KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/376 E., 2008/5734 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 9.8.1994 tarihli vekalet ile genel yetki verdiğini, bu vekalete dayanarak davalının kendisine ait daireyi 3 yıllığına kiraya verip kira bedellerini tahsil ettiğini, bilahare aynı daireyi 3. kişiye satarak satış bedelini aldığını, yine kendisine ait dükkanı da 2 yıllığına üçüncü kişiye kiraya verip, kira bedellerini ödemediğini ileri sürerek, 3 yıllık kira bedeli 5.280 YTL., 40.500 YTL:satış bedeli ile 2 yıllık kira bedeli toplamı 48.420 YTL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, vekalete istinaden taşınmazları kiraya vermediğini, sadece daireyi sattığını, davacının talimatı ile alıcı ile protokol düzenlenip lehdarı davacı olan satış bedeli 16.000 euro üzerinden senet düzenlendiğini ve alıcının ödemeyi yapıp senedi aldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece ,16.000 Euro’nun dava tarihindeki karşılığı 28.054 YTL.nin dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline, kira bedeline ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre , davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının, davacı adına tapuya kayıtlı 624 nolu parseldeki 6 nolu meskeni davacının vekili sıfatıyla 21.11.2003 günü üçüncü kişiye sattığı ve satış bedelinin davalı vekil tarafından alındığı dosyadaki satışa ilişkin akit tablosundan anlaşılmaktadır. Davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle ... görme ve hesap verme yükümlülüğüne 2008/376-5734
aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle ,her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md.
392/1) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır.
Davalı, davacının talimatı ile alıcıdan senet alındığını ve bedelin ödendiğini savunmuş ise de, düzenlenen protokol ve senet her zaman tek taraflı olarak düzenlenmesi mümkün bulunduğundan , bu savunmasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır.. Buna göre, iade yükümlüğünün tesbitinde, taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı 21.11.2003 tarihi itibariyle gerçek sürüm değeri esas alınmalıdır.
Bu nedenle vekaleten satılan taşınmaz açısından bu şekilde belirlenecek değerin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davalının bildirdiği satış bedeli üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davacı, davalı vekilin 28 nolu büroyu, Devlet İstatistik Bölge Müdürlüğü’ne kiraya verdiğini ve kira bedellerini ödemediğini ileri sürmüş ve delil olarak davalı ile kiracı müdürlüğün imzasını taşıyan onay belgesini sunmuştur. Bu belgede yazılı kira bedellerinin vekil davalıya ödenip ödenmediği, araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Davacının bu talebi açısından da eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/376, K. 2008/5734, 28 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama