KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/1223 E., 2009/8275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı üçüncü şahıstan aldığı 4500 ve 3000 DM miktarlı iki adet bonoyu icra takibine koyması ve Cumhuriyet Savcılığı tarafından bono keşidecisi hakkında verilen takipsizlik kararına karşı itirazda bulunmaları için davalı avukatları vekil tayin ettiğini, senetleri takibe koyan davalıların alacağı tahsil etmek için herhangi bir işlem yapmamaları nedeniyle takiplerin düştüğünü ve alacağın zamanaşımına uğradığını, takipsizlik kararına itirazda edilmediğini, bu olaylardan manevi yöndende zarar gördüğünü ileri sürerek 7000 YTL manevi tazminat ile senetlerin bedeli olan 7170 YTL'nin tahsilini istemiştir.
Davalılar, davalı ...'e husumet düşmeyeceğini, takipsizlik kararına itiraz süresinin geçtiğini, senetlerden bir tanesinin fotokopi olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davalıların icra takibinde haciz işlemini yapmadıkları diğer icra takip dosyasındada itirazı hükümden düşürecek işlemde bulunmadıkları, manevi tazminatın koşullarınında oluştuğu gerekçesiyle 7170 YTL maddi 500 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı bu davada davalıların iki adet icra takibinde görevlerini ihmal etmeleri nedeniyle takiplerin düşerek alacağın zamanaşımına uğramasına neden olduklarını, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik kararına itiraz edilmediğini ileri sürerek senetlerin bedeli ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar takibin bir
tanesinin fotokopi senet örneğine dayandığını, ikinci takipte ise borçlunun başka yerde bulunması nedeniyle ve davacınında masrafını vermemesi sebebiyle işlem yapılamadığını savunmaktadırlar. Hemen belirtmek gerekirki davalı avukatlar yüklendikleri işi layıkıyla yerine getirmek zorunda olup, görevlerini ihmal etmeleri sebebiyle oluşan zarardan sorumludurlar.
Ancak sorumluluklarının kapsamı, davalı avukatların görevlerini tam olarak layıkıyla yapsalar dahi üstlendikleri işin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ile sınırlıdır. Bir başka deyişler, davalı avukatlar görevlerini tam olarak layıkıyla yapsalardı dahi üstlendikleri işin lehe sonuçlanması olanaklı değil ise davalıların sorumluluklarından bahsedilemez.
Bu itibarla öncelikle, davalı avukatların icra takiplerini devam ettirmeleri halinde alacağın tahsilinin sağlanıp sağlanamayacağı, takipsizlik kararınada itiraz edilseydi sonucun değişip değişmeyeceğinin saptanması gerekir. Şayet davalıların takibi devam ettirseler ve diğer işlemleri yapsalar dahi alacağın tahsili mümkün değil ise davalıların sorumlu olmadıklarının kabulü gereklidir.
Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, az yukarıda açıklanan hususlarda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/1223, K. 2009/8275, 16 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama