KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2012/20008 E., 2013/943 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı şirket yönünden davanın kabulüne diğer davalı hakkındaki davanın reddine kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl dava ile, davalılara 75.000 ... borç para verdiğini, davalı ...'un aynı zamanda davalı şirketin yetkilisi olduğunu, bu nedenle de borcu gösteren bonoyu davalı ...'nin hem kendi adına hem şirket adına imzaladığını belirterek, 15.000TL alacağın ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş; ıslah dilekçesi ile talebini 59.427,50TL olmak üzere artırmış; birleşen davasında ise davalı ...'ye 50.000 ... borç para verdiğini ancak ödenmediğini iddia ederek, alacağın ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; ıslah dilekçesi ile talebini 46.285,00TL olmak üzere artırmıştır.
Davalılar, davacıya ödeme yapıldığını, borcun kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalının verilen kesin mehilden sonra ödemeye ilişkin belgelerini ibraz etmesi nedeniyle, asıl dava bakımından, ... yönünden açılan davanın reddine, davalı şirket aleyhinde açılan davanın kabulü ile; 59427,50 TL'nin 28/01/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine; birleşen dava bakımından, davanın kabulü ile; 46285,00TL'nin 28/01/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte birleştirilen davanın davalısı Sabri'den alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyanın incelenmesinde, mahkemece 23.06.2011 tarihinde davalı tarafa ara kararla verilen 20 günlük kesin süre usulüne uygun olmadığı gibi, ara kararda kesin süreye uyulmaması halinde bunun sonuçlarının ne olacağı da davalı tarafa anlatılmamıştır. Diğer taraftan davalı taraf aynı tarihli oturumda kendisini vekil aracılığı ile temsil ettirmediği için verilen kesin süre geçerli kabul edilemez.
Kaldı ki, davalı savunmasıyla davacıya olan borcunu ödediğini savunduğundan ve ödemeye ilişkin bir takım belgeler ibraz ettiğinden, verilen sürelerin kesin olduğu bir an için kabul edilse dahi, ödemeye ilişkin savunma karşısında deliller her halukarda değerlendirilmelidir.
Öyle olunca, davalının ödemeye ilişkin tüm delilleri toplanarak incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, mahkemece değinilen bu hususların göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/20008, K. 2013/943, 9 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama