KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/366 E., 2008/8103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olan davalının vekil olarak adına 3. şahıslar aleyhine tazminat davası açtığını ancak dava dilekçesinde kusur oranını fazla kabul etmesi nedeniyle az tazminat almasına neden olduğunu, davalının vekalet görevini özenle yerine getirmemesi nedeniyle uğradığı zarar karşılığı, munzam zararı ve manevi tazminat olmak üzere toplam 45.262.416.264 TL nın olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının talebinin Avukatlık Kanunu 40. maddesine göre zamanaşımına uğradığını, görevini gereği gibi yerine getirdiğini, davacının kusurlu olduğu savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 15.087,47 YTL maddi, 2.000,00 YTL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, avukat olan davalının kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. Davalı, davacının vekili olarak açtığı tazminat davasının dava dilekçesinde, ceza davasında 2008/366-8103
kusur oranını davacı adına %50 olarak kabul ederek tazminat talep ettiği için davacıya zarar vermiş, bu dava 26.12.2001 tarihinde kesinleşmiş, davacı bu davada verilen kararın kesinleşmesi ile zararını öğrenmiştir. Ayrıca davalı avukatın vekalet ücreti talebi ile açtığı dava, davacının avukatı davalıyı haklı olarak azlettiği, vekalet görevini yerine getirirken gerekli özeni göstermediği gerekçesi ile reddedilmiş, bu kararda da 06.02.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı tazminat davasında Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin bozma ilamında, davalı avukatın dava dilekçesinde davacı adına kusur oranını kabul eden beyanı ile tazminat miktarının indirilerek hesaplanması gerektiğini belirtmesi üzerine 21.05.2001 ve 24.05.2001 tarihinde çektiği ihtarlar ile davalıyı “gördüğüm lüzum üzerine” diyerek azletmiş, bu dava dilekçesinde davalının kendisine zarar verdiğini bu bozma ilamı ile öğrendiğini ve azlettiğini bildirmiştir.
Avukatlık Kanunu 40. maddesinde “... sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.” hükmü bulunmaktadır.
Dava 16.05.2005 tarihinde açıldığına ve davalı süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğuna, davacı da zararı azil ile öğrendiğini bildirdiğine göre bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra dava açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
...
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/366, K. 2008/8103, 10 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama