KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2114 E., 2009/8581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal-tescil-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Kooperatiften satın aldığı bağımsız bölümün tapu devrinin yapılmadığını ileri sürerek, tapunun iptali ile adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise, ödediği bedelin dava tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00 YTL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın, daha önce açılan tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gereklidir. Yasada açıklandığı üzere tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişidir.
Somut uyuşmazlıkta ise taraflar arasındaki sözleşmede, satışa konu olan bağımsız bölümün, “işyeri” niteliğinde bulunduğu belirtilmiş olduğundan, davacı yasada tanımlanan “tüketici” sıfatında bulunmadığından, olayda 4077 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığı gibi, eldeki davaya bakma görevi de Tüketici Mahkemesinin değil, Asliye Hukuk Mahkemesinindir.
O halde mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/2114, K. 2009/8581, 22 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama