KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/15139 E., 2009/4485 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
619 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali ve hisse oranında tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ...’in babaları, diğer davalı ...’in ağabeyleri olduğunu,davalı ... ile kazançları ortak olmak suretiyle birlikte çalıştıklarını, ortak kazançları ile arsa ve üzerindeki evi satın aldıklarını, örf-adet gereği saygı icabı taşınmazı hak sahibi olmadığı halde sağ olan babaları davalı ... adına tapuda tescil ettirdiklerini,
tapuda yaptıkları araştırma sonucu dava konusu yerin babaları davalı ... tarafından diğer davalı ... adına satış yapıldığını öğrendiklerini,satışın muvazaalı olduğunu ileri sürerek,dava konusu taşınmazın davalı ... ile ortak kazançları ile satın alındığından taşınmazın ¼’er hissesinin kendileri ve davalı ... adına tesciline,bu mümkün olmadığı taktirde bedelinin davalı ...’den fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 YTL’nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., oğulları olan davacılar ve davalı ...’in 1975 yılından beri kazançları ortak olmak suretiyle çalıştıklarını, dava konusu taşınmazı ortak kazançları ile satın aldıklarını, kendisine saygıları nedeniyle yeri tapuda kendi adına gösterdiklerini, daha sonra davalı ...’in kendisine “Baba sana bir şey olursa kız kardeşlerim de hak sahibi olur.Yeri sen benim üzerime geçir, ben erkek kardeşlerimin haklarını veririm.” diyerek kendisini 2008/15139-2009/4485
ikna ettiğini, tapuda İbrahim’e satmış gibi görünse de para almadığını, amacının hak sahibi olmayan kızların hak istemelerini önlemek olduğunu,İbrahim’in diğer kardeşlerine pay vermediğini, bunu İbrahim’e söylediğini, İbrahim’in kendisinin hakkı olup vermeyeceğini söylediğini, davalı ...’e satışın muvazaalı olduğunu,davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
Davalı ..., malik babalarının sağ olduğu için davacıların dava açmakta hukuki menfaatleri olmadığını, dava şartının gerçekleşmediğini, 25 yıl birlikte çalışmalarının kendisinin önderliğinde yapıldığını, taşınmazın kendisine devredilmesinin nedeninin babalarının ölmeden önce evlatları arasında paylaştırma düşüncesi olduğunu, hile ve muvazaa olmadığını,babasının talimatı doğrultusunda devrin yapıldığı zaman ve davadan önce kardeşlerine mahsuplaşma bedeli verdiğini, taşınmaza masraf yaptığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, miras bırakan davanın açıldığı tarih itibariyle hayatta olmasından dolayı davacıların dava açmakta dava şartı olan hukuki yararlarının ve aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından davacıların davalı kardeşleri İbrahim ile 25 yıl kazançları ortak olarak birlikte çalıştıkları, ortak kazançları ile dava konusu taşınmazı satın alarak yörenin örf-adetleri uyarınca babaları olan davalı ... adına tapuya tescil ettirdikleri,
babaları olan davalı ...’in daha sonra bu taşınmazı davalı ...’e satış suretiyle devrettiği sabittir.Bir davada dayanılan olguları belirlemek ve hukuksal açıdan nitelemek,uygulanacak yasa hükmünü arayıp bulmak hakimin doğrudan görevidir.(HUMK.md.76.) Hal böyle olunca taraflar arasında Borçlar kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin olduğunun kabulü gerekir.Davacıların talebi fiilen sona eren adi ortaklığın gelirleri ile elde edilen taşınmazdaki haklarına yönelik olup tasfiye istemini kapsamaktadır.Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde,
tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir.
Tasfiyenin B.K.nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tesbit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların 2008/15139-2009/4485
bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin oluşacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve herbirinin şirketten olan alacağı düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın payları oranında paylaştırılmasına karar verilmelidir.Mahkemece yukarda açıklanan hususlar göz önüne alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/15139, K. 2009/4485, 2 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama