KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2016/753 E., 2016/5069 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan 563.080,00TL konut kredisi kullandığını, kendisinden haksız olarak kredi kullandırma ve dosya masrafı adı altında kanunsuz olarak 10.441,41 TL kesildiğini ileri sürerek haksız olarak kesilen 10.441,41TL'nin en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 10.441,41TL'nin 26.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 10.441,41 TL'nin davalı bankadan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Bilirkişi tarafından davacıdan haksız olarak tahsil edilen miktarın 10.441,41 TL olduğu, yasal faizi ile talep edilebileceği, böylece davacının talep edebileceği belirlenmiş olduğu, mahkemece bilirkişi tarafından belirlenen 10.441,41TL' nin 26.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.
Dava konusu olayda davacı, kendisinden haksız olarak kesilen dava konusu miktarların ödenmesi için dava tarihinden önce davalıya ihtar çekerek onu temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmemiştir. Bu itibarla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması zorunludur.
O halde, mahkemece hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7. Maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/753, K. 2016/5069, 19 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama