KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2017/5164 E., 2019/3228 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının hisse sahibi olduğu bir binayı tapuda yapılan resmi satış sözleşmesiyle devraldığını, devirden bir gün önce davalının bir tahliye taahhütnamesi imzaladığını, bu taahhütnamenin noterde de onaylandığını, 09.08.2011 tarihinde imzalanan bu taahhütnameyle davalının 15.11.2011 tarihine kadar binada oturan tüm kiracıların evlerini tahliye edeceklerini taahhüt ederek, tahliye etmedikleri takdirde ise kendisine ceza-i şart olarak 100.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini, kiracıların tamamının tahliye edilmediğini, bu nedenle sözleşme gereği hak ettiği ceza-i şartın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptaline ilişkin olup, davacı, davalının da hisse sahibi olduğu bir binayı tapudan devraldığını, bir gün öncesinde ise davalının, binadaki tüm kiracıların belli bir tarihe kadar taşınmazı tahliye edecekleri konusunda taahhütname imzaladığını, taahhütnameye tahliyenin gerçekleşmemesi ihtimaline binaen bir ceza-i şart maddesi koyulduğunu, binanın taahhütnamede yazılı tarihte tam olarak tahliye edilmediğini bu nedenle ceza-i şart alacağının doğduğunu iddia etmiş, davalı ise evinden ayrılmayan tek bir kiracı kaldığını,
bu kiracı ile yapılan görüşmelerde kiracının davacı ile görüştüğünü ve davacı tarafından kendisine mehil verildiğini söylediğini savunmuştur.
Mahkemece, ceza koşulu içeren ve borçlunun durumunu ağırlaştıran bu sözleşmenin asıl sözleşme olan taşınmaz satış sözleşmesinin şekil şartına tabi olması gerektiği ve bu resmi şekil şartına uyulmadan hazırlandığından geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye dayalı ceza-i şart talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, dava konusu taahhütname, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 128.
(818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110) maddesinde düzenlenen 3. kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olup, geçerlilik yönünden şekle tabi değildir. Kaldı ki, söz konusu taahhütname Beyoğlu 20. Noterliği tarafından onaylanmıştır.
Bu durumda, taahhütname ve ceza- i şarta ilişkin kısım geçerli olup, bu doğrultuda deliller toplanarak, tarafların esasa ilişkin iddia ve savunmaları üzerinde durulmak suretiyle değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanlış değerlendirme ve eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/5164, K. 2019/3228, 13 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama