KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/1540 E., 2008/6896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılara 5.000YTL borç para verdiğini, karşılığında yazılı belge aldığını, davalıların sözleşmeden doğan borçlarını ödemediklerini ileri sürerek bu paranın ve kararlaştırılan 5.000 YTL ceza şartının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, sözleşmedeki imzanın kendilerine ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, 28.2.2006 tarihli grafolog bilirkişi raporu esas alınmak ve sözleşme altındaki imzaların davalılara ait olduğu kabul edilmek suretiyle 5.000 YTL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline,fazla isteğin reddine karar verilmiş;hüküm,her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1)6.11.2007 günlü ilam davalılardan ... 21.11.2007 gününde tebliğ edilmiş ve bu davalı temyiz dilekçesini10.12.2007 tarihinde vermiştir.3156 sayılı yasayla değişik HUMK’nun 432/1 maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas1989/3,karar 1990/4 İçtihadı birleştirme kararı uyarınca bu davalı yönünden temyiz süresi geçirildikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Diğer davalılar ve davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre
taraların diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Mahkemece de imza incelemesine ilişkin olarak alınan 28.2.2006 tarihli ... Bilirkişi ...’ın hazırladığı rapor yeterli bulunmadığı için yeniden imza incelemesine karar verilmiş,ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle davalı tarafa ait imza örnekleri getirtilmiştir.
Mahkemece, dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilerek imza incelemesi yaptırılmasına ve gerekli masrafların karşılanmasına yönelik olarak davalı tarafa kesin süre verilmediği gibi 13.12 2006 tarihli oturumda davalılar vekilinin yeterli imza örnekleri toplanmadan bilirkişi incelemesi yaptırılmasının kendileri için anlam ifade etmeyeceğine yönelik beyanı da imza incelemesinden vazgeçilmesi olarak nitelendirilemez.Hal böyle olunc konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan imza incelemesi konusunda rapor alınmalı ,sonucuna uygun bir karar verilmelidir.bu yönün göz ardı edilerek yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm
tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
4)Az yukarıda 3.bentte açıklandığı şekilde yapılan imza incelemesi sonunda davada dayanılan tarihsiz sözleşmedeki imzaların davalı taraf el ürünü olduğunun anlaşılması durumunda ,anılan sözleşmedeki ’’ alınan 5.000.000.000.TL borcun 15.9.1998 tarihinde ödenmemesi halinde 5.000.000.TL ödeneceği’’ne ilişkin şart,taraflar arasında kararlaştırılmış bir ceza şartı olduğundan davalı tarafın kural olarak kararlaştırılan bu ceza şartından da sorumlu olacağı kabul edilmeli, ancak her ne kadar taraflar cezanın miktarını tayin etmekte serbest iseler de, BK.161/son maddesi hükmüne göre,
hakimin fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlü olduğu gözetilerek. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranış ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tesbit edilmelidir.
Mahkemece cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı, tenkisinin gerekip gerekmediği tartışımalı, bu yönde inceleme ve araştırma yapılmalı sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmelidir.Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
5) Yine sözleşme altındaki imzaların davalılar el ürünü olduğu ve geçerli olduğunun anlaşılması halinde davaya konu tarihsiz sözleşmede borcun 15.9.1998 tarihinde ödeneceği kararlaştırıldığından ve kararlaştırılan bu vadenin de kesin vade olduğu anlaşıldığından faize bu tarihten itibaren hükmolunmalıdır.Mahkemenin bu yönü göz ardı ederek dava tarihinden itibaren faize hükmetmiş olması,usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/1540, K. 2008/6896, 20 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama