KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14879 E., 2008/3315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket dava dışı asıl borçlu ile yapılan kredili satış sözleşmesine davalının müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve davalı hakkında yaptığı icra takibine, davalının itiraz ettiğini öne sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, tarihsiz kredili satış sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalamış olup, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından hem asıl borçlu, hem de kefil hakkında icra takibi yapılmış, davalının takibe itirazı üzerine itirazın iptali talebiyle bu dava açılmıştır. Mahkeme ise, sözleşmede kefalet limiti bulunmadığı için, geçerli bir kefalet olmadığı gerekçesiyle, davayı reddetmiştir. Oysa sözleşmede kefalet limiti bulunmamakla birlikte, müşteri lehine açılan kredi limiti 2500 YTL olarak belirtilmiştir. Müşteriler azami bu miktara kadar borçlanabileceklerdir.
B.K'nun 484. maddesi gereğince, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefilin sorumlu olacağı tutarın en üst sınırının gösterilmesi gerekir. Kefilin sorumlu olacağı miktar belli değilse, sorumluluğu söz konusu olmaz. Bu konuda bir belirsizlik oluştuğu durumlarda, sözleşmelerin 2007/14879-2008/3315
hukuki sonuç doğuracak şekilde yorumlanması esastır, ilkesinden hareket edilmelidir. Öte yandan 12.4.1999 tarih ve 14 esas, 13 karar sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, kefalet senedinde kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığı hususunun hakim tarafından re'sen nazar alınması gerekir. Az yukarıdaki ilke ve karar birlikte değerlendirildiğinde, kredi limitinin aynı zamanda kefalet limiti olrak kabul edilmesi gerektiği, anlaşılır. Bu nedenle davalının kefalet limitinin sözleşmedeki kredi limiti olan 2500 YTL olarak kabulü ile, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, kefalet limiti belli olmadığı gerekçesiyle davanın reddi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/14879, K. 2008/3315, 10 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama