KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/15904 E., 2009/8030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... gelmiş, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğundan duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya havale yolu ile ödünç para gönderdiğini, borcun ödenmediğini yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının bu parayı borç olarak göndermediğini, davacının yetkili olduğu şirket adına tarafına verilen vekaletnameler uyarınca, takip ettiği dava ve takip dosyalarından kaynaklanan vekalet ücreti alacağı karşılığında bu paranın gönderildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının banka havalesi ile davalıya muhtelif tarihlerde 75000 USD para gönderdiği ve davalının da bu parayı aldığı ihtilafsızdır. Davacı bu parayı borç olarak gönderdiğini ileri sürmesine rağmen davalıda paranın davacıya verdiği vekalet ilişkisi hizmeti karşılığında gönderildiğini, paranın borç olarak gönderilmediğini savunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir.
Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Davalı bu parayı aldığını, ancak paranın davacı tarafa verdiği vekalet hizmeti karşılığı olduğunu savunmak suretiyle gerekçeli inkarda bulunmuştur. Öte yandan banka dekontlarında paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı da tarafların kabulündedir. Davalı karz ilişkisini inkar ettiğine göre karz ilişkisinin varlığını davacının kanıtlaması gerekir.
İspat yükü kendisine düşmeyen tarafın yonelttiği yemin sonuca etkili değildir. Miktar itibarı ile tanık dinlenemez. Davacı ibraz ettiği delillerle iddiasını kanıtlayamamıştır. Ne var ki, dava dilekçesi ve delil listesinde her türlü kanuni delil demek suretiyle yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/15904, K. 2009/8030, 10 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama