KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/3030 E., 2009/10546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı ..., davalı-karşı davacı banka tarafından dava dışı şahsa verilen kredi kartına ait sözleşmeyekendisinin kefil olduğunu,kefalet limitinin 500 TL olmasına rağmen bankanın kredi kartına ait ödenmeyen borcun tamamı bakımından kendisi hakkında icra takibi yaptığını ve maaşından kesinti yapıldığını ileri sürerek icra takibinin iptalini, fazla ödediği miktarın tahsilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı banka davanın reddini dilemiş, birleşen davada ise, davacı-karşı davalının müracaatı üzerine verilen Tüketici Hakem Heyeti kararının iptalini istemiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalı ...'nin 500 TL için kefil olduğu gerekçesiyle 500 TL ve temerrüdü dışındaki miktar bakımından borçlu olmadığının tesbitine ve bu miktar ve temerrüdü dışındaki davacıdan tahsil edilen miktarın davacıya iadesine, 500 TL ve temerrüdü dışında borç miktarı yönündeki davacı aleyhine yapılan takibin iptaline, birleşen davada konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı -karşı davacı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 388/son maddesi uyarınca, mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Dava konusu olayda davacı 500 TL ve temerrüdünden sorumlu olduğunun, bunun dışında sorumluluğunun bulunmadığının
2009/3030-10546
tesbiti ile bunlar dışında kalan ve kendisinden tahsil edilen miktarın tahsilini istemiştir. Bu itibarla öncelikle davacı-karşı davalının sorumlu olduğu kefalet miktarı ve temerrüt nedeniyle borçlu bulunduğu miktarın açıkça tesbit edilmesi gerekir. Akabinde davacıdan tahsil edilen miktardan davacıya iade edilmesi gereken miktarında belirlenmesi zorunludur.
Oysaki mahkeme kararının hüküm kısmının bu unsurları taşımadığı, davacının sorumlu olduğu asıl borç ile temerrüdü nedeniyle oluşan borcun ve davacıdan fazla para tahsil edilmişse bunun miktarı ve iadesi gereken miktarın açıkça belirlenmediği, hükmün bu haliyle infazda tereddüt yaratacak şekilde ve usulün 388.maddesine aykırı olacak biçimde yazıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemenin değinilen bu yöne aykırı olarak yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/3030, K. 2009/10546, 29 Eylül 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama