KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/10673 E., 2006/11420 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiası ile açılmış, mahkemece istek kabul edilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptaline yayla niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
1-... taşınmazın 1992 yılında Belediye teşkilatı kurulan, 19.1.2002 tarihinde imar planı kesinleşen ... ilçesi ... Beldesinde bulunduğu, taşınmazda ve çevresinde yapılaşmalar olduğu, etrafında ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarıyla bilinen yaylaların bulunduğu, 950-1200 rakımda olduğu, ... yere yakın mesafede ... mahallesinde bulunan 1200-1250 rakımlı bir taşınmazın aynı nedenle dava konusu edildiği ve Hukuk Genel Kurulunun 31.1.2001 tarih, 2000/8-1836 Esas 2001/13 Karar sayılı ilamı ile yayla kabul edildiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, mahallinde yapılan keşif, keşif sonucu verilen bilirkişi raporları ile sabittir. Taraflar arasında bu hususlarda ihtilaf olmadığı gibi mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
... taşınmazın bulunduğu bölge herkezce bilinen maruf ve meşhur “... yaylasıdır” Burası ülkemizin en büyük yaylalarından biri olup davalı taşınmazın bağlı bulunduğu belde ile birlikte az yukarıda sayılan tüm yaylalarla beraber bir bütünü oluşturmaktadır. Bütünün içindeki bir bölümün değişik isimle anılması ona farklı işlem yapılmasını gerektirmez. Bütünün tabi olduğu uygulama onun içinde geçerlidir.
Yayla olan yerin sakinleri tarafından amacınındışında yazlık evler yapılarak yaygın yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet verilmesi, bağlı bulunduğu belde de Belediye teşkilatı kurulması, hizmet binalarının yapılması, imarın geçerek kesinleşmesi, kısa veya uzun süreli özel mülkiyete dönüştürülerek kullanılıyor olması az yukarıdaki hukuki düzenlemeler kapsamında taşınmazın öncesinin ... yayla olma gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Hukuk Genel Kurulu Kararı sonucu yayla olduğu kabul edilen yerle çekişmeli taşınmaz arasında farklı işlem yapılmasını gerektiren fazla bir mesafe ve rakım farkı da bulunmamaktadır.
HUMK.nun 238/2.maddesine göre “Maruf ve Meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz.” Davalı taşınmazın bulunduğu ... Yaylası sadece bölge halkı tarafından bilinen bir yer değil herkesin bildiği tanıdığı yurt genelinde maruf olan bir yerdir. Öncesi ..., maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılaşma sonucu yerleşme alanı haline getirilen bu yerin ... nazaran daha serin olmasından ötürü niteliğinin değiştirilerek yazlık yapı olarak kullanılması taşınmazın “yayla” olma özelliğini kaybettirmez. Bilinen bu gerçekler karşısında davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Kayıt malikinin adı tapuda ve kadastro tutanagında Kamil olarak yazılıdır. Davalının adı ise Kemal'dir. Husumet yöneltilen Kamil ile Kemal'in aynı kişi olup olmadıkları anlaşılamamaktadır. Husumetin kayıt malikine yöneltilip yöneltilmediği saptanarak sonucu doğrultusunda karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, harcın 332.10 YTL olması gerekirken 322.10 YTL olarak belirlenip 10 YTL eksik hesaplanmasıda doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/10673, K. 2006/11420, 17 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama