KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/189 E., 2008/6217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kardeşi olan davalıya yurtdışından para gönderdiğini, davalının bu para ile işyeri alıp işletmeye başladığını, Türkiye’ye döndüğünde kendisine bu işyerini devredeceğini vaad etmesine rağmen devretmediği gibi parasını da iade etmediğini, yakınlarının araya girmesi ile davalının ödeme protokolü imzaladığını ancak kendisinin bu protokoldeki şartları kabul etmediğini ve imzalamadığını, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine de davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tehditleri sonucunda protokolü imzalamak zorunda kaldığını, işyerinin davacının gönderdiği para ile alınmadığını, protokolün her iki tarafın imzasını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 25.000 YTL asıl alacak ve takip tarihinden yasal faiz ile devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı itirazın iptali ile birlikte inkar tazminatı talep etmiştir. İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve
işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/189, K. 2008/6217, 6 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama