İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /13. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 13. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/2876 K.2010/12681

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya…

Esas2010/2876Karar2010/12681Tarih5 Ekim 2010Okuma6 dk · 1.286 kelime

KÜNYE

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/2876 E., 2010/12681 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Ekim 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.286 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 3.12.2002 tarihinde verilen vekaletnameyle davalı şirkete 6 yıldan fazla hukuki danışmanlık hizmeti verdiği gibi, 20’den fazla davasını da takip ettiğini, takip ettiği işlerle ilgili tüm yargılama harç ve masraflarını da kendisinin karşıladığını, ne var ki yaptığı giderler ve vekalet ücretlerinin ödenmediğini, davalı şirket yetkilisi ile yapılan görüşmede, vekalet ücretleri ile harç ve masraflar nedeniyle toplam 152.337,00 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, bu nedenle davalı şirketin alacaklısı olduğu İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2007/749 esas sayılı takip dosyasından tahsil edilecek 190.400,00 TL’den,

masraf ve vekalet ücreti alacaklarına mahsuben şimdilik 90.400,00 TL’nin kendisinde kalmasının kabul edildiğini, Bu anlaşma doğrultusunda tahsil etmiş olduğu 190.400,00 TL’nin, 90.400,00 TL’lik kısmını elinde tutarak, bakiyesini davalı şirkete verdiğini, ne var ki davalı şirket tarafından gönderilen 4.11.2008 tarihli ihtarla, 90.400,00 TL’nin de iadesinin talep edildiğini, 11.11.2008 tarihli ihtarla da azledildiğini, oysa ki davalı şirketten 61.937,00 TL daha vekalet ücreti alacağı bulunduğunu ileri sürerek,

fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 50.000,00 TL’nin azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket, davacının icra dosyasından vekaleten çekmiş olduğu şirkete ait 190.400,00 TL’nin 100.000,00 TL’lik kısmını şirkete ödediği halde, bakiyesini yedinde tuttuğunu, bu hususu kendilerine de bildirmediğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir görüşme ve anlaşmanın bulunmadığını, 4.11.2008 tarihli ihtarla ödenmeyen bedelin iadesini istemelerine rağmen, cevap verilmediğini, davacıyı haklı olarak 11.11.2008 tarihli ihtarla

2010/2876-12681

azlettiklerini, dava ve takip masraflarının davacı tarafından karşılandığının da doğru olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiş, birleştirilen İzmir 3. asliye Hukuk Mahkemesine ait 2009/2 esas sayılı dava ile de, maddi ve manevi tazminat hakları ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı (birleşen davanın davalısı) avukatın yedinde bulunan alacakları nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL’nin ödetilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, 28.5.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 24.6.2009 tarihli ek rapor hükme esas alınarak, azlin haklı olmadığı benimsenmiş, davacı avukata ödenmeyen vekalet ücretleri ile yaptığı kabul edilen masraflar hesaplanıp, tespit edilen bu miktardan davacının yedinde bulunan 90.400,00 TL’nin mahsubundan sonra kalan 40.217,00 TL’nin davacıya ödenmesi gerektiği kabul edilerek, asıl davanın kabulüne, 40.217,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı (birleşen davanın davacısı) şirket tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı avukatın, 3.12.2002 tarihli vekaletname ile davalı şirketin vekili sıfatıyla hukuki danışmanlık hizmeti verdiği, dava ve icra dosyalarını takip ettiği, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2007/749 esas sayılı dosyasından davalı şirkete vekaleten 31.10.2008 tarihinde 190.400,00 TL tahsil ettiği, bu miktarın 100.000,00 TL’lik kısmını aynı tarihte davalıya ödeyip, bakiyesini ücret ve masraf alacaklarına karşılık yedinde tuttuğu, davalı şirket tarafından ödenmeyen miktarın iadesi için 4.11.2008 tarihli ihtarın gönderildiği, daha sonra da davacının 11.11.2008 tarihli ihtarla azledildiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davacı, söz konusu icra dosyasında bulunan şirkete ait alacaktan 90.400,00 TL’lik kısmının masraf ve ücret alacaklarına karşılık kendisinde kalması konusunda davalı müvekkilinin bilgisi ve rızasının bulunduğunu iddia etmişse de, bu iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır.

Bu durumda, müvekkiline vekaleten icra dosyasından tahsil etmiş olduğu miktarın bir kısmını, ücret ve masraf alacaklarına karşılık yedinde tutan davacının, hukuki tanımıyla Avukatlık Kanununun 166. maddesinde düzenlenen hapis hakkını kullanan avukatın, hapis hakkını doğru zamanda ve gerektiği kadar kullanıp kullanmadığının denetlenmesi, bunun sonucuna göre de davacı vekilin, müvekkili tarafından azledilmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının belirlenmesi zorunludur.

Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanununun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin ... sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı

2010/2876-12681

oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” Hükmü bulunmaktadır.

Öte yandan avukat, ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden hapis hakkını kullanabilir. Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “...avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, ... ve işlemler ücreti karşılığıdır.” Hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemeyeceği gibi bu noktada hapis hakkını da kullanamaz.

Hapis hakkı ile ilgili bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa.

Her ne kadar, dosya kapsamı ve tarafların beyanlarından, hapis hakkının kullanıldığı tarihte, davacı tarafından takip edilen bir kısım işlerin sonuçlandırıldığı, dolayısıyla davacının bu tarih itibariyle muaccel olan bir miktar vekalet ücreti alacağı bulunduğu anlaşılmakta ise de, hapis hakkının, muaccel olan vekalet ücreti alacakları oranında kullanılıp kullanılmadığı, dosyada mevcut olan bilirkişi raporundan anlaşılamadığı gibi, mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme de yapılmamıştır.

O halde somut olayda, azlin haklı olup olmadığının tespiti için, öncelikle hapis hakkının kullanıldığı tarihte muaccel olan vekalet ücreti alacakları belirlenip, hapis hakkının, Avukatlık Kanunu ve meslek kuralları hükümlerine göre, usulüne uygun olarak ve gerektiği gibi kullanılıp kullanılmadığı denetlenmek suretiyle, davacının söz konusu tarih itibariyle muaccel olan vekalet ücreti alacaklarından daha fazla bir miktarı zimmetinde tutarak davalıya ödemediğinin ve hapis hakkının usulüne uygun olarak kullanılmadığının tespiti halinde azlin haklı,

tersi durumda ise azlin haksız olduğunun kabulü ile bunun gerektireceği sonuçlara göre hüküm kurulması gereklidir. Azlin haksız olduğunun belirlenmesi halinde, davacı avukatın, dava tarihi itibariyle belirlenecek olan bakiye ücret alacaklarının tahsilini talep edebileceği, buna karşılık azlin haklı olduğunun belirlenmesi halinde ise, davacının ancak, azil tarihi itibariyle tamamlanıp, sonuçlanan işlerden dolayı vekalet ücretinin tahsilini isteyebileceği kabul edilmelidir.

Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, yeterli araştırma yapılmadan, azlin haksız olduğu

2010/2876-12681 kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya ayıkırı olup bozmayı gerektirir.

2-Avukatlık Kanununun 173/2. maddesinde, “Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler, ... sahibinin sorumluluğu altında olup, avukat tarafından ilk istekle avukata veya gerektiği yere ödenir.

Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeteri kadar avansın ... sahibi tarafından verilmiş olması gerekir.” Hükmü mevcut olup, bu hüküm gereğince, işin görülmesi için gerekli olan tüm masrafların ... sahibi tarafından işin başında avukata ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilmeli, bunun aksini ileri süren, başka bir ifade ile müvekkilinden masraflar için avans almadığını iddia eden avukatın da, bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir.

Dava konusu olayda davalı avukat, her ne kadar dava konusu takip ve dosyalarla ilgili tüm yargılama giderlerinin kendisi tarafından yapıldığını ileri sürmüşse de, “masrafların işin başında alınmadığı” konusundaki bu ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğinden, takip ve davalara ilişkin masrafların işin başında avukata verildiğinin kabul edilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yargılama giderlerinin de davacı avukat tarafından yapıldığı kabul edilerek, hesap edilen bu kalem istemin de davalı müvekkilden tahsiline karar verilmiş olması da, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün, 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı (birleşen davada davacı) yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.497.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/2876, K. 2010/12681, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2876
Karar No
2010/12681
Tarih
5 Ekim 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2010/2877 K.2010/5646
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/2878 K.2010/11971
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2010/2881 K.2010/10191
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/2881 K.2010/11972
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/2882 K.2010/11973
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/2884 K.2010/14867

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.