KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/11378 E., 2009/5134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... Zühre Ödağacıoğlu gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 6735 ada 1 parsel sayılı taşınmazın A blok. 2.kattaki doğu cepheli bağımsız bölümünün düzenlenen harici satış sözleşmesi ile davalı tarafından satılıp bedelinin ödendiğini, ancak dairenin tapuda devir işleminin yapılmadığını, satışa konu bağımsız bölümün rayiç bedelinin tespiti için ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/14 D.... sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını, bilirkişinin 22.02.2005 tarihli raporu ile bağımsız bölümün rayiç değerini 110,00 YTL olarak tespit ettiğini, rayiç bedelin tahsili için ... 1.İcra Müdürlüğünün 2005/2176 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı düzenlenen harici satış sözleşmesinin geçersiz olması sebebiyle davacının ancak ödediği bedeli talep edebileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu asıl alacak değerlendirildiğinde likit olup asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki açıklanan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/11378, K. 2009/5134, 15 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama