvan yetiştirmek üzere tesisler yaptığını, tapu devri verilmeyince tescil davası açtığını ancak reddedildiğini ileri sürerek, söküp götürmesi mümkün olmayan tesislerin değeri 31.520 YTL. nin reoskont faizi ile ödetilmesini istemiş, birleşen dava ile de arsa bedeli olarak ödediği bedele karşılık 9.477 YTL.nın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., ... ve ... tebliğe rağmen duruşmaya gelmemiş, diğer davalılar da davacının taşınmazda kiracı olduğunu, talep hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, 38 nolu parselin sözleşme kapsamında bulunmadığından bu parsel için açılan davanın reddine, 37 nolu parsel için üzerindeki tesislerin değeri 18.585 YTL.ile levazım değeri 7.438 YTL.nin faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, birleşen dava açısında da, arsa değeri 5.600 YTL.nin faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, ... ve ... dışındaki davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkeme kararının temyiz eden davalılardan ...’ye 15.5.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz dilekçesinin 31.5.2007 tarihinde verildiği anlaşılmıştır.
3156 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1. maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3, karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, temyiz süresi geçtikten sonra davalı ... tarafından verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
3-Davalılardan ... ..., ... ve ... tarafından murisleri ... adına kayıtlı 37 nolu parselin davacıya 19.4.1995 tarihli harici sözleşme ile satıldığı, davacının davalılar aleyhine yaptırdığı tesislerin arazi değerinden fazla olduğundan bahisle adına tesciline ilişkin dava açtığı ve reddedilerek Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Somut olayda, davacının 37 nolu parsel içn 19.4.1995 tarihinde ödediği 149 YTL.nin , çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle davacının taşınmazın tapusunun kendisine 2007/12063-2008/2183
verilmeyeceğini öğrendiği tescil davasının kesinleştiği 4.5.2006 tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir.
Mahkemece yanlış değerlendirme ile bu konuda bir inceleme yapılmaksızın 37 nolu parselin arsa değerinin belirlenerek tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Davacının haricen düzenlenen sözleşme ile satın aldığı 37 nolu parsele tapu devrinin verileceği inancı ile iyiniyetli zilyedi olarak birtakım sabit nitelikte yapılar yaptığı anlaşıldığı gibi, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda davacı yaptığı tesislerin değerlerini talebe hakkı vardır. Nitekim, mahkemece de yaptırılan tesislerin değerleri 18.585 YTL belirlenerek tahsiline karar verilmiştir. Hal böyleyken ayrıca tesislerin levazım değerlerine de karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
5-Davaya konu satış sözleşmesini sözleşmeye konu 37 nolu parselin kayıt maliki ... ’nin mirasçıları olan bir kısım davalılar tarafından satıcı sıfatı ile imzalandığı anlaşılmaktadır. 38 nolu parsel hakkındaki dava reddedildiğine göre, sözleşmeye taraf olmayan, 38 nolu parsel malikinin mirasçısı davalı ...’in bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken , bu davalının da sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/12063, K. 2008/2183, 18 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama