KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2479 E., 2009/4962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve inkar tazminatı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalının bankadan aldığı krediye kefil olduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeniyle kefil olarak borcu ödediğini, davalının borcu karşılığında verdiği senetleri ödemediğini, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının borcunu ödemediğini, alacaklı olduğu senetlerle davacının takip yapma yetkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne, takibin 10.555,99 YTL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 6.700,00 YTL asıl alacak, 8.546,00 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.246,00 YTL üzerinden, toplam alacağa takip tarihinden itibaren %43 faiz uygulanmak suretiyle takip başlatmış olup, mahkemece “itirazın 10.555,99 YTL lik kısmının iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına” şeklinde hüküm kurulmuş olmakla faize faiz yürütülmesine karar verilmiş olunmaktadır ki, bu durum B.K.nun 104/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. i Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir.
Ne var ki, yukarıda ikinci ve üçüncü bentlerde belirtilen yanlışlıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/2479, K. 2009/4962, 13 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama