KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12331 E., 2008/2082 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, ... göçmeni olduklarını, ilgili Devlet Bakanlığının .... Evleri Projesi dahilinde konut sahibi olabilmek için belirtilen banka hesabına 1991 yılında 2.500.000 TL’şer yatırdıklarını, uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen kendilerine konut teslim edilmediği gibi, yatırdıkları paranın yıllar içerisinde enflasyonun etkisiyle rakamsal olarak çok büyük oranda değer kaybına uğradığını ve iade edilmediğini bildirerek, mahrum kalınan kar, müspet ve menfi zarar ile munzam zararları olarak hesaplanacak miktardan fazlası saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için şimdilik 5.100,00 YTL’nin davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıların 1991 yılında yatırmış oldukları 2.500.000 TL’lerin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücü belirlenerek toplam 206.494,41 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar vermiş; karar, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar, ...'dan 1989 yılında göçmen olarak geldiklerini, davalının 1990 yılındaki projesi ile kendileri ve benzer durumdaki kişiler için konut yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt nedeni ile davalı hesabına 2.500.000 TL’şer yatırdıklarını, konutlarının teslim edilmediğini bildirerek talepte bulunmuş, davalı ise bu konuda broşür yayımlandığını kabul etmekle birlikte her başvuru sahibine konut verme taahhütleri bulunmadığını, sınırlı sayıda konut ürettiklerini, broşür ve yönergede gösterilen şartlar
dahilinde puantaj usulüne ve öncelik sırasına göre konut dağıtımının gerçekleştirildiğini, 13.5.1992 tarihinde çıkarılan genelge ile de hak sahibi olmayanlara, paralarını almaları için duyuruda bulunduklarını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Dosyadaki delillerden, davacıların 1991 yılının 9. ayında davalı hesabına proje gereğince konut sahibi olmak amacıyla 2.500.000 TL para yatırdıkları, davalının çıkardığı yönerge ve broşür de gösterilen konut dağıtımına ilişkin sıra ve puanlarının yetersiz kalması sebebiyle dava tarihi itibariyle davacılara konut tahsis edilemediği, bu icap ve kabule göre de taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmaz satışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre geçersiz taşınmaz satım sözleşmelerinde denkleştirici adalet ilkeleri uygulanarak davacının ödediği paranın ulaşacağı alım gücünün iadesi gerekir ise de; yargılama sırasında yürürlüğü giren 5543 sayılı kanun ile bu konuda özel düzenleme yapılmış ve mahkemece bu kanunun geçici 1. maddesi gereğince davacıların ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesine karar verilmiştir.
Ancak anılan yasa ile ilgili olarak iptal istemi ile Anayasa Mahkemesine başvurulduğu ve yürütmeyi durdurma kararı verildiği anlaşıldığından mahkemece bu davanın bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/12331, K. 2008/2082, 14 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama